Şimdi “Gül” zamanı
Mayıs ayı ile birlikte ülkemizde “gül zamanı” başlar…
Çeşit çeşit, renk renk güller; bahçelerde bahar müjdecisi olarak kokuları ve renkleriyle bizleri kucaklarlar..
Her biri özgürce açmış güller…
Kimse açıp açmayacaklarına karışamaz…
Kimsenin talimatıyla hayatiyetlerini belirlemezler…
Mayıs ayı özgür açan güller zamanıdır…
Mayıs ayı ülkemizde gül zamanıdır…
Siyasette de bu Mayıs içerisinde “Gül” süreci yaşanacak..
Abdullah Gül, AKP daha doğrusu Tayip Erdoğan tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. Cumhurbaşkanlığına aday gösterildi..
Türkiye şimdi “Gül” ü konuşuyor…
Dünya görüşünü, ailesinin yaşam tarzını konuşuyor…
Abdullah Gül, dünya görüşümüz açısından birlikteliğimiz olmamakla beraber, insan olarak; ılımlı, nazik, diyaloglu, argo söylemlerden tümüyle uzak bir şahsiyet ve siyaset adamı…Yani her bireyin topluma karşı olan “iyi insan” olma görev ve sorumluluğu Sayın Gül’de de bulunuyor… Bu gerçeğin altını tarafsız bir gözle çizmek durumundayız.
Gül’ün adaylığı ile ilgili, ulusal ve yerel gazetelerde bol bol yorumlar yapılmakta, olumlu ya da olumsuz görüşlere dayalı değerlendirmeler gazete sütunlarını, internet sayfalarını işgal etmekte…
Sevgili okurlar:
Biz de her zaman bilinir ve ibretle görülür ki;
Güç, koltuk kime geçerse o gönüllerin sultanı (gülü) ilân edilir..
Abdullah Gül’ü bugünlerde abartılı biçimde göklere çıkaranlar, adaylığını gözyaşlarıyla karşılayanların, yani gönüllerin sultanı ilân edenlerin, ilerde ne denli samimi olduklarını süreç içerisinde göreceğiz…
“Bazı insanların Gül’ün eşi Hayrinnüssa Hanımın başörtüsüne takacağını şimdiden tahmin edebiliriz. Herkesin buna alışması gerekiyor Önemli olan kılık kiyafet değil, bir insanın somut olarak ne yaptığıdır. Biz ona bakmalıyız…”
Ülkemizde, TMSF’nin elinde bulunan yüksek trajlı bir gazetenin tanınmış bir köşe yazarı böyle yazmış köşesinde…
“önemli olan kılık kiyafet değil, bir insanın somut olarak ne yaptığıdır. Biz ona bakmalıyız” ,
Yani eşleri kapalı, başörtülü olduğu için ve başörtüyü vazgeçilmez ideolojik zihniyet haline getirenlerin, yönetimde oldukları için, devlet kadrolarında önemli görevlere adam atamalarında (daha doğrusu yerleştirmelerinde) eşi başörtülü olmayanları ısrarla görevlerinde yükseltmeyip, eşi türbanlı olanlara fırsat verip vermediklerine bakmalıyız… Her halde sayın yazar bunu ve buna benzer şeyleri kastediyor olmalı..
Bir zaman gelecek, eşi başı açık olanların devlet üst kadrolarında göllerdeki nilüfer çiçekleri gibi çok nadir görüleceklerini ve git gide soylarının tükeneceği konusunda, kuşku duyup duymadığımıza bakmalıyız. Bunu kastediyor olmalı…
Devlet erkinin tepe noktalarında bulunan ve eşleri kapalı olan değerli zevatın süreç içerisinde laiklik konusunda nasıl bir (hangi yönde) değişim gösterecekleri konusunda kaygı duymamamız gerekir… Tanınmış sayın yazarımız sanırız böyle şeyleri kastediyor olmalı…
Kendisinin, her ne kadar gazetesi, bugünlerde TMSF’in elinde olsa da, Gül’ün ve AKP üst yönetiminin gözüne girmek, yaranmak gibi bir plân ve taktik içerisinde olarak, inanmadan böyle yazılar yazmadığını düşünüyoruz…
Yazdıklarının tam anlamıyla samimi duygulara dayalı olduğunu, kendi eşinin başı açık olsa da, yağcılık gibi bir duyguyla ilgisinin olmadığını düşünüyoruz…
Türkiye’de bundan sonra da, huzurlu ve çatışmasız bir ortamın olacağına kimse peşin peşin inanmaya kalkmasın… Ne demişti dış basında ki ünlü bir basın organı “Artık iki Türkiye var”.
Peki bizi çok seven (!) ve her zaman yürekten dostça destekleyen (!) dış güçlerin temsilcisi basın organı; neye dayanarak birden bire böyle bir çıkış ve önemle bir mesajla dünya önünde arzı endam etti…
Yanıt; Türkiye, daha doğrusu Türk halkı ikiye bölündü mesajını vermek için…
Bir yanda “laikler” öbür yanda “anti laikler” var demek için….
Son söz:
O halde, ülkesini seven bir kimse olarak; vatanım, bayrağım, ülkem adına doğru vatandaş olabilmem için hangi ilkeleri benimsemeliyim diye sormak gereğini duyanlar için diyoruz ki;
Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasında belirtilen ilkelere yürekten bağlanmak iyi ve doğru vatandaş olmanın en önemli koşuludur.
Türkiye Cumhuriyeti, laik, demokrat, çağdaş, Atatürk ilkelerine yürekten bağlı olan insanların ülkesidir!..
Bilmem başkaca tanımlamaya ve söze gerek var mı?
BURHAN ÖZBEY
burhanozbey21@hotmail.com
burhanaozbey@yahoo.com