Bugün sosyal medya ağları, internet ve iletişim organlarıyla insanlık bazı mihraklar ve güruhlar tarafından hedef tahtasına konmuş ve adeta oturdukları yerden nesiller acımasızca mankurtlaştırılmıştır. 21 asırda topyekün dünya ve özellikle genç nesiller sinsi bir ‘mankurtlaştırma’ operasyonuna maruz kalmıştır. Bu operasyon bu güne kadar tedrici olarak planlı ve programlı bir şekilde itina ile yapılmıştır ve bundan sonra yapılacaktır. Günümüzde artık savaşların çehresi değişmiştir ve bundan böyle daha da değişecektir. Milletlerin en önemli hazineleri kendilerini geleceğe taşıyacak gençlerdir. Bunun için internet ve medya bu konuda daha etkin hale getirilecek ve insanlık adeta bir tuşun ucundan sevk ve idare edilecektir. Zaman, bütün değişim ve dönüşümüyle bunu daha net bir şekilde gösterecektir.
Bugün bu operasyonun ağına ne acıdır ki başta üçüncü sınıf ülkeler ve bütün islam dünyası da düşmüştür ve düşürülmüştür. (Süper devletler de bu işten nasipsiz kalmadılar tabii ki). Bu acı(nacak) halden daha talihsizi ise bu bu taarruza maruz kalan insanlık ve müslüman dünyasının bu meselesin farkında olmamasıdır. İnsanlık internetle tanıştığından bu yana sosyal hayatları ve aile içi münasebetleri büyük bir darbe aldı. Aynı çatı altında yaşayan aile fertleri bile kendilerine ayrı ayrı dünyalar oluşturdu. Oluşturulan bu sanal dünyalar her geçen gün insanları birbirinden uzaklaştırdı. Bugün internet ortamında çocuklara ve gençlere hitap eden neredeyse bütün filmler, oyunlar, şiddet ve gayr-i ahlaki içerikle bu mankurtlaştırma operasyonunun bir parçasıdır. Bu bela yüzünden yıkılan yuvaların artık haddi hesabı yok. İnsan hasta olunca doktora koşuyor. Dişi, başı ağrısa doktora gidiyor. Ama bu hastalığın farkında değil ki kendine bir doktor arasın bulsun! Peki kim(ler) bu hastalığı mualece edecek.?
Bugün ebeveynler kendi evlatlarına bir bilgisayar, internet, tv, oyun kadar etkili olamamaktadır. Çocuklar internetle geçirdiği vaktin üçte birini ailesiyle geçirmemektedir. Eskiden gençlerde bağımlılığın adı içki, sigara, kumar, eroin ve benzeri maddelerdi. Şimdi bütün bunları ve daha kötüsü ahlaksızlığın her çeşidini talim eden ve salıklayan bir ‘internet hastalığı’ ve bağımlılığı sözkonusudur. Fakat bu bağımlılığın aileler ne kadar farkındadır? Farkında olanlar yok değil ama çok az. Bu bağımlılığın ferdi, ailevi, içtimai ne türlü felaketleri netice verdiği hadiseler patlak verince ancak anlaşılıyor.
Sosyal medyanın kıskacında bir nesil dünyanın gözü önünde eriyip gidiyor. Yetişen nesillerin geçmişi tarihin derinliklerine gömülüyor, hali perişan ve derbeder, geleceği ise ‘modern mankurtluk’ tarafından ipotek altında. Bu bermuda şeytan müsellesinden daha beteri insanları kuşatan ve kıskaca alan internet, sosyal medya, sanal oyunlar ve ahlaksızlık belasıdır. Bu illettir ki gençleri şuursuz, idealsiz, gayesiz, hedefsiz, şahsiyetsiz, kimliksiz her türlü yönlendirmeye açık birer robot haline getirmektedir.
Birde tabii mankurtlaşmalar varki içler acısı. Geçenlerde karşılaştığım bir hadise ibretlikti. Sadece beş yıl önce Amerika`ya gelmiş dertli bir babanın 5-6 yaşındaki oğlu dedesiyle telefonda Türkçe konuşamıyor. Türkiye`deki dedesi ise sadece kürtçe konuşabiliyor. Ama ne acıdır ki çocuk kürtçe de konuşamıyor. Telefonda dede evladına hıçkırıklarla şu tarihi cümleyi söylüyor, “oğlum sen ne yaptın torunlarımla bütün bağlarımı koparıp attın” …
Bugün internet dünyası ve sosyal medya özellikle gençlere cinsellik, alkol, kumar, uyuşturucu ve şiddet pompalamaktadır. Bu türden bir mankurtlaşmanın kıskacında olan çocukların ve gençlerin, mesuliyetten uzak, sosyal sorumluluktan kaçan, asi, öfkeli, muvaffakiyetsizliklerine sürekli nedenler bulan ve hepsinden tehlikelisi ise yalan gibi bir bataklığa sürüklüyor. Bu ağların pençesindeki gençler egoist, kibirli, düşünceden uzak, terbiyeden mahrum, sürekli hazıra alışmış ve sadece tüketen, bohemce yaşamak isteyen birer parazit olmaktan kurtulamıyorlar. Bu tür gençler hem aile otoritesine, hem genel toplum kaidelerine başkaldıran, aile içinde huzursuzluğun kaynağı olma, aynı zamanda aile içi diyalog ve iyi münasebetleri baltalayan, tavır ve davranışlarıyla boy gösteriyorlar.
Özellikle ebeveynler unutmamalı ki çocukların bu durumda olmaları dünkü ihmallerimizden, yarın karşılacağımız sorunlar ise bugün tedbir almayışımızdan olacaktır.
Hasılı kelam, internet, sosyal medya ve sanal oyunların önü alınamayacağına göre yapılması gereken şey, kendi milli, manevi değerlerimize, kültür ve ahlak anlayışımıza, asırlık aile ve medeniyet yapımıza göre alternatifler ortaya koymaktr. Bir manada elimizi kolumuzu bağlayan bu ağlardan kendi ağlarımızı örgüleyerek kurtulabiliriz.