Son günlerde çok sık karşıma çıkan bir slogan. ‘Suya sabuna dokunun’.
Ellerini yıkama alışkanlığı çok zayıf olan bizler için artık o kadar çaresiz kalınmış ki belli ki sürekli bu slogan hatırlatılırsa biraz daha hijyenik, mikroplardan ve hastalıklardan uzak bir hayat sürebileceğimiz düşünülüyor.
Suya sabuna dokunmak, küçük yaşlarda anne babanın çocuğuna kazandırması gereken bir alışkanlık oysa ki. Çocuk dışarıdan gelir tam yemeğini yiyecekken anneden bir uyarı gelir yavrusunun elini yıkayıp yıkamadığı ile ilgili.
Bu küçük uyarı zamanla farklı uyarılara dönüşür. Örneğin iki çocuk kavga eder, annesinin gelip ikisini barıştırması gerekir. Çocuk yalan söyler, annesinin ona yalanın kötü birşey olduğunu anlatması gerekir. Çocuk kendisine ait olmayan birşeyi alır. Annesi bunun hırsızlık olduğunu ve bir daha tekraralamaması gerektiğini anlatır. Çocuk küfreder, annesi güzel sözlerle konuşmanın gerekliliğini öğretir. Ellerin suya sabuna dokunması gerekliliğiyle başlayan öğrenme süreci yıllar geçtikçe yerini çok farklı konulara bırakır.
Peki artık kocaman insanlar olduktan sonra suya sabuna dokunulması gerektiği anlatılırsa ne olur? Arada pek çok konu atlanmış olarak yetişen bireylerden oluşur toplum. Mikrobu bol olur, yalanı bol olur, hırsızlığı bol olur, suçlusu bol olur, gazetelerinin üçüncü sayfalarında satırlık yer kalmaz güzel bir haber için..
Daha ellerini yıkama alışkanlığı bile olmayan kişi asıl suya sabuna dokunması gereken konuları hiçbir zaman farkedemez. Elindeki mikropları temizlemeye çalışırken zihnindeki mikroplara hiç bir zaman sıra gelmez..
silaonat@haberx.com