Sizin bir yılınızı çaldılar, ya devletin ve cumhuriyetin hangi değerlerini erezyona uğrattılar?
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Strateji ve Terör Uzmanı Ercan Çitlioğlu’ na böyle söylemiş... “Bir yılımı çaldılar” (Akşam- 12 Temmuz 2010). Kim ya da kimler çaldı? Açıklamanızla kimleri hedef aldığınızı neden açık açık söylemediniz Sayın Başbuğ?
Genelkurmay Başkanı olarak bir yılınızın çalınması, gerçekte hiç tartışmasız Türk Silahlı Kuvvetleri’nin moral gücüyle ile birlikte hiç şüphesiz üç beş yılının çalınması demektir... Bunu hiç düşündünüz mü?
“Çalma eylemi”, haksız bir tasarrufu ifade eder.
Bundan dolayı “çalanlardan” neden demokratik yolla hesap sorma yoluna gitmediniz? Niçin en azından Necip Torumtay’ın yaptığı gibi istifa yolunu seçerek, “haksızlığın” yani “çalmanın” tarihe not edilmesine olanak tanımadınız?
Sayın General, bunca zaman neden konuşmadınız da giderayak aslında çok geç kalınmış açıklamaları yapmayı uygun buldunuz?
İki yıldır Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başında değil miydiniz?
Genelkurmay Başkanı olarak, orduya yönelik acımasız saldırıların ve yıpratmanın ayrımında olamadınız mı?
Terörle mücadele etmiş kahraman subaylar, komutanlar herkesin gözü önünde tutuklanıp, vatan haini muamelesi görerek cezaevlerine atılmadılar mı?
İçeridekiler, işledikleri cürümün(!) ne olduğunu, ne kendileri biliyor ne de kamuoyu bilebiliyor... Süreç böylesine acımasızca işlerken, neden sesinizi çıkarmadan, gözbebeğimiz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin dünya kamuoyu önünde fütursuzca hallaç pamuğu gibi atılmasına seyirci kaldınız?
CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylediği gibi, 27 Nisan bildirisini hazırlayan TSK’nin o tarihteki başı Yaşar Büyükanıt, şahsına tahsis edilmiş pahalı zırhlı arabalarla kılına dokunulmadan korunup kollanıyor(!)
Görev süresi içersinde, sözde darbe teşebbüsleri olduğu ileri sürülen zamanın sorumlusu Hilmi Bey’e hiçbir şey sorulmuyor ve yapılmıyor(!)
Tepedekilerin mazhariyetine (!) nail olamamış sahipsizler; belki de hiç suçları yokken aylardır kafes altında tutuluyor ve vatan haini muamelesi görüyorlar!
Bunları da görmüyordunuz İlker Bey?
Olmadı İlker Bey!
Nasıl olsa bir buçuk ay sonra bizim gibi sivil yaşamın bir ferdi olacağınız için, şimdiden dilimizi alıştırmak için size hitap ederken İlker Bey demeyi uygun bulduk.
Aslında her zaman ağzımızı doldura doldura ve gürleyerek ve içimizden gelerek, size Sayın Paşam(!) ya da Sayın Komutanım(!) demeyi çok isterdik ama iki yüzlülük yapmayalım; ne yazık ki, içimizden hiç böyle bir istek gelmiyor...
Bizim ve bizim gibilerin böyle duygular taşıması; acaba bizlerin kusuru mu yoksa sizin kusurunuz mu, onu da bilemiyoruz ve takdiri sizlere bırakıyoruz.
İlker Bey, siz sadece “bir yılımı çaldılar” diye bir açıklama yaptınız ama TSK’ ya kimler, hangi amaçla ve ne yolla saldırı planı içindeler, onu gazeteci yazar Soner Yalçın’ın son kitabı “ Bu Dinciler O Müslümanlara Benzemiyor” dan kısa özet olarak size aktaralım...
“TSK, Cumhuriyet’in kurucu ideolojisinden ödün vermeye hiç taraftar değildi. Mustafa Kemal devrimleri hiç ölmemiş, aksine giderek ‘Ortaçağ karanlığına” dönüşen dünyada daha da önemli duruma gelmişti.
Ordu 28 Şubat kararlarıyla bu tavrını göstermişti.
TSK sadece içerisi için değil dış politika konusunda da ABD’yle ters düştü.
Atatürk’ün ‘yurtta sulh cihanda sulh’, ‘Komşu ülkeler arasında ki ihtilaflara karışmama’ gibi dış politika ilkelerinden ödün vermedi.
Yani ne Irak’la ne de İran’la savaşmaya taraftardı.
Topraklarını lojistik anlamda ABD’ye açmaya pek taraftar gözükmedi.
Emekli General Yaşar Bey görevi sırasında yaptığı bir gezide ABD’de nasıl bir açıklama yapmıştı? Daha doğrusu tarihe not düşülecek hangi çarpıcı açıklamada bulunmuştu?
“Türkiye Cumhuriyeti, tarihinde, hiç bugünkü kadar tehdit ve tehlike altında kalmamıştı?”
Yaşar Bey 28 Ağustos 2006 yılında görevi teslim alırken peki ne demişti:
“Tehdit dışarıda değil içeride” “ (Erdal Sarızeybek web sitesi)
Tehdit olarak kimi/kimleri kastetmişti emekli General Yaşar Bey o tarihte?
Lütfen söyler misiniz? Kastedilen içeride ki tehdit, bugün tehdit olmaktan çıktı mı acaba?
Şimdi ne yapıyor bu sözleri söyleyen emekli general?
Tatil yörelerinde huzuru kalple bol bol dinleniyor, geziyor, Fenerbahçe maçlarına gidip, kimi zaman gözyaşı döküyor ve zırhlı arabasında korumalar eşliğinde yaşamın tadını çıkarıyor...
Ancak, Türk milleti olarak bizim içimiz acıyor, yüreğimiz yanıyor!
Ordumuz ve Cumhuriyet’imiz için büyük endişeler içerisinde, yarın sabaha karşı acaba kimin/kimlerin evinin kapısını çalınıp, haksız yere gözaltına alınacaklarını heyecan ve stres içerisinde bekliyoruz...
Telefonlarımız ne zaman, nasıl ve kimler tarafından dinleniyor diye, eşimizle dostumuzla günlük sıradan konuşmalarımızı bile ürkerek korkarak ve kısıtlayarak yapmanın kahredici isyanı içinde; ülkenin kararmış ufkuna bakıp, günahımız neydi Allah’ım diye haykırmak istiyoruz!
Soruyoruz size, Türk halkı bu denli faşist uygulamalara layık mıydı?
“Hayır!” “Hayır!” “Hayır!”
BURHAN ÖZBEY