Hülya Okur- HaberX
Türk toplumunda İsrail’e karşı bir hassasiyet oluşmuşken bu tip bir tartışmanın Türk politikasına ne fayda sağlayacağını, bu konunun iç politika içinde kullanılmasının doğruluğunu tartıştığımız konuklarımızdan aldığımız yorumlar ise şunlar oldu:
Siyasetçi/ Eski Ak Parti Milletvekili Abdullah Gül'ün hocası Nevzat Yalçıntaş:

"YARDIM GEMİSİNİ MENZİLİNE ULAŞTIRAMADIK"
"Öncelikle İbret levhasından bahsedeyim. İsrail'in hukuksuz insan hak ve hürriyetlerini hiçe sayan, sonuçta da masum dokuz vatandaşımızın kanına giren tutumu karşısında Türkiye'yi idare edenlerle, idare etmek isteyenler düellosu ne kadar konuya uygundur ve ne kadar bu meselenin geleceğini halleder, elbette ki tartışmaya açıktır ama ben bir tezattan bahsetmek istiyorum: Bugün Türkiye Cumhuriyeti bu münakaşaları yapanların idare ettiği veya idare etmek istediği ülke. Sonuçta bir gemisini, hem de bir hayır ve yardım gemisini menziline, hedefine ulaştıramıyor. Ve bu devletin geçmişine baktığımız zaman zannediyorum kemikleri en fazla sızlayacak olan, Beşiktaş'taki Barbaros Hayrettin'in mezarındaki kemikleridir çünkü bir Barbaros döneminde, o meşhur Türk amiraller döneminde, bütün bir Akdeniz'de, Cebeli Tarık'la, Kızıl Deniz arasındaki bütün Akdeniz'de amirallerin gemileri seyrettiği zaman düşman tavırlı olan bütün diğer ülkelerin gemileri kaçacak bir liman ararlardı. O koca deniz bir Türk gölü idi. Bunu bu ülke yaşadı, bu ülkenin tarihinde bu var, bu asırlarla devam etmiş bir Türk hakimiyetinin olduğu bir coğrafyada, bir valimiz tarafından idare edilen Filistin'de, oraya yardım götürmek gibi insani bir hedef ile Türkiye'mizin temiz, inançlı, çoğu da zengin olmayan insanlarımızın bin bir zahmetle organize ettikleri yardım malzemeleri ve yine bin bir zahmetle kiraladıkları bir gemi hedefine varamıyor ve orada bütün bu hukuk dışı tavırlarını hep muhafaza eden İsrailli kişilerin eline geçiyor. Dolayısıyla bu kadar açık ve üzücü bir manzara ortada dururken, ve biz bu ecdadın bugünkü yöneticiler olarak bundan ders çıkartmamız gerekirken polemik içine düşüyoruz
Tabi ki burada taraf tutmak istemiyorum ama tenkit edilecek birinci hedef İsrail'İn kendisi. Bu İsrail'in yaptığı korsanlık karşısında birbirimizi destekleyeceğimize, daha güçlü ses çıkartacağımıza böyle bir polemiğin ben fazla faydasını göremiyorum. Bu polemik hakkında verilecek bir hüküm yoktur. Herkesin gözünde açık cereyan ediyor. Bizim bayrağımızı taşıyan bir gemiye yapılmış olan bu saldırıyı hep birlikte kınamalıyız ve bulutların üzerinde, Akdeniz'in o mavi sularına bir nevi görünüşleri aksetmiş olan büyük denizcilerimizin bize üzülerek baktığını, bizim bir sahilden öbür sahile yelken açtığımız dönemde limanlara kaçışan Haçlı gemilerin manzarası karşısında bugünkü denizcilerin içine düştüğü 'acz' dir. Bunun müsebbibi elbette biz değiliz, iyi niyetli insanlar yardım malzemeleriyle doldurdular. Ama biz bunun menzile ulaştıramadık, bu bize bir ders olmalı ve bundan sonra İsrail'in bu tip kanunsuz, hukuksuz hareketlere girişeceğini esas alarak bundan sonraki her türlü sevkiyatta mutlaka tedbirler alınması gerekmektedir.
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mehmet Şandır:

“İNANÇ DEĞERLERİ ÜZERİNDEN SİYASET YAPILMASI DOĞRU DEĞİL”
“ Kılıçdaroğlu ile ilgili kısmına bir şey söylemek istemem ama özellikle inanç değerleri üzerinde siyaset yapılmasını doğru bulmuyorum. Toplumun ortak paydaları durumuna gelmiş bir takım değerler üzerinden ( inanç değerleri, etnik değerleri, kimlik değerleri) siyaset yapılması bu toplumu ayrıştırır, bu topluma bir faydası yoktur. Onun için Sayın Başbakan’ın son günlerde bu yaşanan hadiselerden sonra Tevrat’tan ayetler okuyarak kendi söylemini güçlendirmek yönündeki gayretini çok da faydalı, çok da doğru bir metot olarak görmüyorum. Bir başka şey, siyasettekiler birbirilerini suçlarken biraz düşünmeleri lazım. Sayın Başbakan’ın Kılıçdaroğlu için kullandığı, “Telaviv’in avukatlığını yapıyor tabiri çok ağır olmuştur, çok yanlış olmuştur. İnanç değerleri üzerinden siyaset yapılması doğru değil ve bu değerler üzerinde iktidarla ana muhalefetin birbirileriyle söz düellosuna girmesini ülkemiz açısından doğru bulmuyorum.
***
Ak Parti Ankara Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya:

“CHP GENEL BAŞKANININ SÖYLEMLERİNİ ETKEN BİR PARAMETRE OLARAK GÖRMÜYORUM”
“ İsrail, anti semitezmin de getirdiği avantajlarla küresel vicdanı ve uluslar arası hukuku pervasızca çiğnemeyi gelenek haline getirmiş bir devlet görünümü çiziyordu. İsrail’i insan hakları eksenine çekecek bir dinamik de neredeyse yoktu veya var olan dinamikler etki gösteremiyordu. Yardım Gönüllüleri olayına karşı İsrail’in kullandığı şiddet, kürsel vicdanı harekete geçirdi. Küresel vicdanının sonuca gitmesi yolunda Türkiye büyük bir rol üstlendi. Bu rol, son 10’lu yıllarda yaşanan değişim içinde Türkiye’yi oyun kurucu ülke durumuna getirdi. Artık Orta Doğu denklemi Türkiyesiz kurulamayacak bir karma formül dizisidir. Türkiye şu anda kaybedebileceği kısa dönem çıkarlara karşın küresel oyuncu konumuyla hukukun ve insan haklarının üstün değer olduğunu benimsemiş olması anlayışıyla ve dinamik siyasetiyle kazançlıdır.
CHP’nin benimsediği tartışma formatlarını tamamen parti merkezli ve iç siyaset odaklı olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin küresel vizyonuna katacağı bir şey yok. Burada Türkiye için ve dünya barışı için çok büyük bir fırsat doğmuştur. Türkiye bu fırsatı rasyonel olarak kullanıyor. CHP sayın Genel Başkanının söylemlerini bu noktada etken bir parametre olarak görmüyorum. “
***
Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi/ Eski CHP Belediye Başkanı Korel Goymen:

“TÜRKİYE’NİN İNSANİ YARDIM ÖRGÜTÜ İLE OLAN İLİŞKİLERİNİN YAKINDAN İNCELENMESİ GEREKİYOR”
“Bunlar o kadar karmaşık konular ki, size vereceğim bir cümle hiçbir anlam ifade etmez. İsrail’in müdahalesi hakkında genel görüşüm şudur:” Müdahale olayının çok değişik boyutları var. Bunlardan bir tanesi Uluslar arası hukuk açısından konuya yaklaşılması. Burada karşılıklı farklı görüşler var, bir tanesi bütün uluslar arası sularda bu tür müdahalelerin yapılmaması gerektiğini belirtiyor. İsrail’in inayeti ise, bazı koşullarda tehlike gördüğü zaman müdahale edilebileceğini iddia ediyor. Ama İsrail’in bu gibi konulardaki genel tavrı ve bundan önceki konularda aceleciliği, müdahaleciliği bilindiği için ikinci argüman çok fazla bir argüman taşımıyor. İkinci bir boyut, Türkiye Cumhuriyeti yaklaşımı. Türkiye’nin insani yardım örgütü ile olan ilişkilerinin yakından incelenmesi gerekiyor. Bu olay daha farklı sonuçlanabilirdi. Ve de Türkiye Cumhuriyeti için ciddi riskler taşıyan, bir başka ülke ile neredeyse savaş durumuna getiren bir konum olabilirdi. Dolayısıyla bir sivil toplum kuruluşu ile hükümetin ilişkileri bu açıdan irdelenmeli ki, ciddi riskler taşıyor. Bunlar irdelenmeli ki, tekrardan benzer riskler ortaya çıkmasın. Tabi üçüncü boyut, ilgili insani örgütün bu tür şeyleri yaparken riskleri hesap ediyor olması ve insanların ölmesi ve yaralanmasıyla sonuçlanan durumlar üzerinde daha titiz davranmaları gerekirdi. Dördüncü boyut, bütün bu olayların dini bir boyut içinde, dinsel yaklaşımlar ve sloganlar içinde algılanmasını bütün görüşlerin dini çerçeve içinde sunulması, insan hakları değil de bir İslami haklar boyutu içinde ele alınmasını ben çok sakıncalı buluyorum.”
***
23. Dönem Bağımsız Milletvekili / DSP İzmir Milletvekili Recai Birgün:

“HEM İSRAİL’İN HEM TÜRKİYE’NİN BİR OLDU BİTTİYE GETİRİLDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”
“Ben bu tartışmayı kaçırdım galiba. Ama bu İsrail konusunda da birileri tarafından bir bataklığa çekildiğini düşünüyorum açıkçası. Onun için Türkiye’deki yetkililerin ve toplum üzerinde etkili olanların daha dikkatli ve duyarlı davranmaları gerektiğini düşünüyorum. Hem İsrail’in hem Türkiye’nin bir oldu bittiye getirildiğini düşünüyorum. Biraz daha temkinli konuşmakta fayda var diye düşünüyorum. Bu tip konuların iç politikaya alet edilmesi hem iktidarın hem muhalefetin işine gelmez bence. Ama dediğim gibi bu yardım konusunu birileri bizim kucağımıza bıraktı. Ve İsrail ile Türkiye oldu- bittiye getirilen bir çıkmazın içine sürükleniyor bu gidişle. Biraz daha sağ duyulu davranıp, iç politikaya malzeme yapacak şekilde de davranılmaması gerekiyor.
***
CHP Ordu Milletvekili Rahmi Güner:

“TAYYİP ERDOĞAN ADAMLARI ÖLÜME GÖNDERDİ, ŞİMDİ DE BAĞIRIP ÇAĞIRIYOR”
“ Tayyip Erdoğan’ın dış politikasını falan göremiyorum. Türkiye Cumhuriyetinin bütün dış politikalarını alt üst eden bir tavrı var. İki, yaptığı hareket normal bir hareket değil. Bütün milleti doldur bir geminin içine, nereye gittiği belli değil, adam müdahale edeceğim diyor, sen ona karşı bir önlem almıyorsun, 1,5 yaşındaki çocukları, kadınları dolduruyorsun bir gemiye gönderiyorsun, çok yanlış bir olay, adamları ölümüne gönderiyorsun, AKP milletvekillerini tehlikeli diye oraya sokmuyorsun, ondan sonra da kürsüye çıkıp bar bar bağırıyorsun, one minute diyorsun, orada İsrail’in üç tane askeri tatbikat kararlarını erteleme noktasına geliyorsun ama öbür taraftan tatbikat yapıyorsun, İsrail uçakları Türkiye üzerinde deneme- eğitim uçuşları yapıyorlar, ondan sonra gidiyorsun, tanklarının uçaklarının modernizasyonunu İsrail yapıyor, pilotsuz uçakları anlaşmayla Türkiye’ye alıyorsun( one minute’den sonra olan olaylar bunlar), İsrail politikası Amerika politikası, Amerika, ‘Haklı’ diyor, Almanya ‘Haklı’ diyor, İngiltere ‘Haklı’ diyor, bizimki hala bağırıp çağırıyor. Genel Kurmay yardım gemilerini göndermeyin diyor, uyarıyor. Bunların hepsi yanlış politika. Türkiye’ye gelip, ağlayıp sızlayıp ‘şehit oldu bunlar ‘diyor, öte yana bakıyorsunuz, Irak’a, 1,5 milyon insan katledilmiş, öldürülmüş Müslümanlar ses çıkartmıyorsun, Türk askerinin kafasına çuval geçirilmiş ses çıkartmıyorsun, buraya çıkıyorsun şimdi, ölen kişilere yazık elbette, bu adamları bile bile ölüme gönderiyorsun. Senin bağırıp çağırmanı kimse ciddiye de almıyor, Türkiye’yi olumsuz, plansız projesiz bir şeye sürüklüyorsun. Türkiye büyük bir devlet. İsrail’le bir sorunu varsa ona da ağırlığını koyan bir devlet olması gerekir. Burada 466 kişiyi topla gönder, 9 ölü olsun, Türkiye’de bunu iç politika malzemesi yap. Yanlış bir olay. Türkiye’nin zaten başında derdi var. Türkiye’de 7 tane asker şehit oldu, ona ses çıkartan yok, şehit diyen de yok, bizim çocuklarımız ölüyor, böyle bir şey var mı, Kürt açılımı diye perişan ettin Türkiye’yi, adamlar Türkiye’nin en önemli noktalarına kadar geldiler, bu konuda tedbirin yok, önleyici bir durumun yok ama macera peşindesin, bunları Türkiye kaldırmaz. Türkiye büyük bir ülke ama bizim İsrail’le savaş edecek durumumuz yok. Onun en büyük destekçilerinden bir tanesi Fethullah Gülen’in açıklaması var, Amerikan hükümetinin açıklaması ile örtüşüyor. İkincisi AKP içinden de bazı kişiler Gülen’in Amerika sözlerinin doğru olduğunu söylüyor. Amerika İsrail haklı diyor. Bizim Genel Başkanımız da Türkiye’nin maceralı, plansız, projesiz durumlara girmez. Türkiye’nin geçmişten, geleceğe doğru çizilen bir projesi var, dış politikası vardır. Ama hem adamlarla ikili ilişkilerin devam ediyor, Arınç, “Bizim ilişkileri bu etkilemez diyor” diyor, hem de Başbakan bağırıp çağırıyor. Böyle dengesiz, tutarsız politika olmaz. Buna karşılık Kemal Kılıçdaroğlu gayet yerinde uyarılar yapıyor. Bu milleti ölüme gönder, öldürttür, bunlar iyi hareketler değil. Bu bakımdan Kılıçdaroğlu eleştiriyor. Başbakanın yaptığı bu politika şu anda geri tepmeye başladı, doğru bir politika değil.
***
hulyaokur@haberx.com