Son Haberler
10.02.2012 Cuma 08:19
USD 1,7550 EUR 2,3310 EUR/USD 1,3282 IMKB100   60162/%0,00
ISTANBUL Cuma: -1°C/3°CCumartesi: -1°C/5°CPazar: 1°C/6°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

Seçim sonuçları açıklanmadan az önce bazı yazarların tahminleri
Hülya Okur’un 29 Mart öncesi HaberX okurları için sorular yönelttiği köşe yazarları, seçim ve sonrasına ilişkin bakın neler dediler. 30.03.2009 10:37

Hülya Okur-HaberX

Türkiye Gazetesi Metiner Sezer

Seçimlerin iyi bir havada ve gerilimsiz geçmiş olmasını, ülke geleceği için olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyorum. Bu bir.
Miting meydanlarında yapılan konuşmaları şöyle bir özetleyerek gelmek istiyorum bugüne. Bu da iki. Liderlerin dişe dokunur bir mesajını göremedim ben şahsen. Bu durum elem verici. Evet, arz talep meselesi. Şayet vatandaş maymuna bakmaya meraklıysa, liderler de maymun gösterecektir elbette ki ama bu durumun değişmesi lazım.
Değişecek de. Türkiye’nin önünde AB kriterleri var. Hem toplumu, hem de liderleri belli bir yere taşıyacaktır bu kriterler. Bundan şüphe yok. Toplum sosyal ve ekonomik refahını isteyecek; siyasetçiler de bu sorumluluklarını yerine getirmek için daha tutarlı ve ayakları yere basan politikalar üretmeye mecbur kalacaklardır.
Bu da siyasi arenada yer alan partilerin kendilerini yeniden tarif etmeleri gerektiği anlamına gelir.
Ak Parti’nin 29 Mart Seçimleri’nden başarıyla çıkacağını söylemek pek zor değil. Ancak, önümüzdeki dönem bu başırının devam ettirilmesini fazlasıyla güçleştirecek zorluklarla dolu. En zorlusu da ekonomik kriz. Hükümetin bu krizi başarıyla yönetip yönetemeyeceğini şimdiden söylemek zor tabbi. De... krizin uzaması halinde yıpranması kaçınılmaz olacaktır.
Bir de doğu ve güneyimizde yaşanan sıcak gelişmeler var. Türkiye bu sıcak atmosferin gerginliğini henüz fazla yaşamadı. Önümüzdeki senelerde çok sancılı bir süreçle karşılaşacaktır Türkiye. Bu süreci nasıl ve hangi strateji ile atlatacak? Doğrusu merak ediyorum!
Önümüzdeki 3-5 sene içinde tahminlerimizin ötesinde bir değişim yaşayacağımız kesin. Geriye sadece bu süreci doğru yönetmek kalıyor. Bekleyip göreceğiz.

Zaman Gazetesi Yazarı Nedim Hazar

 

Böyle olur Türk’ün seçimi
Biz Türkler yeryüzünde hiçbir millete nasip olmayan bir takım özelliklere haiz, bir kısım donanımlara sahibiz. Bunlardan biri –belki birincisi- en olumlu şeylerde bile bir olumsuzluk bulup bir şekilde onu ön plana çıkardığımız gibi, en olumsuz ve karamsar vukuat ve olgulardan muazzam pozitif derlemeler yapabiliyoruz. Keza çok faydalı alet edavatı bir şekilde felaket aparatına, aksi; zararlı ve negatif şeyleri de millet-memleket adına faydalı mühimmata tagayyür edebiliyoruz.
Dolayısıyla Demokrasi’gibi, ‘sandık’ gibi, ‘seçim’ gibi modern toplumlar için hayati anlamlar ifade eden olgular bizim için çok fazla anlam referansı olmayabiliyor. Ki bizzat YARSAV Başkanı muhterem bile –elbette ki siyasi kaygılarla- “Sandık da neymiş’ türünden açıklamalar yapabiliyor. Başka bir ülkede bir yargıcın böyle demesi mizah tarihine geçerdi sanırım.
Baykal milletler için ne ifade eder çok bilmiyorum ama seçim bizim milletimiz için ‘şamata’ demek biraz. Yer gök bayrak ve son albümü çıkmış kasaba türkücüsü gibi poz veren portrelerin yer aldığı afişlerle dolu sokaklar. Bangır bangır bağıran ve şehirlerarası lokanta anonsçularından bile beter ve anlaşılmaz olan seçim propaganda araçları, ‘vay efendim sen böyle dedin de, ben böyle ettim de’ şeklinde ibrik yarıştıran siyasiler, ideolojik yahut ticari olarak bir şekilde kendini bir siyasi kampın merkezine konumlandıran medya…
İtiraf etmek lazım ki, çok sağlıklı görünmemesine rağmen, çok şenlikli bir durum bu.
Bu ülkede siyasetin seçim, sandık, propaganda, plan, program ile filan yapılmadığını, mücadelenin çok farklı düzlemlerde yapıldığını Ergenekon Davası vesilesiyle son derece net bir şekilde görüyoruz. ‘bakalım kimlere oy vermişsiniz?’ şeklinde sandıkların açıldığı askeri lojman ve birliklerin olduğu bir dönem ve ülkede, sağlıklı bir demokrasiden bahsetmek Pollyannacılıktan bile ileri bir safdilliktir. Yüksek Seçim Kurulu’nun ‘nasıl yapsak da vatandaşın oy kullanmasını zora soksak?’ şeklinde ironik sıkıntılar yaşandığı bir toplumda bu kadar özgür ve medeni seçim ortamı bile bana inanılmaz lüks ve yeterli geliyor!
Ki ülkemizin siyasi geçmişine baktığımızda, yaşadığımız tüm o kanlı ve sıkıntılı tarihimiz bugünlerin siyaseten cennet olduğunu haykırıyor bize.
Geçtiğimiz hafta İstanbul’da 5 parti aynı gün miting yaptı. Hatta bunlardan üçü bir meydanda peş peşe yaptı mitingini. Bilmem siz farkettiniz mi ama ne bir olay oldu, ne hır ne gür! Benim için inanılmaz bir tabloydu. CHPliler seçim meydanından çıkarken SPliler olay mahalline giriyordu ve birbirlerine gülümseyip, bayrak sallayarak! Buna sevinilmez de ne yapılır?
Bakmayın siz siyasilerin çok bel altı, terbiye sınırlarını zorladıkları söylenen üsluplarına. Bence epey eğlenceli ve hoştu. Recep İvedikli, Küçük Emrahlı pankartlar şahane birer renkti benim açımdan. Tıpkı birbiriyle neredeyse yüzde 15’lik farklar bulunan seçim öncesi anketlerin renkliliği gibi. Bence anket şirketlerinin hepsi haklıydı ve doğruydu. Zira biz millet olarak bir günde bir siyasi partiden desteğimizi çekip, başka birini göklere çıkarabiliriz. Unutmayalım merhum Ecevit bir seçimde yüzde 20’yi geçmiş bir sonrakinden barajın altında kalabilmişti. Ülke aynı ülke, lider aynı lider, parti aynı parti olduğu halde hem de! Aslında seçmen de aynı seçmendi.
İşte bu seçmen profilini en iyi kavrayabilen siyasetçilerin kazanacağı bir seçim olacak bu.
Şu anda bu okumayı en iyi yapabilen Tayyip Erdoğan gibi görünüyor. Bir sonraki seçimde bu kadar rahat olabileceğini düşünmüyorum. Zira ANAP ve DP liderlerinin de bu sırrı çözmeye başladıklarını gördüm ben.
Seçim sonuçlarına gelince. Size hemen kesin sonuçları söyleyeyim: Hepsi kazanacak! Göreceksiniz hiçbir siyasi parti ve lider kaybetmeyecek bu seçimde de. Hatırlar mısınız –Allah selamet versin- Reha Muhtarlı dönemlerde televizyonların reyting şampiyonluklarını yorumlamaları vardı. Kimi ‘efendim 8’i üç geçe biz liderdik dolayısıyla galibiz’ derken, kimi ‘9’u beş geçe prime time’de AB’nin bilmem nesi bizi tercih etti, Türkiye bizi izledi’ türünden birincilik ilan ediyordu. Partiler ve liderler de böyle olacak anlayacağınız. Kimi ‘İl genel meclisi baz alındığında oylarımızı katladık’ derken, kimi ‘geçen yerel seçimlere bakılırsa ezici bir galibiyetimiz var’ diyecek.
Ne güzel bir şey aslında; mağlubu olmayan bir seçim yaşayacağız!
Ve yine herşeyi devletten bekleyecek vatandaş, yine helikopterlere 3 kuruşluk telsiz cihazı takmayacak, yine deprem bölgsindeki hasarlı evimize sağlam raporu versin diye yetkililere rüşvet teklif edeceğiz. Kimilerimiz yine ‘demokrasi sandıkta olmaz’ filan diyecek, kimileri ‘paşam masaya yumruğunuzu vurmanızı beklerdik’ şeklinde manşetler çakacaktır.
Belediyelerimiz yine bir dahaki seçime kadar yolları ellemeyecek, beyaz eşyacılar bir süre krizi hissedecek ne yazık ki! Ve yine bazı siyasilerimiz ‘ülkeye seçim lazım’ şeklinde demeçler ile bu şahane ve demokratik ortamı tekrar yaşamamız için iktidarı zorlayacaktır.

Milli Gazete Yazarı Emre Miyasoğlu

 

2009 yerel seçimlerine yaklaşırken farklı bir seçim süreci yaşadık. Parti genel başkanlarının, bu seçimi belediye seçimlerinden çıkarıp adeta genel seçim havasına soktular. Siyasetçilerde pek de yabancı olmadığımız asabi üslup, bu seçim kampanyası sırasında gerçekten haddi aştı. Milletin önünde örnek olduklarını unutan siyasilerimiz, başta Baykal, Bahçeli ve Erdoğan neredeyse RTÜK’ün eline düşecek konuşmalar yaptılar.
Kılıçdaroğlu’nun boş dosyalarla kanal kanal gezip Melih Gökçek’i adeta avlama çabası Ankara Belediye Başkanlığı’na aday olacağı izlenimi uyandırmıştı. Ama Kılıçdaroğlu’nun boş dosyalarla mantığa hiç sığmayan bir şekilde parlaması Baykal’ın koltuğunu sarsma ihtimalini biraz olsun akıllara getirince, birden ’yolsuzluk avcısı’ İstanbul Belediye Başkanlığına aday oluverdi. Kılıçdaroğlu, CHP içinde olası bir mücadeleden kurtulmak isteyen Baykal tarafından safdışı bırakılmak için bir oyalama kağıdı olarak İstanbul adayı gösterildiğini biliyor mu, farkında mı bilinmez, ama Topbaş’ın tekrar kazanma ihtimalinin çok yüksek olduğu İstanbul’da Sayın Kılıçdaroğlu yıldızı seçim akşamına kadar parlak kalacak. Kılıçdaroğlu’nun kendisinin bile büyük ihtimalle şaşırdığı sosyolojik hiçbir tesbite uymayacak yükselişi seçim sonuçlarından sonra balon gibi patlayacaktır.
’Yandaş medya’ olarak tarif edilen bir kısım medyanın, seçim sürecinde Saadet Partisi’ne ve adaylarına gösterdiği ’olağanüstü ilgi’ de büyük oranda sonuçsuz kalacaktır. Dün ’irticacı’ ve ’rejimi tehdit edenler’ olarak gördükleri Milli Görüşün yerel seçimlerde desteklenmesinde hiçbir beis görmeyen samimiyetsiz çevreler, bu yolla akıllarınca AKP’den SP’ye oy kaymasını sağlamaya çabaladılar. Baykal liderliğindeki CHP’nin çok sert ama etkisiz muhalefetinin, AKP hegomonyasını sarsamayacağını anlayanlar, birkaç puan da olsa kaybetmesinin tek yolu olarak SP’den AKP’ye kayan oyları geri getirmeyi sağlamaktı. Bunu hem SP’ye karşı daha sıcak, yakın üslup kullanarak, mitinglerine canlı yayın araçları göndererek, miting alanlarından canlı programlar yaparak ve aslında küçümsedikleri SP gücünü (inanmadıkları halde) çok büyük göstermeye çalışarak yaptılar. Bunun CHP ile danışıklı olarak yapıldığının görsel kanıtını hepimiz gördük, sözlü olarak kanıtı da seçimden birkaç gün önce Kılıçdaroğlu’nun katıldığı bir tv programının arasında "Her türlü p...luğu yaptıkları"ydı.
Bu gibi vicdan ve yargı sahibi insanlar için çok şey ifade etmekle birlikte, siyasete futbol fanatizmiyle bakanların fikirlerini değiştirecek çapta olaylar değildir. Türkiye’de maalesef, siyaset politikanın gerisinindedir ve en tepedeki siyasetçiden en alttaki seçmene kadar pek çok insan tabulaşmış, kemikleşmiş fikir duvarları içerisinde gerçekleri inatla görmemeyi sürdürmektedir.
Sonuç olarak AKP yerel seçimlerden de hiç şüphesiz galip olarak ayrılacaktır. CHP’nin içindeki muhalifler, Baykal yönetimindeki sert, kabadayıca ama cılız ve etkisiz muhalefete sebep olanlara daha çok tepki duymaya başlayacaklardır. SP genel seçimlerin iki misli bir puan toplayarak Numan Kurtulmuş’la birlikte biraz nefes alacak ve ivme kazanacaktır. MHP bence bu seçimin en etkisiz partilerinden biri olarak kalacaktır. Bunda Hakkın rahmetine kavuşan çok değerli vatan evladı, mücahit Muhsin Yazıcıoğlu’nun partisi BBP’ye bazı oyların kayacağını da hesap etmek gerekir. Çünkü bizim milletimiz çok duyarlı bir millettir ve çoğu zaman duygular ön plana çıkar.

YeniÇağ gazetesi Yazarı Afşin SELİM

 

29 Mart yerel seçimlerinin neticesine dair tablonun nasıl olacağı hususu hakkında; pek de şaşırtıcı olmayacağını belirtmek isterim. Burada; AKP’nin İzmir’i, Adana’yı, Diyarbakır’ı, Eskişehir’i alamayacağından uzun uzun bahsetmeye gerek yok sanırım. Her ne kadar bu seçim yerel seçim de olsa, bazı istisnalar dışında, seçmenin mührü parti amblemlerine kayacaktır. Malûm olduğu üzere, çoğu vilayette seçim heyecansız bir şekilde; Sayın Recep Tayyip Erdoğan, CHP ve MHP arasında geçmektedir. Normal şartlar altında, oy kaybına uğraması gereken iktidar partisinin halen daha yüzde 40 ve 50 civarında oy alacak olması, muhalefet partileriyle(Sayın Numan Kurtulmuş hariç) yakından alâkalıdır. Muhtemelen edinecekleri sonuçlara kendilerini  her halükârda hazırlamış olmalarından dolayı, tatmin de olacaklardır, hattâ bunu başarı kabul edeceklerdir. Bir düşünürün dediği gibi; demokrasilerde çareler tükenmez ama, bulunan çarelerle demokrasi tükenir. Fakat her şeye rağmen, bu seçimin seçenler ve seçilmişlere rağmen, mali ve manevi kriz yaşayan Türkiye ve seçmeni için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Şu tip bir kötümserliğimde yok değil aslında: “Oy kullanarak bir şeyler değiştirilebilseydi, yasa dışı ilan edilirdi.”

Birgün Gazetesi Adnan Tönel

Çok uluslu ya da yerel bazlı güçlerin, para akışını veya ticareti kolayca sağlayabilecekleri adayları, vitrin olarak seslerini duyurabilecekleri yerel temsilcilerini ilçe bazlı öne sürmüşlerdir muhakkak. Bu nedenle, seçimlerde uygulaya geldikleri sömürü politikalarına destek isteyeceklerdir. İl, ilçe, belde ve mahallelerde emekçilerin demokrasi anlayışını özümsemiş toplumsal muhalefet ve bütünleştirici dinamikleri  kapsayan, halkın çıkarlarını temel alan programlar çerçevesinde ortaya çıkacak adayların belirleyici olmasını gönlümüz arzu ediyor.

Taraf Gazetesi Önder Aytac & Emre Uslu

 

Deniz Baykal AKP’nin başarı sayılacak oy oranını “yüzde 52’den aşağıda olmamalı” şeklinde açıkladı. İki genel, bir yerel seçim atlatmış ve ikinci yerel seçimlere hazırlanan iktidar partisinin, iktidar olmanın verdiği yıpranmışlıkla bir miktar oy kaybetmesi oldukça doğal. Yine Ergenekon gibi bir terör örgütü (E-TÖ) ile uğraşması, ABD merkezli global ekonomik çöküşün bizi ‘teğet geçse’ de varlığı, Ortadoğu’da daha etkin ve aktif bir dış politika yürütmenin risklerinin mevcudiyetine rağmen, ana muhalefet liderinin AKP’ye yüzde 52’lik bir oy oranı biçmesi söz konusu. Kanımızca bütün muhalefet partisi liderleri politikayı bırakmalı, Erdoğan da, Venezuela’da olduğu gibi, kendini ömür boyu iktidar sayacak bir referandum kararı alması mı gerekli acaba? Bu bağlamda Baykal’ın çıtası ne yazık ki ana muhalefette bile aciz kaldığının ve Bahçeli’ye muhalefet liderliğini kaptırdığının göstergesi. Elbette Baykal’ın CHP’nin başında olması da AKP için büyük avantaj.

Doğudaki seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelere baktığımızda, A ve G araştırma şirketinin sahibi Adil Gür’ün bazı değerlendirmeleri önemli. Öncelikle “bu seçim iki partili olacak.” Türkiye’nin diğer illeri gibi doğuda da partiler, AKP’ye karşı en güçlü adayın arkasında birleşme yoluna gidecekler. Ayrıca; 2007 seçimlerinden sonra başbakanın Kürt sorununda hiçbir yeni politik açılım getirmemesi ve eskinin derin statükocu söylemlerine geri dönmesi, AKP’nin bölgedeki imajını olumsuz yönde etkiledi. Elbette, TRT-6 açılımı da bölge seçmeninin dikkatinden kaçmayacak bir önemli atak. Yine Adil Gür’ün değerlendirmesine göre; başbakanın “kimi aday göstersem zaten kazanır” düşüncesi ya da bölge milletvekillerinin basiretsiz yönlendirmeleriyle özellikle; Ağrı, Batman, Siirt, Urfa, Diyarbakır (büyükşehir belediyesi hariç) gibi illerdeki başkan adayı seçimlerinin isabetliliği konuları da oldukça tartışmalı. Örneğin Siirt’te DTP adayı Selim Sadak olunca, bu kentteki dostlar, Mervan Gül’ün dışındaki her adayın seçimleri AKP’ye kazandıracağını dillendiriyorlardı ki, AKP’nin daha önceden MHP, CHP, DYP ve bağımsızdan aday olup, hiçbirinde de başarılı olamayan Kasım Ceylan’ı açıklaması çok ilginç karşılandı. AKP’nin Siirt’i neden ve kime ikram ettiği şimdiden merak konusu. 

Diyarbakır da ise durum gerçekten de ilginç. Adil Gür; “AKP Diyarbakır’da oyunu arttırır ancak seçim kazanamaz ve AKP’ye yüzde 35, DTP’ye yüzde 55 oy” öngörüyor. Oysa AKP’nin 2007 genel seçiminde aldığı oy oranı yüzde 40. Son on yıl içerisinde DTP Diyarbakır’da yalnızca bir kez yüzde 55’i yakaladı. 2002 genel seçiminde HADEP yüzde 56 oy aldı. Bundan önce de rakipsiz girdiği 1999 yerel seçimlerinde aldığı oy oranı ise yüzde 40. 2004’teki yerel seçimlerde aldığı oy ise yüzde 41. Yani her seferinde yerel seçimlerdeki oy oranları genel seçimlere göre en az yüzde 5-15 arasında düşme gösteriyor. Son seçimlerde de DTP’nin oyu yüzde 47. 2009 döneminde DTP’nin söylemlerinde küçük de olsa bazı değişiklikler var. Artık yalnızca “oyunu kendine ver”, “düzen partilerine oy verme” propagandası ile yetinmiyorlar. Özellikle büyükşehir belediyesinin hizmetlerini de sergilemeye çalışıyorlar. Ancak bunun, trendi etkileyip etkilemeyeceği seçimlerin sonrasında görülecek. Bu seçimlerde AKP de diğer seçimlere göre daha da fazla iddialı. Son olarak Diyarbakır’da, Türkiye’nin başka hiçbir ilinde bu ölçüde hissedilemeyecek bir “mahalle baskısı” bu bölgede yapılan seçim anketlerine de yansımakta.

Güneydoğu seçimlerine damgasını vuracak önemli aktörlerden birisi de Kürt Hizbullah’ı. Gerek Hizbullah gerekse de bölgede ektin olan dinî ve politik networkların, AKP lehine seçime müdahil olması bekleniyor. Ancak bölgede bu sefer Saadet Partisi’nin de etkisi söz konusu. Örneğin Batman’da etkin olan bir dinî yapılanmanın, en azından il genel meclisi seçimlerinde Saadet Partisi’ne oy vereceği konuşuluyor.

8 Mart 2009 günü Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda yapılan Evindarén Péxember Platformu (Peygamber Sevdalıları Platformu) tarafından organize edilen Mewluda Muhammedi etkinliğine katılan 80-100 bin kişilik halk kalabalığı bölgede dinî yapıların ne kadar etkili olabildiğini gösteriyor. Aslında etkinlik için –diğer örgütlerin de destek vermesine karşın- temelde bir Hizbullah etkinliği demek yanlış olmaz. Etkinliğin konuşmacıları, verilen mesajlar ve organizasyon şekliyle etkinlik Hizbullah tarafından organize edildi ve günlerdir örgüte yakın Çağırı FM, Doğru Haber, susanıngülleri.org, hurseda.com, yesrip.com gibi yine örgüte yakın siteler tarafından halka duyuruldu.

Bu etkinliğe katılanların oranının da gösterdiği gibi, batıdaki imajının aksine, Kürt Hizbullahı 2000 yılından bu yana toparlandı ve bölgede azımsanmayacak pozitif bir imaj kazandı. Özellikle şiddet stratejisini bir kenara bırakarak bir yardım kuruluşu şeklinde hareket etmeye başlayan örgüt, yeni bir aktör olarak, bölgedeki dengeleri yeniden değiştirecek. Genelde “apolitik” mesajlar vermeyi tercih eden bu örgüt, 8 mart günü, gün ortasını etkinlik zamanı olarak tercih etmesi bile, DTP’nin “Kadınlar Günü” etkinliğinin önünü kesmek için düşünülmüş bir zamanlama olabilir. Nitekim DTP’de Kadınlar Günü etkinliğini bir gün önceden yapmak zorunda kaldı. DTP’nin Kadınlar Günü etkinliğine gösterilen ilgi ile Hizbullah’ın etkinliğine gösterilen ilgi arasındaki büyük fark bile, tek başına DTP’nin işinin hiç de kolay olmayacağının göstergesi.

Etkinliği giderek artan Hizbullah’ın hem kendisi bölgede bir dönüşüm içinde, hem de bölgeyi dönüştürmek için etkin bir strateji ve bu stratejiyi uygulayacak bir damar bulmuş gibi görünüyor. Bu çerçevede Hizbullah’ın bölgede kimi destekleyeceği de önem kazanmakta. DTP’yi desteklemeyeceği kesin olduğuna göre, bölgede Hizbullah etkili oyların Saadet Partisi ve AK Parti’ye gitme olasılığı var. Üçüncü olasılık da Hizbullah üyelerinin hiç bir partiyi desteklememesi. Her üç olasılığın da örgüt içinde hararetli bir şekilde tartışılması söz konusu. Örneğin Batman’da tercihlerin il genel meclisi seçimlerinde Saadet Partisi’nden yana, belediye başkanlığı seçimlerinde de AKP’den yana olabileceği konuşulanlar arasında. Diyarbakır için durum biraz daha belirsiz görünüyor ancak burada Hizbullah’ın tercihini AKP’den yana koyması durumunda “king maker” (kral atayıcı) olabilmesi ihtimal dahilinde. Hizbullah’ın YouTube’deki bölümünde Erdoğan’ın Diyarbakır Konuşmaları’nın videosunun konulması da bu örgütün tercihini AKP’den yana kullanabileceğini gösteriyor.

Diyarbakır seçimlerinde uygulanan taktikler ve vaatler de ilginçleşmekte. DTP “biz kazanmazsak şiddet geri döner” şeklinde korku taktiğini uygularken, AKP “hizmet siyaseti” iddiasıyla, DTP’nin kimlik siyaseti söylemini açığa çıkarmak istiyor. Ancak her iki tarafın da oyunu almayı düşündüğü, kategorik olarak karşı tarafta yer alabilecek seçmene, sıcak gelecek “politik” mesajlar verdiği görülüyor. Örneğin AKP adayının “Diyarbakır hapishanesini müze yapma” projesi, yolu bir şekilde Diyarbakır zindanına düşmüş, veya Diyarbakır zindanı hikâyeleriyle büyümüş seçmenlere gönderilen bir mesaj. Bunun karşısında Osman Baydemir’in Diyarbakır’a “Şeyh Said Çeşmesi yaptıracağım” vaadi de İslami duyarlılığı olan Kürt seçmene gönderilen bir diğer ince mesaj.

Sözcü Gazetesi Aylin Sungur

Size aklımdan ve gönlümden geçeni söylesem abartı olmaz herhalde AKP derim kim kazanır derseniz büyük bir oylan gene AKP alacak derim, belli bir çizgisi var bu partini ve kazanacak

YORUMLARINIZ
TEBER - 31.03.2009 16:03
Hasan Akyüz 31.03.2009 11:23:36 <br> <br>Erbakan’in bir tespitin hatirlamakta fayda goruyourm: Turkiye’de iki parti var; 1-Refah Patisi, 2- Otekiler. Simdi bu AKP icin gecerli. Otekilerin tum kirli propagandalarina ragmen ve krize ragmen AKP %40 oy alabiliyorsa bu buyuk basaridir. Zaten AKP’nin yerinde baska bir parti olsaydi coktan tarih olmustu. <br>Ben AKP’nin gelecekte dahada guclenecegine inaniyorum. Bu kuresel kriz 2010’un sonlarina dogru biter; bitmek zorunda. <br> <br>Dünya yaşamış olduğu savaşlarıda kaldıracak kapasitede değildi ama yaşamak zorunda kaldı.Dünyanın ekonomik iradesinde payınız yoksa herşeyi kabullenmek zorunda kalabilirsiniz.AKP geldide borçlarmı hafifledi ne oldu işsiz sayısımı azaldı yeni üretim alanlarım ıyapılandırıldı tam aksine var olanlar revizyondan geçirilip yenileneceğine daha verimli hale getireleceğine satıldılar.Hangi gelişmiş ülkeye bakarsanız bakın ilk önce dünyay ihraç ettiği yaşammıza girmiş olan herçeşit eşyayı ve gereci ilk önce kendi bünyesinde üreterek dünya pazarlarını ellerine geçirdiler sıkıntı ise bu güçlerin pazarlarını zorluyan yeni oluşumların ve gelişmekte olan ülkelerde başgözteren pazar paylarını zorlamaları neticesi dünya ekonomisini elinde bulunduran gelişmiş ülkelerin bu gelişmekte olan ülkere yönelik kasıtlı olarak başlatmış oldukları bir küresel mali krizden başkaca birşey değildir.Sizin başbakanınıza verilen rol dışarıdan verilen bir poje olmasaydı şimdi TAYYİP’in yerinde kavak yelleri esiyor olacaktı.Sizler TAYYİP’i yoksa milli bir davanın adamı olarakmı görmektesiniz? <br>TAYYİP alınan kredileri kendi yandaş firmalarına ve onlarında kendilerine hizmet ettiği yandaş taşeron firmalara ihaleler vererek YA ALLAH BİSMİLLAH DİYEREK PEKTE İŞSİZLİĞE KALICI ÇÖZÜM OLMAYAN ANCAK İNAŞAAT FİRMALARINI İHYA EDEN KAVŞAK AÇILIŞLARI İLE,ÜST GEÇİT AÇILIŞLARI İLE,MESKEN VE KONUT ALANLARI AÇILIŞLARI İLE İLAHİ NUTUKLARINI BİRLEŞTİRİP CEPLERİNE GİREN BU MİLLETİN YOKSULLUĞA MAHKUM OLAN,İŞSİZLİĞE MAHKUM OLAN PARALARI İLE,ALINAN VERGİLERİ İLE BİR KAYNAK OLUŞTURUPTA O KAYNAĞIDA DOLAYLI YOLLARDAN DİNDEN İMANDAN İÇEDENLERİN YÜZLERİNDEKİ O İLAHİ TEBESSÜM VE SÖYLEMLER SİZİN GİBİ YAPIDA OLAN İNSANLARIN DÜŞÜNCELERİNE HİTAP EDEREK O ANLAMDAKİ AÇLIĞINIZI GİDERMİŞ OLABİLİR.AMA TÜRK MİLLETİ VE GENÇLİĞİ YARINLARINDAN BU KADAR HİÇ UMUTSUZ OLMAMIŞTI... <br>UNUTMAYIN ALLAH’I VE PEYGAMBERİ SADECE KENDİLERİNİN KULLUK AÇISINDAN HATTA DAHADA İLERİ GİDEREK VEKALETEN ENDOĞRU TEMSİL ETTİĞİNİ İLERİ SÜRENLERİN ve BU YAPIYI SAVUNANLARIN EGEMEN OLDUKLARI DİN ANLAYIŞLARI İLE TÜM SATIHI TEMSİL ETMELERİ ASLA MÜMKÜN DEĞİLDİR.MİLLETİMİZİN BİRLİĞİ VE DİRLİĞİ İÇİN ENGÜZEL VE ENDOĞRU YÖNETİM ŞEKLİ LAİK CUMHURİYET REJİMİDİR.BU REJİM İÇERİSİNDE HERKESİM KENDİ İNANÇ SÜREĞİNİ ÖZGÜRCE YAŞAMAKLA BİRLİKTE BU OLANAĞI VE ORTAMI SAĞLAYAN RESMİ DEVLET YAPISINI VE REJİMİNİDE SIRF KENDİ İNANÇ ANLAYIŞNA GÖREDE TEMSİL ETMEK İSTEMEZ EĞER BUNU İSTEYECEK OLURSA BU DURUMUN MİLLETİMİZİN FARKLI İNANÇ KESİMLERİNDE HUZURSUZLUK YARATACAĞINI BİLİR.İŞTE BU ANLAYIŞA SAHİP OLAN KESİMLER LAİKTİRLER AMA ASLA DİNSİZ İMANSIZ DEĞİLLERDİR.KEŞKE SİZİN BAŞBAKANINIZDA,CUMHURBAŞKANINIZDA BU GERÇEKTEN YOLA ÇIKARAK ÜLKEMİZİN BİRLİĞİ VE BERABERLİĞ ADINA HEM LAİK HEMDE DİNDAR OLABİLSEYDİ... <br>ATATÜRK’ÜN DEVLET ADAMLIĞI ANLAYIŞINA SAHİP OLMAK DEMEK ALLAH’I VE PEYGAMBERİ İNKAR ETMEK DEMEK DEĞİLDİR.ÜLKE GERÇEĞİNİ GÖRMEK DEMEKTİR.GÜZEL KARDEŞİM BİRAN ÖNCE DAHA FAZLA GÜNAHA GİRMEDEN AKP’DEN SIYRILMAYA BAK....
D E M O K R A T - 30.03.2009 23:54
Hakan Kevseroglu 30.03.2009 21:16:41 <br> <br>seninde bir ankaralı oldugunu biliyorum. ve bir ankaralı olarak ben ankarada yasanmıs olan seçim surecinden yapılan şerefsiliklerden insan olarak utandım. <br> <br>baska bir acıklama yapmaya gerek duymuyorum. <br>
Hakan Kevseroglu - 30.03.2009 21:16
D e m o k r a t efendi: <br> <br>Ankara ve Istanbul’daki secim sonuclariyla ilgili yorumuna dogrusu sastim... partizan olmanin otesinde basit buldum. Biraz objectif olmaya calis. <br> <br>Yardimlarin secimlere endeksli yapilmasina herkes gibi ben de karsiyim. Ulkenin hali meydanda. Kis ortasinda yardima ihtiyaci olan vatandas coktur. Bu surenin secim arefesine gelmesi muhalefetin istismarina yol acmistir denilebilir. Istanbul ve Ankara gibi Turkiye’nin en buyuk, ve en gelismis iki sehrinde AKP’nin secimi kazanmasini yapilan yardimlara baglamak mantiksizliktir. Bu yardimlarin secimlerde herhangi bir rolu varsa, gelismislik ve egitim duzeyleri dusunulecek olursa bu konuda Ankara ve Istanbul Turkiye’de akla gelebilecek en son iki sehirdir. Bu sehirlerde baska partilere sempatisi olup da yapilan hizmetleri inkar etmemek adina AKP’ye oy verenler coktur, ve belki de bunlarin sayisi yardim almasina ragmen AKP’ye oy vermeyenlerden de coktur. <br> <br>Kuruldugu gunden beri belli cevrelerce devamli ugrasilan, kapatma davasi acilan, bir de son donemde ekonomik krizle muhatap olan bir parti icin bu oy oranlari aslinda basaridir. Is basinda bir baska parti olsaydi birinci olamazdi, eriyip giderdi. AKP ozelestiri yapmali, secim sonuclarindan cok onemli dersler cikarmali. Muhalefetin olusturdugu suni gundemlerden ziyade ulke gelisimi icin icraatlere yonelik atilimlara odaklanmali. <br> <br>‘YOLA DEVAM’ ise BASKA YOLU YOK....
vatandaş - 30.03.2009 15:37
sayın başbakan hep yüksek kulelerdekilere çatar.haklı da ama bu sefer sanırım kendisi de öyle yükseğe çıktıki alttakilerin ne yaptığını bilemedi ve bir iki basamak çekildi altından.sorarım başbakana : kim dedi size çamaşır makinesi dağıtalım..kim dedi bazı yerlere o bölgeden olmayan başkan adayı koyalım diye..çankaya ..b.çekmece..avcılar..hatta diyarbakır da .. bunun daha iyi hazırlığı olmazmıydı.bile bile lades olmuş AKP .sanırım bundan sonra güneydoğu yu almak için artık uğraşmamak lazım.bir defa kale demek yalnıştı.büyüdükçe bozulur olan teori burda doğru.denetimi yeniden yapılandırmalı..neler anlatıldı neler ve çevremizde neler gördük AKP nin uzantı sempatizanlarından.bu da çok etkili oldu.diğer taraftan CHP sayın baykal koltuğu çok iyi bir törenle Kılıçdaroğluna bırakmalı.eminim dsp de katılır ve güçlü bir sol olur.kendinden iyi hesap soran bir sol.oyların sayım esnasında bile yanıltıcı bilgiler bize göz göregöre hatalı verenleri ben şahsen istemiyorum.ne amaçla olursa olsun.bence bu seçim çok çok faydalı oldu.bir pasta gibi herkes nasibini alacak ve umarım alır.herkes ne yaptım ve ne hakettim diye bakacak.inanın bugün çok mutluyum ve tüm partileri daha çok seviyorum. herkese selamlar.
gözlemci - 30.03.2009 13:42
Eveet,çadır kapılarında çorba kuyruğu bekleyenlerin yavaş da olsa akılları başlarına geliyor.Sosyal ve laik bir ülkede sistem insanlara meslek ve iş sağlamalıdır.Bunu beceremeyip medine dilencisi bir toplum yaratırsanız bu başarısızlıktır.Kasımpaşalı seçim meydanlarında bağırdı çağırdı ağzına geleni söyledi.Yahu suratı kıpkırmızı,bu öfkeyle bağırma alışkanlığını nerden edinmiş acaba?Adam gibi adam bağırıp çağırmaz.Ne oldu,oylar eridi çan eğrisi teorisi devreye girdi,bu düşüşü artık durdurmak imkansız.Geçmiş olsun kasımpaşalı.Lümpenler bile senden sıkıldılar ya artık gerisini sen düşün son padişahmışmış davos fatihi.
D E M O K R A T - 30.03.2009 11:52
akp başta ankara arkasından istanbul olmak uzere çogu bolgede seçimi belediye ve devlet olanaklarını kullanarak yaptıgı yardımlarla kıl payı kazanmıstır. <br> <br>akp nin seçim oncesi hızlandırdıgı ve yaygınlaştırdığı yardımlar akp yi çok büyük bir hezimetten kurtarmıstır. <br> <br>akp tarafından açıkca soylenmese de beklenilen olmamış one minutes, trtşeş ve yardım operasyonları akp yı %50 nin üzerine taşıyamamıstır. <br> <br>%40 gibi iyi bir rakama ragmen akp nin suratında ki asıklık bunu acıkca gostermektedir. <br> <br>tabi ki muhalefet için de bir basarı sayılamaz. <br> <br>en azından ankarada 3. olarak cıkan mhp nin calışmayarak belediye baskanlıgını hediye ettiği açıktır. <br>
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.
1

Share on Facebook