Taciz...
Yıl sonları gelsin istemiyorum hiç; çünkü biliyorum bütün yıl saklanan ve ümidi, giden senenin son dakikalarında olan abazan duygular uluorta peydahlanacak yine; huzur ve saadet duaları içindeyken ben bir helecanla...
Havai fişekler patlarken, ‘eyvah eyvah’ deyip, dört dönüyorum evin içinde; şimdi tutuşacak bir kısım müsvedde Türk delikanlısı diye...
Komşumun şarjörü yeni yıla feda olurken peş peşe; şehrin öte taraflarında birileri duyup bu sesleri, efelenecek, aşka gelecek diye ürküyorum, korkuyorum...
Yakın bir gece kulübünden, nakaratı ‘Of Of’ la dönen şarkı sözleri hep bir ağızdan söylendikçe, kulaklarımı neyle tıkayacağımı şaşırıyorum... Ah diyorum ah, ne envai oflar çekiliyor şimdi yapışkan salyalı, pis kokulu dillerde...
Üst kattakiler 10,9,8,7,6,5,4,3,2,1 diye sayarken gerisin geri; çarpıntım artıyor, ellerim terlemeye başlıyor, gözlerim yuvalarından çıkıyor; Allah diyorum Allah, yapmayın, etmeyin bu sayımın sonu hayır değil lakin, kim bilir mübarek toprağımın neresinde kimler ellerini nereye daldıracak siz ‘Oley’ diye bağırınca...
Öyle ya, herkesin yeni yıl dileği başka...
Sonra elim gitmiyor televizyonun kumandasına; nasıl girdi benim canım memleketim ikinci binin sekizinci yılına acaba diye bakacağım zira...
Turladım, dövündüm ve Ya Allah bir cesaret ettim, etmez olaydım...
Bir kısım müsvedde Türk delikanlısını; açar açmaz yüzüme çarptı benim mesaideki matbuat mensubu arkadaşlarım... Ve şüphesiz onları yabancı matbuattan arkadaşları...
Yüzümü kapadım, yanaklarım kızardı, utandım, küçüldüm, ufaldım... Öyle fırlattım ki kumandayı...
Ve çok kızdım bizimkilere; söylendim poflayarak ben yayın yönetmeni olaydım diye, sitemlendim, hırslandım içimden...
Ertesi gün gazetelerde; bu çocuklardan bir ikisinin hısım akrabasının resmini bulup, o turist kızların yerine onları montajlardım çünkü; yayın yönetmeni olaydım...
Anasını, bacısını, karısını, sevgilisini elletirdim ona ve onlarcasına...
Mahalle aralarında övünmesin, utansın, uzun zaman sokağa çıkamasın diye elimden geleni yapardım...
Tövbe tövbe!..
Bir insanlık ayıbını abideleştiren bu hayvanları toplumumdan ayırırım fakat... Hepimize mal edemem şüphesiz... Umarım benim gibi düşünür tüm dünya...
Çünkü ben, edebimle otuyordum o dakikalarda... Üst komşum geri sayıyordu karısı, çoluğu çocuğuyla, mahalle sakini şarjör boşaltıyordu en tepedeki dairesinden havaya; yeni yıla bağıra çağıra ağlayarak giren turist kızdan çok daha zararsız göründü gözüme...
Geleneksel bir arsızlık miras bırakılmamalı, lümpenden lümpene de olsa... Teşhir kafi değil karakol zabıtlarında...
Mesele; insan içine çıkamayacak duruma getirmek onları kanımca...
Araya alma, sıkıştırma; bu milletin eline yüzüne bir karakter unsuru olarak sinmemeli, yakıştırılmamalı başkalarınca...
Yıl sonları gelsin istemiyorum hiç çünkü biliyorum başımıza gelecekleri...