Son Haberler
29.05.2012 Salı 22:09
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

SONNTAGS-BLICK: SEVGİLİ KAOS
31.08.2010 14:00

BERN, 29/08(BYE)--- Tirajı pazar günleri 247.449 olan bulvar gazetesi Sonntags-Blick'in 29 Ağustos 2010 tarihli sayısında, Oliver Link imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan haber-yorumun özet çevirisi şöyledir:

--Bin Bir Gece Masalı Gibi. Bizans, Konstantinapol ya da İstanbul: Avrupa Kültür Başkenti Gizemli, Büyülü – ve Nabzı Gece Gündüz Atıyor. Şark ve Garp, Gelenek ve Çağdaşlık Arasında--

Oyuncu Serhat Özcan şehirle yine barışmak istediğinde gece 3.00'te arabasına atlıyor ve öylesine geziniyor. Yıllardır yaşadığı Beşiktaş sokakları bu 12 mi, 15 mi, 20 milyonluk mu olduğunu kimsenin tam olarak bilemediği şehirde, bu saatlerde boş. Yolu her an mutlaka sahile iniyor: Bir yanda 6 minaresiyle Sultan Ahmet Camii silüeti, öte tarafta Ayasofya.

Peki ya gündüz? Özcan gülüyor. Düşünüyor. Bir çay daha ısmarlayıp yine düşünüyor. Sonra da şöyle diyor: "Bazen doktorlar hastalarına aşık olur. İstanbul da benim için öyle. Şehrin sağlıklı olmasını istiyorum, zira çok konuda ıstırap çekiyor. Şehir hasta, aynı zamanda da çok güzel. Ve buraya her gelen ona aşık oluyor. Ben onu hep seveceğim hep de nefret edeceğim."

Serhat Özcan gibi insanlarla konuştuktan sonra insan bu şaşırtıcı kenti biraz daha iyi anlamaya başlıyor. İstanbul'u tam olarak anlatabilmek kesinlikle mümkün değil. O küçük bir alanda her şey. Bir an çok gürültülü, köşeyi dönüp dar bir sokağa girince her şey sessiz ve huzurlu. Sayısız kötü yapılarıyla, betonlaşması ya da İstanbulluların Allah vergisiymiş gibi tevekkülle karşıladıkları acayip trafiğiyle çirkin; muhteşem evleri, sarayları, güzel ve geniş gezinti yerleri, sokaklarıyla nefes kesici güzellik ve cazibe içinde. İstanbul'a bin kez gelinse, bin kez başka bir şehre gelinmiş gibi hissedilir. Burada birkaç gün geçirildiğinde, Avrupa'nın geri kalanının uzun süre görmezden geldiği bu şehrin aslında şehir olmadığı anlaşılıyor. Bu, daha ziyade bir dünya görüşü, eşsiz histerik bir abartı, kaos ve aynı zamanda insan medeniyetinin yaratabileceği güzellik ve çirkinliğin mecazi bir anlatımı.

Şehrin boyutları ancak İstanbul, İsviçre ile karşılaştırıldığında ortaya çıkıyor: İsviçre'de yaklaşık 8 milyon insan 41 bin kilometrekare üzerinde yaşarken, İstanbul'da iki misli insan İsviçre'nin 20'de bir büyüklüğündeki bir alanda yaşıyor. İstanbul'da kilometrekare başına 7 bin insan düşerken, İsviçre'deki sayı sadece 190 kadar.

2010 İstanbul için özel bir yıl. Şehir, Avrupa Kültür Başkentlerinden biri. Bugünlerde şehir merkezinde dolaşıldığında, kültür açısından ne kadar zengin olduğu görülür.

İstanbul geçen yıllarda Avrupa tarafından hep göz ardı edildi. Bakışlar daha ziyade Batı Avrupa metropolleri Londra, Paris, Roma'ya yönelikti. Şimdi sırada İstanbul var. Şehir artık dünya tarafından keşfedilme aşamasında. Amerikan dergisi "Newsweek" İstanbul hakkında şöyle yazdı: "Avrupa'nın en 'cool' şehri." Sanat ve kültür de bu gelişimin öncüsü.

Berlin, Londra, Viyana, Paris ya da Kopenhag gibi şehirlerde yaşamış ve çalışmış olan İstanbul Modern'den Levent Çalıkoğlu, "Kulağa klişe gibi gelse de dünyanın Hiç bir şehri İstanbul ile kıyaslanamaz. Hiç bir şehir bu kadar enerjik değil." diyor.

Evet, klişe gibi geliyor ama doğru. Akşam 8:00'de Taksim Meydanı'ndan İstiklal Caddesindeki Galatasaray meydanına inildiğinde bu enerjiyi kelimenin tam anlamıyla hissetmek mümkün: Çoğu 20-30 yaşları arasındaki onbinlerce insan yan yana, birbiri içinde, sanki arı kovanındaymış gibi huzurlu bir tempoda yürür. İstanbul'da mimarisi Avrupa'dan çok daha Avrupai olan ister Avrupa ister Asya yakasında nereye, ne kadar uzağa gidilirse gidilsin, şehir merkezi asla terk edilmemiş hissi yaşanıyor.

Muhteşem Türk yemek kültürünün Avrupa'ya sadece döner büfeleriyle yansımış olması şaşırtıcı. İstanbul'un her köşesinde bulunan Türk yemeklerinin kökeni Yunan mutfağına dayanıyor ve Batı Avrupa'da Türk mutfağı diye bilinen kebaplarla alakası yok. İşte bir klişe daha.

İstanbullular Batı Avrupalıların İstanbul imajını –örneğin çağdaşlık ve geri kalmışlık arasında, kültürel sorunlarıyla Asya ve Avrupa arasında bulunma gibi- biliyorlar ve bundan hoşlanmıyorlar. Yazar ve edebiyat profesörü Gülayşe Koçak, "Bunlar duymak istemediğimiz klişeler ama bu demek değildir ki bazı klişeler yanlış. Tabii ki doğrular." diyor.

Fakat İstanbul, Batı Avrupa'dan ziyaretçilere klişe ve önyargılarını gözden geçirmeyi de öğretiyor. İsviçre ya da Almanya'dan ilk kez İstanbul'a gelenler, Türkler konusunda sahip oldukları imajı değiştirmek zorunda kalacaklar. Zira onların aklındaki Türk imajı, Türkiye'nin doğusundan Batı Avrupa'ya gelen, Anadolu'dan basit insanlara ait.

İnsan, İstanbul'da her yerde genç, Akdenizli, 'cool', iyi görünümlü, modern Türkleri gördüğünde, sahip olunan bıyıklı Türk imajından utanıyor.

Gülayşe Koçak, "İstanbul bir insan olsaydı, 50 yaşlarında bir kadın olurdu. Bazen güzel, bazen birilerinin kötü makyaj yaptığı için çirkin görünen bir kadın. Geçmişinde çok yaralar almış, gelişimi kırılmalarla dolu. Tarihin yükünü hisseden bir kadın." diyor.

Bu tarih M.Ö. 6. yüzyıla kadar uzanıyor. Birçok savaş, işgal ve yüzyılların ardından dönemin Konstantinapol'ü 1453 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti oldu. Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk 1923 yılında Ankara'yı başkent yaptı.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.