BEN SEVMİYORUM KOLBASTI’YI….
“Biz korkmayız ondan bundan, biz korkmayız jandarmadan”sözlerinin içinde yer aldığı kolbastı’da “Kalk gidelim sevdiğim devriyeler basmadan” ibareleriyle müthiş bir çatışma ve çelişki yaşanıyorsa neyin coşkusu tavan yapıyor anlamıyorum, aptallığın mı? Bu kadar saçma bir şarkı sözü örüntüsü içinde neye alkış tutuyorlar anlamak mümkün değil. Zıp zıp zıplayan, hop hop hoplayan hip hopçılar, bizim kültürümüzden,”Asi bir gençlik yetişiyor, batıya özenti artıyor”diye hızla çıkartılırken bunun baş tacı edilmesini de ayrı bir çarpıklık olarak görüyorum... Popo dışarıda, beli iki büklüm, ayaklarını gelişi güzel sallayan bir grup yada kişi kolbastı oynuyorum diye geziyorsa, ben o kolun basılmasına, çiğnenmesine anlayışla bakabilirim aslında.
BEN SEVMİYORUM TAKIM TUTMAYI…
Futbolculardan psikolojik yapıları, bedensel değişimleri ve sakatlıklarına rağmen insanüstü bir yetenek beklemek zorunda kalmaktan nefret ediyorum. Ne takım oyunu ne de teknik bilgiyle bu işin zirvesine varılabileceğine inanmıyorum, şampiyonun her yıl değişmesi de buna işaret zaten, kime neye bağlılık duymam gerekiyor, bugününü yarınına eşitlemesi imkansız olan insanların kondisyonlarını bana göre yani o takımı tutanlara göre ayarlaması çok saçma. Ayrıca ben onların bunu sadece zevk için yapmadıklarını ve bundan para kazanarak benim sevincimi bana ödetmediklerini nereden bileyim? Aforoz edilen, satılan, satışına razı olan insanlara şahsi sempati duymak ise en aptalcası. Ya enstrümanları top ama top asla sizin vuruşunuza göre bir yere gitmiyor, bazen başı buyruk da hareket edebiliyor nedeni çok basit çünkü yuvarlakJ Samuraylar gibi kılıç tutuyor olsalardı bunu söylemeye hakkım olmazdı….Ha bakın şu söze katılırım:” takım tutmak da bi problem yok, problem futbolun endüstri dalı olmasından kaynaklanıyor.en güzel futbol amatör futbol..
para yok, şike yok, zevkine oynayacaksın bu oyunu”
BEN SEVMİYORUM TELEVİZYON İZLEMEYİ….
Kendi televizyonum gün boyu kapalıdır ama açık bulunduğu bir yerde isem göz ucuyla bakarım, mesela geçenlerde komşumda açık, programda genç bir sunucu var, konukları şarkı söylemeyi bilmiyor olsa anons edecek bir şey bulamayacak, aynı kadına yine bir başkasının televizyonunda rastladım dün: Mıchael Jackson için: Hepimizin gençliğinde izi olan bir popstardı diyebiliyor sadece…Ya aç o cümleyi, madem müzik programı yapıyorsun, madem müziğin efsanelerinden birini kaybettik, iki ayrıntı ver, iki duygusal ifade kur ne biliyim kalk konuklarından birine şarkılarından çok az seslendirecek biri var mı diye sor…Yok, imkansız vasatın altında bir program, zeka seviyesi küçümsenen halkla buluşturulmak zorunda. Öf öf...Ne zaman kavuşurum acaba ben tv’me?
BEN SEVMİYORUM RADYOLARI….
Geçenlerde yeni çıkan şarkı avına çıktım, çok sıkılmıştım çünkü mp3 listemden. Bunu yapabilmenin tek yolu radyolardır dimi? Ama yok, nerede eski, fosilleşmiş şarkı varsa onu çalıyor meşhur radyolarımız, 80’li,90’lı yılların pop şarkıları diye bölüm açmışlar sitelerinde ama ne var ki en yenilerin içinde fix oldukları bir parça dışında birine rastlamak mümkün değil, kardeşim ben eski plak dinlemek istesem ancak doğmadığım yıllara ait bir merakım ve talebim olabilir çünkü zamanında yüzbinkere dinleyip dinleyip tükettiğim, bıktığım ve bir daha asla duymak istemediğim şarkılara yönelmem, eskiye özlem bu kadar mı moda olur, yenilik, gelişmişlik, müziğe değişik formlar kazandırmak bize göre değil zaten, biz sırf bir dizide etkileyici sahnelere yakıştı diye bir şarkıyı sever, çizilmiş plak gıcırtılarıyla dinlemeyi alışkanlığa vurur ve şimdiki şarkı sözleri içinde ne kadar manalı olduğu sonucuna varır, şarkı sözlerini banallaşmadan kurtarmak için büyüklerimizden, eski müzik yapımcılarından icazet alır ama yine bildiğimizi yaparız ya. Ya acaba aynı şarkı, hiç tutulmayan bir filmin jenerik müziği olsaydı aynı hasretle sarılır mıydık? O şarkıyı söyleyenden yazan, aranje edene kadar herkes bir filme bu kadar çok şey borçlu olduğuna övünüyor mudur, yoksa o filme kadar neredeydiniz diye hayıflanıyor mudur, yada ya kıymeti bilinsin de er yada geç fark etmez mantığıyla mı celbedilmiştir? Bir de reklam araları var tabi. Acaba görsel olsaydı ne kadar komik duruma düşerdi diye düşündüğüm reklamlar, aynı seslendiriciyle bulantı raddesine getirmeden bitiyor olsaydı, her iki şarkıda bir devreye girmiyor olsaydı, zaplamanın o kadar kolay olmadığı tvlere göre bizi kendisine mahkum bırakmasaydı yine de eski şarkılara göre biraz daha çekilebilirdi….
Hülya Okur