Ha bugün ha yarın derken yazmaya yazmaya epey zamanı harcamışız. Aradan Ergenekon iddianamesi, Kapatma davası, İstanbulda kaçak göçmen dramı, bilimum vatan toprağında orman yangını, Güngören’de güngörmeyesicilerin katliamı ve en sonunda Konya’da MEB tarafından ortaöğretim erkek öğrenci yurdu olarak denetlenen, ama yatılı kız Kur’an Kursu olarak faaliyet gösteren ilçe merkezine epey bir uzaktaki mekanda gaz patlaması sonucu göçük ve en az 17 minik cana malolan olay.
Aslında hangisini yazsak aynı sonuca ulaşabilirim, biliyor musunuz? Ya da benzer sonuçlara. Birbirinden farklı gibi görünseler de sonuçta bizim ülkemize özgü olaylar ve sıkça tekrarlanan durumlar değil mi sizce de?
Mesela Ergenekon’u andırmıyormuydu Susurluk... Ya da kapatma davası ilk kez mi oluyor... Güngören’de patlayan bombalar HSBC’den ya da Mavi Çarşı yangınından farklı bir hedefe mi yönelmişti. İlk ölen kaçak göçmenler İstanbul’dakiler mi? Her yıl yanmıyor mu dikkatsizlikten, anızdan, sigaradan binlerce hektar ormanımız. Konya’da ilk defa mı bina çöküyor ya da ilk kez mi kaçak Kur’an Kursu ile karşılaşıyoruz.
Burası Türkiye.
Ve hiç bir şey artık şaşırtmaz oluyor bizi. Koca koca manşetler giderek daha da az acıtır oluyor yürekleri. Can pazarlarında eriyip giden canlar giderek daha az ilgilendirir oluyor insanları.
Belki de en kötüsü bu.
Umursamazlık
Ben son konuyu yazacağım. Diğerlerini yazan çok olmuştur. Bunu da ilk yazan ben olayım. Başkasını okumanıza da gerek yok epey bilgileneceksiniz çünkü...
Bakın 2005’in 28 Mayıs’ında Başbakan Erdoğan ne diyor:
"İnancına güvenen, inanç hürriyetinden korkmaz. Halkının yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye’de, kalkıp da kendi dininin kitabını öğrenmeye yönelen insanlara veya öğrenmek isteyenlere mani olacak adımlar atmanın yanlış olduğunu ifade etmek isterim... Meclis’ten çıkan yasayı kalkıp bir yere yönlendirmek, ’bu Kuran kurslarıyla alakalı’ demek yanlışın ta kendisidir. Bu ülkede insanlarımızın hassasiyetleri üzerinde lütfen kimse oynamasın. Halkın büyük bir çoğunluğu Müslüman. Tabii ki dininin gereğini öğrenecek. Tabii ki kitabını öğrenecek... Bir tarafta Mescid-i Aksa’da el bağlayacaksın namaza duracaksın, öbür tarafta geleceksin Kuran’ın öğrenilmesine karşı çıkacaksın. Bunun anlaşılır bir yanı yok. Biz, attığımız adımları bu ülkenin insanları için atıyoruz."
"Başbakan’ a göre kaçak Kuran kursu sakıncasız"
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=154178
Evet Sayın Başbakan sonuna kadar haklısınız...
Ama şimdi ne olacak o 17 can. Kim hesap verecek. Bu ülkeyi 6 yıldır yönetiyorsunuz. Neredeyse dinlenmeyen telefon kalmamış. Emniyet güçlerimiz operasyon üzerine operasyon yapıyor, savcılarımızın talimatlarıyla. Ama oradaki kaçak Kur’an Kursu’nu görememişsiniz. Neden göremediniz? Görmek sizin işiniz değil mi? Görmenizi sağlayacak olanların görevlerini ihmal ettiklerini görürsünüz umarız?
Siz göremediniz, Milli Eğitim Bakanınız da mı göremedi? Denetimlerde orta öğretim erkek öğrenci yurdu olduğunu bakanlık belirlemiş. Belirlemeden sonra biter mi onların işleri. Değerli okul arazilerine fiyat biçmekle mi geçiriyor yoksa denetmenler kalan vakitlerini?
MEB denetiminden geçmiş
http://www.haberx.com/Gundem-Haberleri/Agustos-2008/MEB-denetimine-gore-erkek-ogrenci-yurduymus.aspx
Okul arazileri satışı
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=83662
Tamam onlar görmedi ya Diyanet ne yapıyordu? Kaçak Kur’an Kurslarını tespit edip kapatmak, Amerikalarda Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine katılıp, kürsüde konuşmaya benzemiyor değil mi, Sayın Başkan? Yaşamın her alanıyla ilgili, kurumunuza ait fetvalar hergün duyuluyor. İnternetten, gazetelerden öğreniyoruz bir şekilde. Ama "hiç denetiminiz olmayan bir yerde öğretilen "din öğretileri" hakkında bir fetvanıza rastlamadık. Faydalı olabilir mi bu yerler, bir ara da bu konuda da fetvanızı merakla bekliyoruz.
Ali Bardakoğlu ABD’de
http://www.ortadogugazetesi.net/haber.php?id=5148&haber=Bardako%C4%9Flu,%20ABD’de%20Kutlu%20Do%C4%9Fum%20program%C4%B1na%20kat%C4%B1ld%C4%B1.
"Ben kömür dağıtıyorsam vali de dağıtacak" diyen Başbakan, valilere başka görevleri de olduğunu hatırlatmıştır sanırız. Valilerin kömür dağıtmak dışında bir görevi de kanun dışılıkları engellemek değil mi? Keza ilçe kaymakamlarının varlık nedenleri nedir? Elbette tüm bu mülki amirlerin bağlı bulunduğu İçişleri Bakanı’nın sorumluluğunu hatırlatmaya gerek yok.
"Ben kömür dağıtıyorsam vali de dağıtacak"
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=718430&title=ben-komur-dagitiyorsam-vali-de-dagitacak
Ve siz aileler. Çocuklarınızı gönderdiniz, dinlerini öğrenmeye, hem de yatılı. Canlarınız, ciğerleriniz ayrıldı aramızdan, peki öğrenebildiler mi, ya da öğrendiklerini hayata geçirebilecekler mi? Yazık ettiniz hem kendinize hem çocuklarınıza. İlimi irfanı öğrenmek çok daha kolay iken, siz ihbar etmeniz gerekirken, yatılı verdiniz kaçak bir Kur’an Kursuna çocuklarınızı.
Bir daha geri gelmeyecekler...
Aslında neden meydana geldi bu felaket.
Kimse umursamadı çünkü... Her olaydaki umusamazlığımızın bir başka türü neden oldu, en az 17 körpenin aramızdan kayıp gitmesine.
Lütfen umurumuzda olsun artık.