“AİKİDO’YU MU SENİNLE SEVECEĞİM, AİKİDO, SEN VARSIN DİYE Mİ BENİ SEVECEK BİLMİYORUM.”
Aikido için başkalarını doğru yola getirme sporu derdim ama Aikido’nun kurucusu Morihei Ueshiba gibi düşünüp onun kendimizi doğru yola getirme sanatı olduğunu öğrenebilmek için kolları sıvadım. Bu sporda en ilgimi çeken şey, saldıraya karşı koymadan sadece vücut hareketleriyle yönlendirip saldırı yapana geri göndermesi yani kötülüğe düşmanın kendisince karşılık vererek alt etme, yüzleşme dersi olarak verilmesi. Küçükken çok meraklıydım siyah kuşağa ama bu sporu yaparsam kadınlık görüntüsünden iyice çıkacağımdan korktum ve erteledim bu hayalimi ama şimdi aşık olduğum kadın Sevgi Aksoy’a bakınca, bilek güreşi veya vücut geliştirme sporuyla uğraşan erkekler kadar çekici ve güçlü olduğunu görüyorum. Boşuna demiyor aikidonun kurucusu M.Ueshiba “Sevgi” her şeyin koruyucu Tanrısıdır. Onsuz hiç bir şey olmaz. Aikido “sevginin gerçekleşmesidir” diye.
Onu tanımanın ötesine geçmek istiyorum, kemiklerinden kayıp giden umudunu yine kemiklerine dayanarak nasıl kazandığını bilmek istiyorum, canlı tuttuğu yapraklarını dalları olmadan nasıl yaşatabildiğini, albümünün son resminin nasıl kalmasını istediğini sormak istiyorum, onun kalbindeki merdivenlerde asılı kalan aşklarını, hayatına giren erkeklerin köselelerinden nasıl ses geldiğini öğrenmek istiyorum, ütü yanığı olmasına karşın vazgeçemediği örtülerden, rengi solmuş halılarına, kenarı dökülmüş seramiklerinden, küçülmüş kalemlerine, eksilen fincan takımlarından, kaçığı olan çoraplarından, kırılan aynalarına kadar her şeyi bilmek istiyorum. Çünkü belki de kızından çok onun hayatının devamı olmak istiyorum. Limon gibi insanın yüzünü buruşturan ama içine binbir şifa veren bu spora limonata özelliğini nasıl verdiğini bilmek istiyorum, hayatını kaç kışın üstünden uzun atlama yaparak geçirdiğini, insan vücudu içinde can bulduğunu unutarak kaç insana hayat verdiğini merak ediyorum.
Aikido ve Sevgi Aksoy’dan hatta kendimden beklediğim şudur ki, aşağıdaki dörtlükte olduğu gibi,
‘fikir ona derler ki
bir yol açsın
yol ona derler ki
bir gerçeğe ulaşsın’
Fikir yada yol olarak önüme çıkan şeylerden sonra arkamda kalan yolun uzunluğuna bakmamaktır. Çünkü aikido da müsabaka, turnuva yoktur, İnsanın en büyük rakibini kendisi gören aikido’ya göre, “Kendisini aşamayan rakiplerini hiç aşamaz” Ben bugüne kadar yakama kadar bedenimi saran kan emicilerden kurtulmanın yolunun onları yok etmek olduğuna inanırdım, hatta sırf bu asalaklardan kurtulmak için kendimi yakmayı bile düşündüm, sanırım artık her şeyden önce kanımı değiştirmem gerekecek, onların ememeyeceği kıvama getirmek ve tatlandırıcı özelliğini eser miktarda bırakmak ilk yapacağım şey olurken, nihai hedefi kişisel transformasyon olan aikido tarafından, herhangi bir problemi çözebilmek için içimdeki büyüleri ve yetenekleri total olarak ortaya getirebilen entegre insan olarak tekrar yaratılmayı beklemek ikinci amacım olacaktır.
Hülya OKUR