BERLİN, 09/07(BYE)--- Tirajı günde 445 bin 820 olan liberal sol eğilimli Süddeutsche Zeitung'un 9 Temmuz 2010 tarihli sayısında, Kai Strittmatter imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan İstanbul çıkışlı yazının çevirisi şöyledir:
--Türkiye Anayasayı Sınırlı Olarak Değiştirebilecek--
Türkler 12 Eylülde yapılacak referandumda anayasa ile ilgili oy kullanacak. Ancak hükûmet tüm önerilerini kabul ettiremedi. Anayasa Mahkemesi çarşamba akşamı reform paketinin yargının yeniden düzenlenmesini öngören maddesini kısmen iptal etti. Şimdi ise Türkiye neredeyse tüm siyasi kesimleri memnun etmeyen mahkeme kararının ne anlama geldiğini tartışıyor. Hükûmet, Anayasa Mahkemesini yetki aşımıyla suçladı. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, kararla ilgili olarak "hukuk ve yasaların katliamıdır" açıklamasını yaparken, yine de paketin geriye kalan kısmının "Anayasanın ciddi bir reformuna" izin vermesinden memnun olduğunu ifade etti. AK Partili Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ise parti arkadaşlarının çoğundan farklı olarak kararı "oldukça olumlu" şeklinde değerlendirdi. Mahkemenin paketin tamamını iptal etmemesinden hayal kırıklığına uğrayan muhalefet partisi CHP ise referandumda "hayır" oyu kullanacağını duyurdu.
Türkiye Anayasası 1980'deki askerî darbenin bir ürünüdür. AB, yıllardan beri Türkiye için yeni ve sivil bir anayasa talep ediyor. Ülkenin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğu konusunda neredeyse ülkedeki tüm partiler hemfikir ancak gruplar arasındaki güvensizlik büyük. Eleştirmenler hükûmeti, yargının bağımsızlığını kırmak ve güçler ayrımını tehlikeye düşürmeyi istemekle suçluyor. Hükûmet ise reform planlarının ülkenin demokratikleşmede ilerleme kaydetmesi için yapıldığını, tam da eski otoriter sistemle çalışan yüksek yargının reforme edilmesi gerektiği tezini öne sürüyor. Anayasa Mahkemesi veya HSYK gibi (yine darbeci generallerin bir fikri olan) kurumlar, şimdiye kadar demokratik meşruiyetten büyük ölçüde kaçınmıştı. Reformlarla iki kurumun üyelerinin seçilme şekli değiştirilmek istenmişti. Ancak Anayasa Mahkemesi tam da bu maddeleri veto etti.
Mahkemenin kararı, tıpkı ülkenin politikası gibi basını da böldü. Radikal gazetesi hâkimlerin orta yolu bularak en azından gerilimi tetiklememelerinden memnun kalırken, Akşam gazetesinde siyasi kaosun artma tehlikesi doğduğu yorumu yapıldı. Hükûmete yakın Sabah gazetesi, "Demokrasiye Karşı Yarım Meydan Muharebesi" manşetini kullanırken, Taraf gazetesi reform ruhunun hayatta kalmayı başardığını yazdı.
Gerçekten de Türkler şimdi sadece bireysel bilgilerin korunması, çocuk ve kadın hakları ya da memurların grev hakkı gibi konularla ilgili oy kullanmakla kalmayacak; güçlü askerî yargının yetkisinin azaltılması da öngörülüyor. Reform paketinde yer alan bir madde, suç işleyen ve darbe zanlısı askerlerin barış dönemlerinde sivil mahkemeler tarafından yargılanmasını öngörüyor. AB demokrasilerinde çok doğal olan bu uygulama Türkiye'de şimdiye dek bir tabuydu. Bir diğer madde ise Genelkurmay Başkanı ile ordu komutanları hakkında Anayasa Mahkemesinde dava açılmasının önünü açacak. Bu öncelikle Cumhuriyet tarihinde dört kez sivil hükûmetleri deviren Türk ordusunun darbe hevesine gösterilen bir tepki. Referandumun gerçekleşeceği tarih de oldukça uygunsuz: 12 Eylül. 1980 yılındaki darbenin yapıldığı tarih.