SN. BAŞBAŞKAN SİZ DE EŞİNİZİN MAL VARLIĞINI AÇIKLAYIN!
Deniz Feneri tartışmaları hararetli biçimde sürerken, Deniz Baykal, kürsülerden halkın önünde yaptığınız “imalı” ve “eleştirel” açıklamalar doğrultusunda, derhal eşinin mal varlığını kamuoyuna açıkladı. Sayenizde Deniz Bey’in eşi Olcay Hanımın mal varlığını öğrenmiş olduk. Şimdi sıra siz de Sayın Başbakan. Vatandaş bu kez sizin ve eşiniz Emine Hanım’ın mal varlığını öğrenmek istiyor ve çok merak ediyor.
Siz dinine bağlı, inançlı, içinde Allah korkusu olan, kul ve yetim hakkı yemekten çok korkan, haramdan uzak, bildiğimiz kadarıyla dünya nimetlerine (paraya pula, mala mülke, armağanlara)) hiç mi hiç değer vermeyen, kendi yasal kazancı ile geçinen, manevi yönü güçlü, namazında niyazında olarak tanınan bir insansınız.
Açıklamaktan korkacak gizli saklı hiçbir şeyinizin olmaması gerekir. O nedenle mal varlığı açıklamasının sizi zora, sıkıntıya ve hesap veremez duruma sokacak bir yönü olmamalı. En azından biz böyle düşünüyoruz. Öyleyse Baykal gibi sizin de mal varlıklarınızı derhal çıkıp kamuoyu önüne gümbür gümbür açıklamanızı bekliyoruz…
Bakın Sayın Başbakan, bu konuda geçmişte siz ne söylemişsiniz, biz de internette ki köşe yazımızda neler yazmışız (29 Ocak 2006), yazımızı hem size bir kez daha sunmuş, hem de sevgili okurlarımızla yeniden paylaşmış olalım…
“MAL VARLIKLARI DAVUL ZURNA İLE AÇIKLANMALIDIR!
Mal varlıkları ile ilgili tartışma sürüyor…
Siyasi parti liderleri geçtiğimiz hafta içersinde mal varlıklarını kamuoyuna açıkladılar. Deniz Baykal, Mehmet Ağar, Erkan Mumcu ve Devlet Bahçeli bu konuda açıklama yapan liderler arasında…
Başbakan,(kendisinden) beklenen açıklamayı, salı günü yapacağını ifade etti. Bir muhabirin sorusu üzerine; “mal varlıkları davul zurna ile açıklanmaz” şeklinde beyanatta bulunan Sayın Başbakan’ın düşüncesine, yazımızın başında hemen belirtelim, katılmıyoruz.
Neden mi?
Evet, Türkiye’de başbakanların ve ilgili zevatın mal varlıklarını “davul ve zurna ile açıklamaları” gerektiğine dair, mevcut yasa ve yönetmeliklerde bir hüküm yok. Doğru. Ancak, asıl böyle bir hükmün yasa ve mevzuatta yer almamış olması doğru değil!
Nasıl mı?
Şöyle ki ; “davul zurna ile açıklama” tanımlaması; fiili olarak yapılması gereken bir eylemi değil, eylemde ki aleniyeti (açıklığı) ifade ediyor olması açısından söylenen ve kullanılan bir sözdür. Tabi ki açıklama, yani mal bildirimi yapılırken, davul zurnanın yeri olamaz, ancak toplumumuzda “davul zurna” tanımlaması ile ifade edilmeye çalışılan; aleniyetin yani açıklık, şeffaflığın kastıdır…
Devleti üst makamlarında temsil eden siyasi ve bürokratik erke mensup yöneticilerin, milletvekillerinin, belediye başkanlarının, üst düzey bürokratların vs; mal varlıklarının bildirimini şeffaf, açık ve aleniyet içerisinde yapmaları amaca, akla, mantığa ve vicdanlara uygun gerçekçi bir davranış olmaz mı?
(……………)
Biz ısrarlıyız…
Siyasi ve bürokratik erkte olsun, devlet yöneticilerinin mal varlıkları; “davul zurna ile açıklanmalıdır”. Yani aleniyet ve şeffaflık içerisinde kamuoyuna yansıtılmalıdır.
Tozlu raflarda, hiç açılmayacak mühürlü gizli kapaklı zarflardaki mal beyanlarının; devlette 25 yıla yakın süre müfettişlik-başmüfettişlik- tef. Krl. Başk.lığı yapmış ve konuların içinde olmuş eski bir denetim elamanı olarak iddia ediyoruz ki; şekilcilikten öte HİÇ BİR ANLAM VE YARARI YOKTUR!
İran vatandaşı olmadığımız halde, İran Devlet Başkanı Ahmedinejat’ın mal varlığını biliyoruz. Nereden biliyoruz. Açıklık ve şeffaflıktan yani mal varlığının davul zurna ile açıklama tanımına uygun olarak açıklanmış olmasından.
İran’da devlet yöneticilerinin mal bildirimlerinin yargı erkine açıkça yapılması zorunluluğu var. Ahmedinejat’ın mal varlığı:
“Müstakil bir ev, 1979 model (27 yaşında) peguot (pejo) marka binek otomobil, üniversite hocalığından gelen aylıklarının yer aldığı bankadaki parası(hesabı).” (haber basından)
Yolsuzluklar konusunda, halen dünyada ilk sıralardaki ülkeler arasında yerini koruyan bir ülkenin bireyi olarak; tabandan tavana bürokraside (namussuzlar, karaktersiz ve şerefsizler dışında) nasıl milyonlarca çalışan; devletin vermiş olduğu sınırlı aylıklar ölçüsünde yaşamlarını düzenlemiş ve hayat boyu dürüst ve şerefli kalmışsa;
Ülkeyi yönetenlerin, bizi temsil edenlerin, halkın geleceği ve kaderi konusunda karar verenlerin ve her şey için meclis kürsüsünden “namusu ve şerefi üzerine yemin etmişlerin”; en az biz sıradan vatandaşlar kadar; dürüst, namuslu, güvenilir ve onurlu olmalarını beklemek hakkımız değil mi?
Bunu kanıtlamak ta; tabi ki seçip başımıza getirdiğimiz yeminli siyasetçilerin birincil görevi olmalıdır!”
X
Bugün de görüşümüz değişmiş değil.
İş söylemde değil, eylemdedir. Her kim olursanız olun, kendinizi tanımlamak için söyledikleriniz eylemlerinizle çakışmıyorsa, yani yaşam biçiminize uymuyorsa, söylenenler boş ve geçersiz laflardır. Her konuda bu böyledir. Devlette, bürokraside, yönetimde önemli görevlerde bulunan, siyasiler başta olmak üzere; herkesin mal varlıklarını “davul zurna ile açıklamaları”, vicdanların kabul edebileceği en ulvi davranış olur. Ayni İran Devlet Başkanı Ahmedinejat’ın yaptığı gibi…
Hadi öyleyse… “Var mısınız, yok musunuz?”
BURHAN ÖZBEY
17 Eylül 2008