TAHRAN, 29/08(BYE)--- Muhafazakâr eğilimli Tabnak haber portalının 29 Ağustos 2010 tarihinde, yukarıdaki başlık altında yayımladığı haberin çevirisi şöyledir:
Vahabiler ile laikler, iki İranlı yetkilinin açıklamalarını suistimal ederek Arabistan ve Türkiye kamuoyunu İran'a karşı bulandırmaya çalışıyorlar ve işgalci İsrail'in, İran ve Lübnan'a karşı tehditlerinin arifesinde böyle bir atmosferin oluşturulmasının belli amaçlar doğrultusunda gerçekleştirildiği çok açıktır.
Sanki söz konusu iki ülke gazeteleri ve televizyonlarında bu makaleleri hazırlayanlar, bölge kamuoyunu siyonistlerin saldırısına karşı hazırlamak ve maceraperestliklerine açıklık getirmek için ortak bir iş birliği yürütüyorlar.
Bir taraftan bir yetkilinin bir süre önce İran'ın İslam'dan ayrı tutulmasına dair açıklaması –ki Vahabilerin söz konusu çift yönlü sözler sebebiyle bulanan sudan balık tutmalarına neden oldu– diğer taraftan başka bir yetkilinin –ki son zamanlarda Cumhurbaşkanı Asya Özel Temsilcisi görevini de diğer görevlerine eklemişti – Türkiye ve Ermenistan arasında tartışma konusu olan bir mesele hakkındaki olgun olmayan sözleri, bu gibi atmosfer oluşturmaların daha ciddi bir şekilde sürdürülmesine sebep oldu.
Uzmanlık alanı dışında olgun olmayan ifadelerin sarf edilmesi iyi değildir ancak eğer bunu anlatmak için basının elinden bir şey gelmiyorsa, en azından gösterilen bu tepkiler, İranlı yetkililerin, İran'ın bulunduğu şartlarda İran karşıtı atmosferi şiddetlendirmek ve kamuoyunu İran aleyhinde tahrik etmek için düşmanlara bahane verilmemesi konusunda çok dikkatli olmaları gerektiğini gösteriyor.
Örneğin aşağıdaki haberlere dikkat edin:
1. Suudi Arabistan makamları, bir İranlı yetkilinin sözlerini, İranlıların Zerdüşt ve İslam'a karşı oldukları şeklinde değerlendirerek, daha önce sağlanan mutabakatlara rağmen İran'ın Umre kotasını 12 bin kişi kadar düşürdü. Bundan önce de Vahabiler, Suudi Arabistan televizyonunda İran ideolojisi konusu sebebiyle İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı atmosfer oluşturmaya çalışmış, bu ülkeyi milliyetçi faaliyetlerde bulunmakla suçlamışlardır.
2. Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Kültürel Miras, El Sanatları ve Turizm Kurumu Başkanının "Zafer Köprüsü İran" Semineri'nde söyledikleri Türk basınının sert tepkisiyle karşı karşıya kaldı. Türk basını şunları yazdı: "Bu iddianın İran Meclisi tarafından kabul edilmesine rağmen, şimdi İran Cumhurbaşkanı Yardımcısının iddiaları, Türkiye'nin BM'deki konumunu fazlasıyla zayıf düşürdü. Ermenistan Cumhurbaşkanı, Bagayi'nin konuşmasını İran makamlarına ait diplomatik ve resmî bir belge olarak BM'ye ve diğer ilgili örgütlere gönderdi." Habere göre Bagayi'nin sözlerine tepki gösteren Türk basını, Türkiye'nin, İran ile ilişkilerini geliştirmesini büyük bir hata olarak değerlendirdi.
İki büyük ve komşu ülke olan İran ve Türkiye'nin bölge dış politikası ve kamuoyu üzerinde en büyük etkiye sahip olduklarından, söz konusu iki ülke basınında geniş çapta ve seri bir şekilde bu şekilde bir atmosferin oluşturulması, basının buna hazır olduğunu ve belki de siyonistler tarafından önceden planlanmış bir konu olduğunu gösteriyor.
Eğer bu teori doğruysa, gelecek haftalarda bölge ülkelerinde bu gibi atmosferlerin oluşturulmasına tanık olacağız. Elbette ki, bunun sebebi çok açıktır. Eğer siyonistler Lübnan veya İran'a saldırı düzenlemeyi planlıyorlarsa, bölge halkları arasında İran'a karşı nefret ve memnuniyetsizliği artırmak zorundalar.