Sevgi, insan yapısının haz veren bir şeye meyletmesidir. Eğer bu meyil güçlenip, kuvvetlenirse aşk ismini alır.
Sonrasında…
Bu sevgidir, kişiyi sevdiğine her şeyini feda ettiren.
Züleyha’nın Yusuf"a a.s. olan aşkı gibi…
O Züleyha ki…
Malını mülkünü Yusuf’unun aşkı uğruna harcar. 70 deve yükü mücevher ve gerdanlığı varken, hepsini de ona olan aşkı için dağıtır.
Öyle ki ben, bugün Yusuf"u gördüm diyen herkese onu zengin edecek kadar gerdanlık verir. Dağıta dağıta elinde hiçbir şey kalmaz. Artık her şeyi Yusuf diye çağırmaya başlar. Aşkı o derece ilerler ki, Yusuf kelimesi dışında her şey onun için hiçtir.
Leyla ile Mecnun aşkı da öyledir derdi dedem
Mecnuna sorarlar: Adın ne?
“Ben Leyla’yım” der.
“Leyla ölmedi mi?” derler
“Ölmedi o benim içimde yaşıyor” der.
Ve bir gün Mecnun Leyla’nın evinin yanına gelir.
Derler ki:
“Ey Mecnun, gökyüzüne bakma Leyla’nın evinin duvarına bak, belki görürsün.”
Mecnun’un cevabı aşkını bir kez daha haykırır niteliktedir.
“Gölgesi Leyla’nın evi üzerine düşen yıldız bana kâfidir”
Ve diyorum ki:
Her tereddüt korku taşır yüreğinde,
Muhtemel bir gidiş,
bir kaybediş
bir ihtimal korkusu…
Velev ki olmasa perdelenmiş korkularım,
Olmasa beyazı bitmiş defterlerim,
Pas tutmuş güneşlerim
ben de isterim
ben de dönmek
ben de…
İsterim…
aşk a dönmek
aşk’da dönmek
aşk’la…
Ne var ki,
her tereddüt korku taşır yüreğinde…