SHP GENEL BAŞKANI NELER SÖYLÜYOR
“DÜNYADA EMPERYALİZM TARAFINDAN SÖMÜRÜLDÜĞÜ İÇİN GERİ KALAN ÜLKE YOK. AMA SÖMÜRÜLMEDİĞİ İÇİN GERİ KALAN ÜLKE VARDIR. EMPERYALİZM SLOGANLARININ İÇİ BOŞTUR. EMPERYALİZME HAYIR DEMEK ASLINDA BİR ŞEY DEMEMEKTİR.” Hüseyin Ergin SHP Gen. Bşk.
Sosyal Demokrat Halkçı Parti’nin (SHP) yeni seçilen Genel Başkanı Hüseyin Ergün, 22 temmuz akşamı KOCAELİ TV’de “Gündem Özel” programımızın konuğu idi.
Murat Karayalçın’ın genel başkanlıktan ayrılmasından sonra 7 Haziran 2009 tarihinde yapılan 2. olağan kongrede genel başkanlığa seçilen Ergün, düşünceleri, ilkeleri ve olayları yaklaşımı açısından programda şaşırtıcı bir kimlikle karşımıza çıktı.
Doğrusu Sayın Ergün’ün, partinin genel başkanı olarak izleyeceği yolun partilileri ile sol düşünceye gönül vermiş seçmenler açısından nasıl bir tepki alacağını doğrusu merak ediyoruz…
SHP’yi bu zamana değin, siyasi yelpazenin sol kanadında gören ve algılayan kişi olarak; Genel Başkan Hüseyin Ergün’ün programımızda yaptığı açıklamalardan sonra, sanırız sol kökenli bir sağ parti paradoksu içerisinde algılayacağız…
Önce pek çok kişiye göre çok şaşırtıcı geleceğini sandığımız açıklaması ile değerlendirmelerimize başlayalım.
Partinin başına geçmesinin bir “kaza” olarak yorumlayan Sn. Ergün bakın ne diyor?
“Bu cümlemin başıma iş açacağını biliyorum. Hiçbir genel başkan bunu söylemez ama şu anda SHP’de ülkeyi yönetecek kadrolar henüz hazır değil.”
Devam edelim…
Hüseyin Ergün, programımızda ve Taraf gazetesinde 15-16 Haziran tarihlerinde yayınlanan iki röportajında neler söyledi ve hangi açıklamalarda bulundu, birlikte paylaşalım:
“Benim derdim genel başkan olmak değil, partiyi yaşatmak ve büyütmekti. Bunun için uğraşıyordum. Genel başkanlık derdinde değildim… Bu yıl içerisinde mutlaka bir kurultay yapacağım. Solda büyük buluşma başarılmışsa, parti yönetimi buna göre belirlenecektir. Başarılmamışsa bu yönetim gidecek yerine yeni yönetim gelecektir.
Solda ki büyük buluşmanın aktörleri kim olacak sorusunu şöyle yanıtlıyor.
“10 Aralık Hareketi, ÖDP’den ayrılan Ufuk Uras ve arkadaşları, özgürlükçü aleviler, Kürt demokratları (DTP dışında kalan ancak politika yapmak isteyen kürtler) kadın hareketi, gençlik hareketi ve vb.
Başka ne söyledi SHP’nin yeni Genel Başkanı
“Başörtüsü meselesinden dolayı toplumun bölünmesini tuhaf ve yapay olarak görüyorum. Mesele kimsenin kimseye bir dayatmada bulunmamasıdır. Hak ve özgürlük konusu olan bir hususun yasayla belirlenmemesi, polis zoruyla veya “cemaat mahalle” baskısıyla uygulanmamasıdır. SHP bu konuyu tartışmaya devam ediyoruz. Ben üniversitede TÜRBAN YASAĞINA KESİNLİKLE KARŞIYIM. Bu görüş partide genel bir kabul görüyor. ÜNİFORMALI MEMURLAR DIŞINDA DEVLETTE ÇALIŞAN KADINLARDA İSTERLERSE BAŞLARINI ÖRTEBİLİRLER. İlk öğrenimde de baş örtülebilir gibi görüşlerim partide tepki çekiyor ve çoğunluk buna taraftar değil. Bence bu önemli bir sorun değil; biz bunu önümüzde ki parti toplantılarında tartışacağız.”
SHP laikliğe nasıl bakıyor?
“Laiklik devletin kurallarını dinden refarans olarak alamayacağı ve dine karışamayacağı bir sistemdir. Bir yaşam tarzı değildir. Bu açıdan biz Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılması taraftarıyız. Diyanet’in kaldırılması bazılarının sandığı gibi tehlikeli olmaz.”
Solla ilgili görüşleri.
“Darbe öncesi provakasyonlarda solun rolü fecidir. Türkiye solu, hep ‘bir punduna getirsek de askerlerle birlikte iktidara gelsek’ diye düşünür. Vurmalar, kırmalar hep darbe içindir.”
“İşçi sınıfı demokratiktir ama ilerici değildir. Demokratiktir, çünkü her zaman hak talep eder. İlerici değildir. Çünkü üretim gücünü geliştiremez. Siz hiç ileri teknolojiyi isteyen bir sendika gördünüz mü?
AB, küreselleşme ulusalcılık ve emperyalizmle ilgili ile ilgili düşünceleri:
“Dünyada ana akım milliyetçilik ve ırkçılık değil. Bugünün dünyasında hakim olan ana akım küreselleşme. Bu süreci geri döndürmek, ancak insanlığın gelişmesini geri döndürmekle ve ileri teknolojiden vazgeçmekle mümkün olabilir. Kısacası küreselleşmeyi geri döndüremezsiniz. Çünkü bilişim teknolojisinden vazgeçemezsiniz… Bilişim teknolojisinden vazgeçmek demek, dünyanın her tarafına ulaşmaktan, internetten vazgeçmek demek, dünyanın ekonomik ve ticari hacmini küçültmek demektir. Milliyetçilik. Ulusalcılık yapanlar küreselleşmenin kaçınılmaz bir süreç olduğunun farkında değiller.”
“Bir ülkede ulusalcılar iktidara gelirse, kendileri de perişan olurlar. Çünkü ulusalcıların yönettiği bir ülkenin dünyayla bağları zayıflar, içe kapanır ve feci fakirleşir. Ekonomi daralır ve insanlar işsizlikten daha da sefalet içinde kalır ulusalcılığın hakim olduğu bir ülkenin yaşamı, bir çağ öncesine gider. Küreselleşmeden vazgeçmek, sanayi toplumundan feodaliteye dönmek gibi çok sancılı şekilde yaşanır. Zaman zaman küreselleşme karşıtı akımlar kuvvetleniyor gibi gözükse de, kürüselleşmeden kopmak mümkün değildir. Bugün solun hâlâ emperyalizmden bahsediyor olması…”
“Bir kere Türkiye’de emperyalist bir güç yok. Yani Türkiye’yi sömüren yabancı güç yok. Kürselleşme karşıtları, aslında tamamen korkuyla bir analiz yapıyorlar Memlekette ki bütün sorunların sebebini emperyalizme ve Batı’ya bağlıyorlar. Kısacası ileri ülkelerin geri kalmış ülkelere kötülük yaptığını düşünüyorlar…Dünyada emperyalizm tarafından sömürüldüğü için geri kalan bir ülke yoktur.ama sömürülmediği için geri kalan ülkeler vardır… Bu yüzden emperyalizm sloganların içi boştur. Emperyalizme hayır demek aslında bir şey dememektir.”
“Türkiye’nin AB üyeliği sağ sol meselesi değildir.Üyelik iki tarafından çıkarınadır. Türkiye- AB ilişkileri Türkiye’nin tutumuna bağlı. Türkiye verdiği sözleri tutmalı”
X
Biz herhangi bir yorumda bulunmadan takdiri sizlere bırakalım
Ve
Yazımızı ünlü fıkrada olduğu gibi bir söylemle noktalayalım:
Bundan sonra
“DU BAKALİ NE OLACAK?”
BURHAN ÖZBEY