Malumunuz geçtiğimiz haftalarda, ilk kitabım ’Bir Sonraki Zor Gelmeye Başladı Artık’ın ardından, ‘İlham Veren Kadın’ adlı ikinci kitabımı çıkarmıştım...
Eksik olmasın okuyucularımdan hayli ilgi gören kitabımla ilgili Star Magazin ekibi benimle röportaj yaptı...
Televizyon haberi olarak verilen röpörtajımı, bazı internet siteleri de böyle haberleştirmiş...
Geçtiğimiz haftalarda ‘İlham Veren Kadın’ adlı ikinci kitabını çıkaran ve hayli ilgi gören genç yazar Volkan Akay, Star Magazin’e konuştu...
Akay, kitabıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu...
‘İlham Veren Kadın’ın satış grafiğinin iyi gittiğini söyleyen Akay, kitabındaki hikayenin tamamen gerçek olduğunu, anlattığı karakterin bir dönem hayatında yer aldığını ve kendisine gerçekten ilham verdiği için kitabına da ‘İlham Veren Kadın’ adını koyduğunu söyledi...
Yazdıklarıyla ilgili kendisine en çok yöneltilen eleştireye de değinen Akay, şöyle devam etti:
“Belki hata yapıyorum...(gülüyor) Bana yöneltilen eleştirleri dikkate almalıyım belki... Biraz ağır yazdığımı, yazılarımda çok imgeleme kullandığımı, bir cümleyi birkaç defa okumak zorunda kaldıklarını söylüyorlar okuyucularım...Daha basit bir dil kullansan, çok mutlu oluruz diyorlar... Ben de denerim diyorum... (gülüyor) Tabii latife bir tarafa, çok düşünüyorum bu meseleler üzerine... Fakat nalıncı keserliğim tutuyor bir vakitten sonra ve kendimi haklı görüyorum... (gülüyor) Bakın, yazmak; şüphesiz daha geniş kitlelere ulaşmak anlamında, ne kadar sadeleşirse o kadar iyidir... Lakin, ben bir gazetenin köşe yazarı değilim... Daha doğrusu, kitap bir gazete değil... İçindeki yazı da gazete yazısı gibi olmaz, olmamalı... Bir köşe yazarı gibi yazmamalıyım özel bir hikayeyi, yaşadığım yahut kurguladığım... Üstüne; aman aman bilgiler verip, akademik, ekonomik, politik şeylerden de bahsetmiyorum kitaplarımda... Sadece duygu yazıyorum, yazmaya çalışıyorum bazen denemelerle, bazen hikayelerle, bazen şiirlerle... Tamam kabul, duygular sade anlatılınca daha net anlaşılır... Ama ben öğretmeye çalışmıyorum ki, sadeleştireyim... Tam aksine anlattığım duyguyu en derinden nasıl hisseder okuyucum onun peşindeyim... Duyguları açıklamaya, ezberletmeye değil sadece bendeki yansımalarını anlatmaya çalışıyorum... Doğru olan da bu değil mi?.. Okuyucuyla kurulan tahakkümsüz duygu ortaklıkları ve farklılıkları... İtiraf edeyim, bazen tam da o niyetle oturuyorum tabureme... Bu duygu budur demeye... Ama o lahza, öteki geliyor ve dürtüyor beni... Saçmalamanın daniskası bu yaptığın diyorum kendi kendime... O yüzden her kelimeye bir anlam yüklememdem, imgelemelere geniş yer vermemden gocunmasın (gülüyor) kimse... Üstelik ipin ucunu yakalayınca çorap söküğü gibidir benim yazılarım... Size tüm samimiyetimle şu kadarını söyleyebilirim... Bazı okurlarım kitaplarımı ilk okuduklarında anlamakta zorlandıklarını söylüyorlar... Peşi sıra ikinci kez okuyunca bir gayret (gülüyor) boynuma sarılıyorlar gördüklerinde, yahut mail atıp, telefon edip, binlerce kez teşekkür ediyorlar... Üçüncü kez okuyan hatta size abartılı gelecek ama yastığının altında saklayanlar bile varmış... Bunun sebebi nedir diye sordum kendime... Cevabım net oldu: Hissetmediğim hiçbir şey yazmadım ve kimseye dikte etmedim, sadece anlattım, alışık olunmadık imgelemelerle de olsa... Zaten başka türlü de yazamıyorum ki!.. (gülüyor)”