Aslında bizim ülkede iki tane sol var; 1. Görünen ama, gerçek olmayan sol, 2. Pek fazla tanınmayan ama gerçek sol.
Olay bu kadar basit; halka gittiğiniz zaman sol görüşe sahip olduğunuzu belirttiğinizde size CHP damgasını çok güzel yapıştırırlar ama, CHP sol bir parti midir ?
Bana göre değildir; hatta milliyetçi bir egemen sınıf partisidir, gelin görün ki bana göre bunu halka anlatamazsınız; adınız çıkmıştır bir kere komüniste.
Bunlara rağmen bu ülkede CHP kadar tanınmayan ama, gerçek sol partilerde vardır; örneğin, EDP gibi. EDP'nin referandumdaki tavrı ve dilime, dinime, milletime karışma diyen düşünceleri gerçekten sol bir ideolojiye uyan tavırdır.
Şimdi CHP ne yapmak istiyor; parti meclisi kurultayından sonraki gazetelere baktığımızda manşet olarak altı oktan halkçılığın fırladığını görüyoruz, kısacası halkla bütünleşmek istiyor; bütünleşmek istediğine göre de demek ki bugüne kadar ne halka inebilmiş ne de halkla bütünleşebilmiş, o yüzden olmayan birşeyin üzerinde bu kadar çok durabiliyor.
En azından böyle bir analizi yapmalarını takdirle karşılamak gerek ama, şunu bilmeliler ki tek dil, tek bayrak diyen bir partinin sol olmadığı gibi, halka ineceği de düşünülemez; diller ve bayraklar devletin simgesidir çünkü, halka baktığınız zaman kültürel durum çok farklı; en azından CHP'nin misyonuna uyan bir tavır değil.
Tüm bunları neden anlatıyorum derseniz; bu ülkede sol olarak tartışılan ana örnekler; Kürtler, Aleviler, Dindarlar felandır ama, sadece bu kadarla da bitmez.
Evet şuna katılırım; tüm bu problemleri ancak EDP gibi düşünen sol çözebilir, başka bir siyasi görüşün çözeceğini de pek fazla ümit etmiyorum ama, bazı şeyleri özgürlükçü solcu insanlar olarakta unuttuğumuzu düşünüyorum.
Örneğin; silikozis hastalarını bu ülkede unutuyoruz, bende unuttuğumuz için böyle bir yazıyı yazma gereği duydum, çünkü aslında batı standartlarına uyan bir ülkemiz olsaydı böyle bir durumu yazmaya gerek kalmayacak şekilde de sosyal bir sistemimiz olurdu.
Bilmeyen okurlarımız için silikozis hastalığından şöyle bahsetmek mümkün:
“Kot taşlama, kotların beyazlatılması, eskitilmiş görünümü verilmesi için, kumun, kuru hava kompresörleriyle kotların yüzeyine tutularak aşındırılması işlemine verilen ad. Bu uygulama sırasında solunan tozlar akciğerde silikozis hastalığına yol açıyor. Sık rastlanan meslek hastalığı olan silikozis, kot taşlama atölyelerinde, döküm ve metal eşya işkolunda, Silikojen tozun solunum yolları korunma mekanizmasını aşarak akciğere kadar ilerlemesi sonucu meydana geliyor. Akciğer kan ve lenf damarlarında çekilmeler ve şekil bozukluklarının oluşmasına neden olan hastalığın tedavisi yok. İşverenlerin gereken sağlık önlemlerini almaması nedeniyle oluşan silikozis hastalığının tedavisi yok. Kot Taşlama İşçileriyle Dayanışma Komitesi (KTİD), yaklaşık 4 bin silikozis hastası kot işçisi olduğunu söylüyor.”
Üstelik silikozis hastalığına yakalananların herhangi bir sağlık güvenceleri olmadığını da bu yazılarınların üstüne ekleyebiliriz; çok düşük ücretlerde ve ağır işlerde çalıştırıldıkları da cabası.
2009 yılında hayatını kaybeden ama, hayatını kaybetmeden önce verdiği röportajda silikozis hastası Ruhat Yıldırak şöyle demişti:
“İstanbul'da bir kot taşlama imalathanesinde 4 yıl boyunca, kötü şartlarda ve sigortasız olarak çalıştım. Böyle bir hastalıktan haberimiz bile yoktu. Aynı köyden olan Erhan arkadaşımızın ölümü sonrası bu hastalığı öğrendik. Zaten o günden sonra da o işte çalışmadık. İşten çıktıktan sonra askere gittim. Vatani görevimi Edirne'de yaparken askerliğimin son 15 gününde nefes darlığı çektim, göğsümde ağrılar hissettim. İlk zamanlar önemsemedim. 2005 yılı kasım ayında terhis olduktan sonra köyüme döndüm. Rahatsızlığım artınca Diyarbakır'daki Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne gittim. 'Bu hastalığın tedavisi yok' dediler."
Böyle gerçek yaşananlardan duyduğumuz şeyler gerçekten kanımızı donduruyor; o yüzden de yukarıda en başta anlattıklarımın da önemi kat kat artıyor.
Çünkü AKP; bu ülkede dokuz seneden beri var olan, hatta can yakan sorunları sadece tartışabilmek adına bir ortam yarattı, yarattı yaratmasına ama, tüm bunların hiçbir tanesini çözüme kavuşturamadı; kısaca hükümet oldu ama, iktidar olamadı.
Türkiye'nin en can yakıcı sorunu olan Kürt Sorunu'nu bile çözüme kavuşturamayan bir partinin, silikozis hastalarına gereken ilgiyi göstereceğini düşünmüyorum; hatta aksine onların malülen emekli saydırabileceklerini de düşünmüyorum.
İşte böylesine kaos yaşayan ve ülkeye kaos yaşatan iktidar partisinin olduğu bir yerde ve onun en büyük destekçisi devrimci (!) Cumhuriyet Halk Partisi olduğu bir ana muhalefet düzeninde bu sorunun çözümü; eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik soldan geçiyor.
Kim ne derse desin; kot taşlama işçilerine gereken hasassiyeti ancak böyle bir solun gösterebileceğini düşünüyorum; yani EDP gibi bir sol, ya da bunun gibi gelişecek, alternatif olacak sol bir ideoloji.
Türkiye'nin böyle bir yapısı yok, böyle bir yapısı olsa dahi EDP gibi sol partileri iktidara getirecek toplum yapısıda mevcut değil; ama şu var ki, yapıcı ve yakıcı bir muhalefet tarzıyla ve iktidara gereken baskıyı göstermekle toplum dinamiklerini harekete geçirmek iktidara istediğinizi yaptırabilir; zaten böyle bir durum oluşursa da iktidar olmanız felan gerekmiyor.
Türkiye'nin Kürt, Alevi, Dindar sorunları varken, buna birde Kot Taşlama İşçileri Sorunu'nu da en can yakıcı sorun olarak eklemek ve bunu da belli bir zeminde konuşmak gerekiyor; bakacak olursanız aslında bu sorunların hepsi öyle büyük zaman zarflarında çözülecek sorunlar değiller ama, ağırkanlı bir iktidar partisi varsa şayet kısa sürede çözülecek sorunları “sorun” diye de konuşmanız mümkün oluyor.
AKP ile CHP arasına sıkışmış egemenlerin akbaba sofrası şeklinde geçen bir siyasi ideolojik zeminin olduğu yerde, oyların bölünme kaygısı olmadan parti fikriyatına verilmesini önemsiyorum; çünkü dokuz sene boyunca gittikçe rotasını sağa doğru kaydıran bir AKP'nin böylesine sorunları çözebileceğini düşünmek olası değil.
Kısacası; silikozis hastaları ile ilgili konunun gündemde kalması gerek, tabi bu sorun için de çözüm için gerekli müdahaleleri sağlayarak...
Not: Silikozis hastaları için imza kampanyası düzenleniyor, (www.silikozis.com) sitedeki yorum şöyle:
“100-200TL aylık gelirle aylık ekmek giderleri bile karşılanamayacak merdiven altı nefes almadan, gün yüzü görmeden çalıştırılan, hiçbir sosyal güvencesi olmayan Silikozis Hastalarımızın yaşamları son bulmadan Malulen Emekliliklerinin kabul edilip geride bırakacak aileleri için güvenli bir gelecekleri olmalı. Destek vererek kararan hayatlarına bir ışık da sen tut.”
Bir imza çok şeyi değiştirebilir.
Bilgilendirme: Teknik bir arızadan dolayı gece girmem gereken yazımı şimdi giriyorum; özür...
E – mail: ekingun@gmail.com
Twitter: http://twitter.com/ekingunhx