Son Haberler
29.05.2012 Salı 22:00
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

"Siyasette Fenerbahçe sendromu"
Ben bir Fenerbahçeliyim. Aziz Yıldırım'ı, kulübe en fazla katkı yapan başkanlardan biri olarak takdir ediyorum. Mevzumuz bu olmadığı için fazla ayrıntıya gerek yok. Ancak bir konuda Başkan'ı fazlasıyla eleştiriyorum. Anti-Fener cepheyi büyütmesi ve bütün Anadolu'ya yaymasından bizarım. 13.07.2010 12:19

 

BÜLENT KORUCU 

ZAMAN 

Siyasette Fenerbahçe sendromu 

  

 

 Eskiden İstanbul dışında en fazla taraftarı ve kardeş kulübü olan Fenerbahçe, son yıllarda tam tersi duruma düştü. 'Fener ve ötekiler' yanlış stratejisiyle Fener karşıtlarını çoğaltan yönetime kızgınım. Hele bu durumu büyüklüğün şiarı gibi sunmak, hatayı çoğaltmaktan başka işe yaramıyor. 

 

Siyasilerimizde de 'biz ve ötekiler' psikolojisinin fazlasıyla yaygın olduğu görülüyor. Aradaki uçurum öylesine açılıyor ki, en hayati meselelerde bile bir araya gelmek mümkün olmuyor. Eleştiri adı altında yapılan suçlama ve hakaretler ipleri hepten koparıyor. Parti liderleri yanında Aziz Yıldırım çok mülayim kalıyor. Terör, ülkenin en önemli meselesi, bu konuda dahi günlerce havanda su dövüldükten, çömelme tartışmalarıyla vakit heder edildikten sonra görüşme noktasına gelebildik. 

 

Önümüzde çok önemli bir referandum süreci var. Yakın siyasî tarihimizin en mühim oylamalarından biri gerçekleşecek. 'Evet' diyecek partiler de 'hayır cephesi' de kampanyasını demokratik olgunluğa yaraşır ve hizmet eder şekilde sürdürmeli. En büyük görev ise AK Parti'ye düşüyor. İktidar partisinin propaganda dili, anayasa değişikliklerinin akıbetini belirlemekle kalmayacak, seçimlere de yansıyacak. 'Hayır cephesi'nin paketin içeriğine söyleyecek fazla sözü yok. Mesajlarını 'anti AKP' düzlemine oturtacaklar. Tabir yerindeyse esasa girmeyecek, şekilden muhalefet edecekler. Başbakan Tayyip Erdoğan ve ekibinin cevabı ise esası ön plana çıkarmak olmalı. Değişiklikler ve vatandaşın kazanımları üzerine kurulacak beyanlar hem etkili olacak hem de muhalif parti tabanlarının kemikleşmesi önlenecek. Hayırcı partilerin yönetimleri, tabanlarına tavırlarını izah etmekte zorlanacaklar. Onları kurtaracak şey, iktidar partisinin sivri dili ve ötekileştiren tutumu olur. 

 

Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in pazar günü Zaman'daki mülakatı iyi bir örnek. Paketin içeriğini anlatan ve partiler yerine milleti muhatap alan dil kazandırır. Muhteva o kadar gözden ırak tutulmaya çalışılıyor ki, Bakan'ın da dikkat çektiği gibi koca profesörler yanlış bilgileri tekrarlayıp duruyor. Kasten yapıyorlarsa bir dert, bilmiyorlarsa skandal. Resmî Gazete'de yayımlanan metin dört sayfaya sığıyor. Konuşacaklar okuma zahmetine katlanmalı. Mesela televizyonlarda çok sık gördüğümüz bir ceza hukuku profesörü, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu düzenlemesini eleştirirken, 'Bakan şimdi kurulu çalıştırmıyordu. Toplantılara katılmayarak dairelerin çalışmalarını kilitleyecek' deyiverdi. Hâlbuki "kurulun başkanı (yani bakan) dairelerin çalışmalarına katılamaz" şeklinde açık hüküm var. Bir başka Prof. ilk derece mahkemelerden gelen hâkim ve savcıların taşraya dönmemek için oylarını adalet bakanına rehin vereceklerini ileri sürdü. Bir tayin için bunu yapacak birinci sınıf hâkim ve savcıların taşrada adalet dağıtacağına nasıl güveneceğiz? 

 

AK Parti'nin muhtevaya yoğunlaşmış propagandası, diğer partilerin 'anti-AKP' taktiğini tersine çevirebilir. Muhalefet bu konuda dikkatli olmalı. Paketin esasını, vatandaşın kayıp ve kazançlarını ıskalayan kampanyalar, tersinden hükümet propagandasına dönüşebilir. Halkoylaması sürecinde müspet hareketi tercih eden kazanacak. Aksiyon yerine reaksiyon temelli çalışanlar ise hem 12 Eylül'de hem de 17 Temmuz'da kaybedebilir. Biz Fenerlilerin hali herkese ders olsun.

 

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.