SİZ LAİKLİK KURTULDU MU SANIYOR SUNUZ?
Anayasa Mahkemesi’nin “kapatmama” kararından sonra,
ortada görünen durum şöyle…
Şıkırdım şıkırdım oynayanlar var.
Kıs kıs bıyık altından gülenler var.
Hiddetlenip celallenenler var.
Oh Allah’a şükür yırtık diye göbek atanlar var.
Çok çok sevinenler,
ve de kelimenin tam anlamıyla
mosmor olanlar var…
Her şeyi anladık da,
Mahkeme’nin vereceği kararı önceden bilip,
kararın ne şeklide çıkacağı
ve ne zaman açıklanacağı konusunda,
ta binlerce kilometre uzaklardan demeç verenlerle,
gazetelerinde “aldığımız duyumlara göre” deyip,
kararın ne şekilde çıkacağını,
hiç yanılmadan,
ayni gün gazetede ki köşelerinde karar açıklanmadan,
ilân edenlere ne denir?
“Karar Ağustos’a sarkmadan,
6’ya 5 oranında çıkacak,
parti kapatılmayacak,
partinin hazineden aldığı yardım kesilecek…”
Sadece bunlar acaba rüyada mı gördüler demekten öte bir şey söyleyemiyoruz.
Peki…
Böylesi on ikiden tam isabet tahminlere ne denir?
Köşe yazarı diyor ki (Vatan – Bilal Çetin),
çok emin bir kaynaktan aldığımız habere göre,
karar bugün 6’ya 5 şeklinde çıkacak ve parti kapatılmayacak.
Karar da aynen öyle çıkıyor.
Buyurun buradan yakın.
Üstelik Borsa’da,
karar açıklanmadan çok önce,
sabahtan hızla yükselişe geçiyor…
Ne diyeceğimizi,
nasıl yorum yapacağımızı bilemiyoruz.
Ya biz de bir eksiklik var,
ya da sistemde…
Ne diyelim?
Gazeteci, çok güvenmese
ve emin olmasa,
böyle bir yazı yazar mı?
Olan oldu.
Türkiye’de pek çok şey,
ne yazık ki olduğu gibi kalıyor,
bu da öyle olacak…
Kimse önceden yayınlanan sonucun,
nasıl ve kimler kanalıyla,
ne şeklide elde edildiğini ne soracak,
ne de araştıracak…
Dedik ya olan olduğu ile kalacak…
X
Gelelim asıl konumuza…
Şimdi siz Anayasa Mahkemesi’nin kararından sonra,
ülkede laikliğin kurtulduğunu,
ılımlı İslâm ve şeriat tehlikesinin kalktığını,
ülkenin din devleti olma olasılığından,
tümüyle soyutlandığını mı sanıyorsunuz?
Siz Sayın Başbakan’ın,
Anayasa Mahkemesi’nce yapılan uyarı nedeniyle
Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetirken;
Bundan sonra,
hacıların, hocaların
ve ulemaların etkisinden uzaklaşacağını
ve çağdaş, demokrat,
Atatürk devrimlerine gönül vermiş demokrat bir yapıda,
yöneticilik yapacağını mı sanıyor sunuz?
Siz bilinen militan yapıdaki AKP’lilerin,
Anayasa Mahkemesi’nin aldığı karar gereği,
DİNCİ YAPIDAKİ (dindar demek istemiyoruz) militanlıklarından soyutlanıp,
Laikliğe ve Atatürk ilkelerine,
gönülden sarılacaklarını mı sanıyor sunuz?
İmam hatipliler, kuran kursları vs gibi konularla
türban sevdasından vazgeçeceklerini mi sanıyor sunuz?
Böyle düşünüyorsanız,
size canı yürekten söylüyoruz ki,
çok aldanıyorsunuz!..
Bekleyin zaman her şeyi ortaya koyacak.
Zaman ünlü bir cemaat liderinin,
müritlerine verdiği kasetli talimatta olduğu gibi,
bir süre koşar adım yerinde sayma zamanı…
Biz ne bildiğimiz Tayip Erdoğan’ın,
ne de onunla ayni düşüncede olan AKP’lilerin,
ülkeyi din devletine doğru,
yavaş yavaş da olsa götürmekten vazgeçeceklerine asla inanmıyoruz…
Neden derseniz…
Barut bitti.
Ekonomik kriz kapıda,
göstergeler ve peş peşe yapılan zamlar her şeyi açıkça gösteriyor.
Seçmenden oy almanın her dönemde geçerli olan tek yöntemi,
kala kala geriye
“din sömürüsü” ve “din istismarı” kalıyor…
Ne demek istediğimiz şimdi daha iyi anlaşılmıyor mu?
Kimileri şöyle değerlendirmede bulunuyor;
Partinin kapanmaması, Sayın Başbakan’ın hiç işine gelmedi.
Çünkü ne mağduru oynama,
ne de çığ gibi gelen ekonomik krizden
sorumlu olmama şansı kalmadı…
Ne diyelim?
Şeytana uyarsak,
bizim de inanacağımız geliyor…
Tövbe… tövbe…
BURHAN ÖZBEY