BERLİN, 11/08(BYE)--- Tirajı günde 445 bin 820 olan liberal sol eğilimli Süddeutsche Zeitung'un 11 Ağustos 2010 tarihli sayısında, Kai Strittmatter imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun çevirisi şöyledir:
--Türk Hükûmeti, Ordunun Personel Planlarına Müdahale Ediyor--
Başka yerlerde ülkeler bir orduya sahiptir, Türkiye'de ise ordu bir ülkeye sahip. Türkiye'de ordu ve hükûmet geçen hafta personel seçimi ve otorite konusunda güç mücadelesine girdi ve ordu bu mücadeleyi kaybetti. Bu iyi bir haber. Bazıları hükûmet ile generaller arasında yaşanan anlaşmazlığın bir krize neden olacağını söylediler, zira bugüne kadar hükûmetin, güçlü komutanlara karşı çıktığı ve anayasa ile kanunlarda yer alan haklarını gerçekten kullandığı görülmemişti. Böyle bir şeye hiçbir hükûmet cesaret edememişti. Türkiye bu suretle bir parça daha normale döndü ve biraz daha fazla demokratikleşti.
Türkiye'de ordu çatışarak geri çekiliyor. Çatışmanın merkezinde seçimle iş başına gelmiş olan hükûmet ile kendisini Cumhuriyetin kurucusu ve koruyucusu olarak gören ve bugüne kadar devlet içinde devlet konumunda olan ordu yer alıyor. Bu ordu, üç kez silahlı şiddet uygulayarak darbe yaptı.
Türkiye'deki dönüşümün önemli bir işareti Nisan 2007'de ordunun, Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olmasına karşı çıkarak tehditte bulunmasıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Ancak ülke bu tehdide daha önce olduğundan farklı bir tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Gül, generallere, anayasa uyarınca siyasetin onlardan önce geldiğini hatırlattı. Halk müteakiben gerçekleştirilen seçimlerde AK Partiye yüzde 47 oranında oy verdi. 2007 seçimi büyük ölçüde generallere karşı bir protesto seçimiydi. Türkler ordunun mütemadiyen müdahale etmesinden bıkmıştı.
Başka tabular da yıkıldı: Ordunun darbe planları ortaya çıkarıldı. Darbe planlarına karıştıkları iddia edilen subaylar tutuklandı. Geçen hafta ise yeni bir dönüm noktası yaşandı: İlk kez Cumhurbaşkanı ve Başbakan, Silahlı Kuvvetlerin yıllık terfi toplantısına müdahale ettiler. Şimdiye kadarki hükûmetler, yalnızca generallerin aldıkları kararları onaylamakla yetinmek zorunda kalmışlardı.
Fakat Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan itirazlarda bulundular. Gül ve Erdoğan, kendi adaylarının terfi etmesi için değil, savcının hükûmete karşı komplo kurdukları ve Hristiyan azınlığa mensup kişilerin öldürülmesinin de öngörüldüğü darbe planları hazırladıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma açtığı bir düzine generalin terfi edilmesine karşı çıktıkları için böyle bir tutum sergilediler. Sekiz gün süren gerginlikten sonra ordu boyun eğdi.
Bu hükûmetin bir zaferi midir? Bu özellikle hukukun ve yasaların zaferidir. Ordu yandaşları ise laikliğin son savunucusuna darbe vurulduğunu ileri sürüyorlar. Bu, doğru olmadığı gibi, aynı zamanda alaycı bir yaklaşımdır. Türk generallerin talimatıyla geçmişte siviller işkenceye maruz kaldılar ve katledildiler. Onların gerçekleştirdikleri darbeler Türkiye'de demokrasinin ve ekonominin yıllarca gerilemesine neden oldu. Eğer bugün sivilleşmiş bir Türkiye, askerler karşında adım adım üstünlük kazanıyorsa bu hayırlı bir gelişmedir. Türkiye bu hafta daha İslami değil, daha demokratik bir hâle gelmiştir.