Sosyolojik bölünme tamam sıra coğrafi bölünmede
Yazımıza bu başlığı içimiz yanarak koyduk…
Referandum öncesi 16 Ağustos’ta bu köşede yazdığımız yazının başlığı şöyleydi… “Referandum’da ‘evet’ çıkarsa bölünmenin yolu açılacak.”
Keşke haklı çıkmasaydık.
Toplum bölünmüş karpuz gibi ikiye ayrıldı…
Biryanda, dini siyasete alet edenler, cemaatçiler, tarikatçılar, iktidardan nemalananlar; öbür yanda laik, demokrat, Cumhuriyet’çi Atatürkçü kesim…
“Evet” tarafındaki “militanlaşmış kesimde” yer alanlar, şimdilerde müthiş bir saldırganlık içerisindeler!.. “Artık bu ülke bizim!” “Sizlere (Atatürkçülere) hayat yok. Çekin gidin artık…!” vs. türünde küstahça ve bölücülük çağrıştıran sloganlarla önlerine gelen saldırıyorlar…
İnternet sitelerinde ki köşe yazılarının altları, işin dozunu kaçırmış, paranoyak saldırılarla dolu. Bunları büyük kısmı, tek merkezden yönetilen ve uzaktan “kumanda” ile harekete geçirilen, gözü dönmüş, önüne gelene hakaret eden, edepten, seviyeden hatta insanlıktan yoksun kişiler…
Yorum yapmıyorlar resmen küfür ediyorlar. Neden bu hale geldiler? Ortamı hazırlayanlar belli! Ne yazık ki site editörleri de, bu kesimlerden gelen “küfürlere” yorum diye sitelerinde yer vererek istemeden de olsa onlara alet oluyorlar…
***
Önce, sözünü ettiğimiz 16 Ağustos tarihli yazımızdan bir bölümü yeniden sizlerle paylaşmak istiyoruz… Buyurun birlikte okuyalım:
“Son gelişmeler Türkiye’nin nereye götürüldüğünün somut biçimde ortaya çıkması açısından ibret verici. Devrede dış güçlerin olduğunu biliyorduk ama ne zaman ve nasıl belirgin biçimde atağa geçebileceklerini tahmin edemiyorduk.
Sonunda durum netleşmeye başladı…
Terör Örgütü PKK’nın Terörist Başı’nın İmralı’da aldığı karar doğrultusunda, Referandum’a kadar ateş kes ilan ettiğini, gelen haberlerden öğreniyoruz… PKK’nın başvurusu üzerine Birleşmiş Milletler (BM) gücünün, bölgede görev almasına yönelik senaryoların yavaş yavaş uygulamaya geçirilmesinin planlandığı yine gelen haberler arasında yer alıyor…
PKK, varlığı hukuki ve resmi olarak tanınmış bir devlet de, Türkiye Cumhuriyeti ile arasında ki çatışmayı önleyecek BM gücü devreye sokulacak. Ne demek BM gücünün bölgeye yerleştirilmesi? Kabul edilebilir bir durum mudur bu! Terör örgütü ile TC devleti nasıl bir tutulur?
Öbür yandan ABD’nin Kayseri Adana ve İzmir’e bölge valisi gibi temsilci atayacağı yolunda ki haberler de dikkate alınırsa, ülkenin hızla nereye götürülmek istendiği açıkça ortaya çıkar…
‘Terör örgütü PKK’nın ‘sözde’ ateş kes ilanının ardından Ankara’nın gündemine korkunç bir senaryo düştü. Referandumda evet çıkarsa Türkiye bölünecek ifadelerinin dile getirildiği kulislerde, AKP iktidarının 8 yıldır çıkardığı kanunlarla, eyalet sisteminin önünü açtığı ve bölünmenin alt yapısını hazırladığı konuşuluyor. PKK’nın sözde ateş kes ilan etmesiyle ortaya çıkan sinsi plana göre akan kanın geçici olarak durmasıyla terörün bittiği görüntüsü verilecek, referandumda evet oyu çıkması sağlanacak. Daha sonra da Türkiye’yi bölme planı devreye sokulacak…’ (Yeniçağ – 16 Ağustos 2010)
Sevgili halkım:
Olanı biteni uzaktan izleme. Elden gidecek ülke senin ülken. Bölünme tehlikesi ile karşı karşıya getirilmiş ülke senin ülken. Ayağından kayıp gidecek vatan senin vatanın!
Biliyor musun; “Vatansız vatansever olunmaz!”
Hala ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ diyerek ülkenin batışını fütursuzca izleyemezsiniz! Başta ABD olmak üzere ‘Emperyalist Akbabalar’ ın Türkiye’yi bölmek parçalamak için son raddeye geldiklerinin artık farkına var ve ‘damarlarında ki asil kandan’ alacağın kuvvetle beklenen ‘patlamanı’ yap. Ülkene “Kurutuluş Savaşı”nda olduğu gibi ‘kahramanca sahip çık!’
ABD ile işbirliği içerisinde olan hiçbir iktidarın, ülkeye yararı olacağını düşünme! ABD sömürmeyeceği ve dizginlerini elinde tutmayacağı bir ülkeye dost görüntüsü altında kucak açmaz!”
***
Referandum’da “evet” çıkarsa; hani ülkede özgür ve bağımsız yargı olacaktı?
HSYK’ ya seçilen üyelerin tamamı iktidar’ın desteklediği hakim ve savcılardan oluştu. Siz böyle bir seçime adildir, tarafsızdır diyebilir misiniz? Bundan ala bölünme olur mu?
Öbür yandan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın yaptığı çıkışlar, insanlara “ne oluyoruz, nereye gidiyoruz..” dedirtecek ölçüde şaşkınlık verici…
Kılıç dün (kısa süre önce) ne demişti? Anayasa’nın (değiştirilemez) ilk üç maddesi yeniden gözden geçirebilir”
Bugün ne diyor?
“Değişime karşı çıkan, çağın nabzını tutamayan, statükonun kibirli mensupları artık halkı ikna edememektedir.”
Haşim Kılıç, bir yüksek mahkemenin başkanı değil de, siyasetçi gibi üst üste açıklamalar yaparak İktidar partisinin adeta sözcülüğünü yapıyor…
Bunları söylemek bir yüksek mahkemenin yargıcı ve başkanı olarak size düşer mi? Zatı aliniz siyasetçi mi Sayın Başkan?
Kendisini yaptığı konuşmadan ötürü eleştiren ana muhalefet partisinin Genel Başkanı’na laf yetiştiriyor.
“Vicdanımı ve ahlak anlayışımı sorgulama pervazsızlığı göstermek kimsenin haddi değildir…”
Sayın Kılıç; siz bir yüksek mahkemenin başkanı ve hukuk adamısınız, yoksa AKP ya da başka bir parti adına sözcülük yapmaya soyunmuş bir taraftarı mısınız? Söylediklerinizi, tutumunuzu vatandaşlar olarak anlamakta zorluk çekiyoruz…
8 yıldır konuşmayan yani kamuoyuna açıklama yapmayan ( zaten bir yargıç olarak doğru olanı budur) Haşim Kılıç, ne oldu da son bir iki aydır, üst üste açıklamalar yapmaya başladı? Bu ihtiyacı ya da gerekliliği neden duydu da, “devlet memuru” olmasına karşın, siyasetçi gibi durmadan açıklamalar yapma hevesine kapıldı?
***
Başbakan Erdoğan, Anayasa Başkanı’na yaptığı bu açıklamalardan sonra, kamuoyuna çeşitli zamanlarda düşüncelerini açıklayan kimi yargıçlara takındığı sert ve ödünsüz tavrını; bu kez “siyaset yapacaksan çıkar cübbeni buyur gel yap” diye Başkan Kılıç’a neden seslenmiyor?
Ayni fiili işleyenler karşısında, birine esip gürlemek, öbürüne sessiz kalmak, Başbakan olmanın gerektirdiği tarafsız olma ilkesine uyar mı?
Sonuç:
Sosyolojik bölünme tamam dedik, sıra coğrafi bölünmeye geldi.
İmralı’dan yönetilen azgın PKK çeteleri; koskoca Türkiye Cumhuriyeti’ni karşılıklı görüşme yapacak şekilde masaya oturtmanın şuursuz sevinci içerisinde “Kürdistan” naraları atarak bölünmenin şarkılarını söyler oldular...
Umarız referandumda “evet” oyu vererek bu serüvenin önünü bilmeden açmış olan sevgili yurttaşlarımız, hiç olmazsa bugünlerde neyin ne olduğunun 2011 genel seçimi öncesi ayrımına varmış olsunlar… Geç de olsa…
BURHAN ÖZBEY