Son Haberler
08.02.2012 Çarşamba 09:29
USD 1,7540 EUR 2,3200 EUR/USD 1,3227 IMKB100   60545/%0,00
ISTANBUL Çarşamba: 2°C/4°CPerşembe: -1°C/3°CCuma: -2°C/2°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

"Soykırım tasarısını yeniden gözden geçirmek"
Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş döneminde etnik Ermenilere karşı işlenenlerin soykırım olup olmadığı yönündeki tartışmalar, yıllardır her bahar olduğu gibi bir kez daha Kongrede ele alınmak üzere ABD'nin siyasi platformuna getirildi. 12.03.2010 22:04

BYE - Huffington Post adlı internet sitesi ve gelişmiş blog sayfasında, 9 Mart 2010 tarihinde, New York Üniversitesi Küresel İlişkiler Merkezi Kıdemli Araştırmacısı Alan Ben-Meri imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan Ankara kaynaklı yorumun çevirisi şöyledir:

Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinin kısa bir süre önce onayladığı, Osmanlı Türklerinin 1915 yılında Ermenilere yönelik eylemlerini resmen soykırım olarak nitelendiren tasarı, ABD'nin, tarihî gerçekleri takip etmesi değil, oldukça uygunsuz bir zamanda sergilenen bir siyaset tiyatrosudur.

Soykırım, ciddi bir tabirdir ve bu tabiri kullananların, sadece ahlaki yetkiye değil aynı zamanda da olayların meydana geldiği dönemdeki tarihî gerçeklerle ilgili derin bir bilgi birikimine sahip olmaları gerekir. Ermenilerin, atalarının yüz binlercesinin öldürüldüğü dönem ve koşullarla ilgili resmî sorgulama talep etmeye elbette hakları vardır. Ancak bu, bir asır önce meydana gelmiş çatışmalarla ilgili uygun bir araştırma yapmadan kanun çıkarabilecek ahlaki yetkisi yahut insan hakları ihlallerini siyasi amaçlarla tespit hakkı olmayan ABD Kongresinin görevi değildir. Başkan Barack Obama ve Temsilciler Meclisinin diğer üyeleri, tasarının Meclis oylamasına sunulmasını önlemek için ne gerekiyorsa yapmalıdır. Mecliste onaylandığı takdirde, ABD-Türkiye ilişkilerine verebileceği ciddi zararın da ötesinde, bu konuya Kongrenin karışıyor olması, tasarının dayandırıldığı ahlaki savunmayı da aşındırabilir. Türkiye ile Ermenistan, yakın ilişkiler kurabilmek, sınırı açabilmek ve en önemlisi de trajik olaylarla ilgili tarihî gerçekleri değerlendirmek adına bir komisyon kurmak için, yakın zamanda iki Protokol imzaladı. Bu oylama, Türkiye ile Ermenistan arasındaki uzlaşma sürecini geriletmekle kalmayacak, Türkiye'nin, ABD ile Orta Doğu arasındaki barış görüşmelerine yardım ederek önemli bir rol üstlendiği bir dönemde, ABD-Türkiye ilişkilerini de tehdit edecektir. Üzücüdür ki bu tasarı, baştan beri politize edilmiştir ve bu yüzden ahlaki ilkelerin birçoğundan yoksun kalmıştır. Eğer ABD'nin amacı, insan haklarının destekçiliğini yapmak ve savaş dönemlerinde işlenen büyük çaplı vahşeti kınamak ise neden Sudan, Ruanda, Cezayir veya a Balkanlar'da meydana gelen katliamlarla ilgili hiçbir oturum yapılmamıştır? Tasarının, Meclis Başkanı Nancy Pelosi ve oldukça büyük bir Ermeni seçmen grubunu temsil eden California'lı Komite Başkanı Howard Berman, New Jersey'den Donald Payne ve Albio Sires'in de dâhil olduğu, birçok Kongre üyesi ve güçlü bir lobi grubunca destekleniyor olması gerçeği, tartışmayı ahlaki boyuttan çıkarmış ve siyasi boyuta taşımıştır.

Bunun ötesinde, Howard Berman ve Dışilişkiler Komitesi, tasarının gündeme getireceği, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki toprak anlaşmazlıkları ve kurbanların füruunun tazminat talepleri gibi önemli ve tek başına ele alınamayacak konulara değinmemiştir. Bu Kongre üyelerinin tasarıyı öne sürerek önümüzdeki seçim yılında elde edecekleri siyasi çıkar ne kadar büyük olursa olsun, tasarı onaylanırsa sonuç olarak Türkiye-Ermenistan uzlaşma süreci zarar göreceği ve Türkiye-ABD ortaklıkları büyük oranda azalacağı için, bunun ABD çıkarlarına bir faydası yoktur. Böylesine ciddi bir tasarı, en yüksek boyutta bir ahlaki inceleme ve araştırmanın yapılanmasını gerektirmektedir; Türk kimliğine hakaret olarak nitelendirilen, siyasi içerikli bir tasarıyı değil. Eğer soykırım gerçekten yapılmışsa da bunun, her iki yılda bir yeniden seçilen siyasetçilere değil, bir uluslararası araştırma mahkemesine bırakılması gerekir.

Türkiye, yarım asırdan fazla bir zamandır ABD'nin sadık bir dostu olmuştur ve Amerika'nın Irak, Afganistan ve Arap-İsrail barış sürecindeki çabalarını desteklemeye devam etmektedir. Türkiye, modern bir laik demokrasi ülkesidir ve açık ve yenilikçilik adına önemli adımlar atmıştır. Öyleyse ABD Kongresi, neden Osmanlı soyundan gelenleri, atalarının bir asır önceki davranışlardan dolayı sorumlu tutuyor? Türkiye, soykırım tabirine şiddetle karşı çıktığına göre, nasıl ve kim tarafından bir hüküm getirilmelidir ki günümüzün Türk nesli lekelenmemiş olsun? Yeni neslin, geçmişin olaylarıyla hiçbir bağlantısı yoktur ve aslında onlar, o korkunç savaş sırasında meydana gelen vahşeti, suçluların kim olduğuna bakmadan kınıyorlar. Öyleyse yaklaşımları utanmaz bir şekilde iç siyasi çıkarlar tarafından yönlendirilen ABD Temsilciler Meclisine hüküm getirme ahlaki yetkisini kim veriyor? Meclisin tasarıyla ilgili savunması ahlaki temellere dayandırılmalı ve Türkiye ile Ermenistan, gerçekten ne olduğunu ortaya çıkarabilmek için bir komite kurulmasına karar almışken Kongre üyeleri hâkim yahut jüri üyesi gibi davranmamalıdır. Kongre, yıllar süren vahşi dış politikası ve iki savaşı nedeniyle Amerika'nın dünyada hâlâ gerileyen bir imajının olduğu bir dönemde, Türkiye ile Ermenistan, sorunlarını çözmek ve Dağlık Karabağ'daki toprak anlaşmazlığını bitirmeye yardımcı olması için ne yapmaya karar vermişlerse onu desteklemek zorundadır. Türkiye ile İsrail arasındaki ciddi diplomatik ihtilafa rağmen, Yahudi lobicileri bile sessizce Türklerin yanında yer aldıl ve oylamanın yakın sonuçla bitmesine neden oldular. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın son zamanlarda yaptığı açıklamalar, İsrail halkı tarafından iyi karşılanmadıysa da İsrailli diaspora gurupları, Türkiye ile olan ilişkilerin stratejik yapısını ve Türkiye'nin Bbatı ile olan ilişkisini devam ettirmesi konusunda dikkatliler.

Ancak daha da önemlisi, tasarının onaylanmasının ardından ABD yönetimine karşı tepkili bir şekilde davranan Türkiye yönetiminin, ABD'deki kuvvetler ayrılığını da göz önünde bulundurması gerekir. Başkan Obama ve Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, son dakikada da olsa tasarıya güçlü bir şekilde karşı çıktılar ancak Kongredeki oylamaları yahut gündemi kontrol edemezler. Başbakan Erdoğan, yaklaşan ABD ziyaretini hiçbir şekilde iptal etmemeli ve Türkiye'nin, Ermenistan ile olan anlaşmazlıklarını ABD Kongresinin müdahalesi olmadan halledebilecek kapasitede olduğunu kanıtlama fırsatını kullanmalıdır.

Pelosi ve Berman tarafından desteklenen bu yanlış tasarının, Meclis oylamasına sunulduğu takdirde onaylanıp onaylanmayacağı hiçbir şekilde kesin değildir. Ayrıca destekçilerin, tasarının geçme şansı olup olmadığından emin olmadan Meclise sunma olasılığı azdır. Bu durum, Demokratların ve Cumhuriyetçilerin, ortak çıkarlarını belirleyip ABD-Türkiye ve Türkiye-Ermenistan ilişkileri için en iyi olacak çıkarlar doğrultusunda birlikte çalışmaları için önemli bir fırsattır.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.

Share on Facebook