Son Haberler
03.09.2010 Cuma 12:10
USD 1,5050 EUR 1,9310 EUR/USD 1,2831 IMKB100   60765/%-0,17
ISTANBUL Cuma: 19°C/27°CCumartesi: 21°C/29°CPazar: 21°C/26°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

Taraf yazarına çirkin saldırı
Bookmark and Share
Taraf yazarı Rasim Ozan Kütahyalı Kanal 7’de katıldığı programın ardından Alperen Ocakları İstanbul İl Başkanı’nca yumruklandı. Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünün tartışıldığı İskele Sancak’ın bitiminde Kanal 7 binasına giren Alperen Ocakları İstanbul İl Başkanı Mustafa Kayatuzu’nun saldırısına uğrayan Kütahyalı geceyi hastanede geçirdi. 12.04.2009 17:11

Polis, kaçan Kayatuzu’yu arıyor. Kanal 7 yönetimi olayda ihmali olan güvenlik şirketi çalışanlarını işten el çektirdi

Helikopter kazasında yaşamını yitiren Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun suikaste kurban gidip gitmediğinin tartışıldığı Kanal 7’deki “İskele Sancak” programına katılan Taraf yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, dışarıdan gelen Alperen Ocakları İstanbul İl Başkanı Mustafa Kayatuzu’nun yumruklu saldırısına uğradı. Saldırganın yumruklarıyla yere devrilen Kütahyalı, hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.
Kanal 7 televizyonunda Erhan Çelik’in sunduğu “İskele Sancak” tartışma programına katılan Rasim Ozan Kütahyalı, diğer konukları eski savcı Gültekin Avcı, televizyoncu Mehmet Ali Önel ve BBP yöneticisi Kemal Yavuz ile birlikte Muhsin Yazıcıoğlu’nun suikaste uğrayıp uğramadıklarını tartıştılar. Televizyonda program devam ederken Alperen Ocakları İstanbul İl Başkanı Mustafa Kayatuzu arabasıyla Kanal 7’ye geldi. Konuklardan BBP yöneticisi ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun sırdaşı olan Kemal Yavuz’u almaya geldiğini söyleyen saldırgan Kayatuzu, kimliğini güvenliğe gösterip kanalın üçüncü katına çıktı.

Yumruklarla vurmaya başladı
Önceki gece saat 02.00 sıralarında biten programın konukları ile Erhan Çelik, şakalaşarak koridora doğru yürüdüler. Bu sırada daha önce üçüncü kata çıkmış olan Mustafa Kayatuzu, BBP yöneticisi Kemal Yavuz ve Erhan Çelik ile konuşmaya başladı. Taraf yazarı Rasim Ozan Kütahyalı da daha önceden tanıdığı Mustafa Kayatuzu’na “Hoş geldin” demek için elini uzattı. Bu sırada yazarımızın uzattığı eli kavrayan Kayatuzu, yumruklarıyla Kütahyalı’ya saldırdı. Programın diğer konukları önünde darp edilen yazarımız Kütahyalı aldığı yumrukların etkisiyle yere yığıldı.

‘Siz gelmeyin ben indirdim’

Saldırgan programın diğer konukları ve güvenlik görevlileri tarafından etkisiz hale getirildi.
Saldırgan Mustafa Kayatuzu’na ilk tepkiyi BBP yöneticisi Yavuz gösterdi. Kemal Yavuz, saldırgana; “Sen ne haltlar karıştırıyorsun. Biz çok güzel bir program yaptık. Böyle bir saldırı yaparak ne yapmaya çalışıyorsun” diyerek bağırdı. Bu sırada güvenlik görevlilerinin elinden kurtulan saldırgan arabasına binerek kayıplara karıştı. Alperen Ocakları İstanbul İl Başkanı Kayazutu’nun kaçmadan önce telefonla bir yeri arayarak “Siz gelmeyin ben indirdim” dediği öğrenildi. Saldırının, Alperen Ocakları tarafından programa gönderilen “Bizim içimizde asla sızma olmaz. Biz barışçı bir hareketiz, şidette bulaşmadık” mesajından sonra gelmesi de dikkat çekti. Saldırıya uğrayan Kütahyalı hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Yazarımız Kütahyalı dün Eyüp Merkez Karakolu’na giderek şikâyetçi olurken, polis saldırgan Mustafa Kayatuzu’nu aramaya başladı.
Öte yandan saldırının gerçekleştiği Kanal 7 televizyonu olay sırasında binada bulunan güvenlik görevlilerine görevden el çektirdi. Olaydan büyük bir üzüntü duyduklarını belirten Kanal 7 yetkilileri, ilk kez televizyonlarında böyle bir saldırının olduğunu dile getirdiler.

BBP: Ortam duygusal bizi anlayın
BBP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Destici, Taraf yazarı Rasim Ozan Kütahyalı’nın darp edilmesini tasvip etmediklerini söylerken, saldırıyı “duygusal ortam”a bağladı. Desteci, BBP’nin gençlik örgütü gibi çalışan Alperenler İstanbul İl Başkanı Mustafa Kayatuzu’yu görevden alma yetkilerinin de olmadığını savundu. Dün yeni Genel Başkan Vekili seçilen Yalçın Topçu ile görüştükten sonra Taraf’a konuşan Destici şunları söyledi: “TV’de sayın Kütahyalı’yı ben de dinledim. Elbette benim de beğenmediğim fikirleri serdetmiş olabilir, tabanımızı da kızdırmış olabilir, doğaldır. Hakarete vardırmadığı, tahkir etmediği sürece bunlar söylenecektir, gazeteci bunlar için vardır. Ama dünkü olay tasvip edebileceğimiz hareket değildir. Tabii ki BBP camiası açısından çok duygusal ortam var. Şunları da söyleyebilirim, böyle duygusal ortamda karşısındakileri çok daha iyi anlayarak konuşsunlar. Bu hassasiyetin gösterilmesi camia olarak bizim dileğimiz.”
Destici, onay vermediği davranışın sahibiyle görüşüp görüşmedikleri, bununla ilgili parti olarak ne yapacakları, nasıl yaptırım uygulayacakları sorularını da şöyle yanıtladı: “Onaylamıyoruz, söylüyoruz zaten bunu başkanımız Rasim beyle de konuştu üzüntülerimizi ifade ettik. Söyleyeceğimiz şudur; bizim hassasiyetimiz anlamalarını istiyoruz, özellikle basının kamuoyunun bizimle görüşsünler çok açık ve şeffafız. O arkadaşın durumu ilgili arkadaşları görüşecek, ocağın partiyle alakası yok. Parti tüzel kişiliğiyle ilişkisi yok. Ocak kendisi görüşecek, bizim onlara tavsiyelerimiz olacak.”

Disiplin Kurulu’nda yokum

Destici, “Bu kişi BBP yöneticisi olsaydı ne derdiniz ihraç eder miydiniz” sorusuna “Disiplin kurulu başkanı değilim. Olmaz böyle bir şey BBP mensubu böyle bir şey yapamaz. Biz BBP’yi sevenlere, arkadaşlarımıza fikrimiz bu diyoruz ve diyeceğiz, duruşumuzu yeniden anlatacağız, BBP duruşuna sahip olanlardan bu duruşu bekleyeceğiz. BBP yöneticisi olmadığı için BBP’nin duruşunu sadece o arkadaşa değil herkese anlatırız” diye yanıt verdi.

*****

Taraf Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan’ın yazısı şöyle:

Saldırı

Sabahın o saatinde çalan telefonun ekranında Ergin Cinmen’in adını görünce, güne pek de hayırlı bir haberle başlamayacağımızı anladım.

Korktuğum gibi de oldu.

Ergin, “geceleyin Kanal 7’deki sohbet programından sonra Alperenler’in İstanbul il başkanının televizyonu basıp, programa katılan Rasim Ozan Kütahyalı’ya aniden saldırarak hastanelik ettiğini” söyledi.

Öfkeden ve üzüntüden kasıldığımı söylemeliyim.

İstanbul’un göbeğinde televizyon basıp adam dövmeye cüret edebiliyorlardı.

Üstelik de esrarengiz bir kazaya kurban giden ve ölmeden önce aralarında benim de bulunduğum bir grup yazarla buluşmak istediğini söyleyen BBP Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun partisinin yan örgütünden biri yapıyordu bunu.

Alperenler adının Hrant Dink cinayetinin arka planında nasıl belirmiş olduğunu hatırladım.

Bir de Şamil Tayyar’ın Neşe Düzel’le yaptığı sohbette söyledikleri aklıma geldi.

Yazıcıoğlu, Dink suikastında Alperenler’in adının dolaşmasından üzüldüğünü belirterek Tayyar’a, “bizim tarlayı daha önceden sürmüşler” demişti.

Anlaşılan, saldırgan “daha önceden sürülmüş tarlanın” mahsulüydü.

Hiç beklemediği bir yerde, hiç beklemediği bir anda saldırıya uğrayan Rasim’in sağlık durumunu araştırdım hemen.

Yüzünde bir iki bere vardı ama iyiydi.

Sonra saldırganın televizyon binasına nasıl elini kolunu sallayarak girip, daha sonra aynı rahatlıkla çıkıp gittiğini merak ettim.

Rasim’in katıldığı programın bir başka konuğu olan bir BBP’linin “şoförü” olduğunu söyleyerek içeri girmiş, saldırmış ve hiç kimse tarafından durdurulmadan binadan ayrılmıştı.

“Geçmiş olsun” demek için beni arayan Kanal 7’nin genel müdürü, saldırganı durdurmayan güvenlikçilerin işlerine son verildiğini söyledi.

BBP yöneticileri ise anlaşılmaz laflar etmişlerdi.

“Ortam duygusal, bizi de anlayın” demişlerdi.

Tam neyi anlayacağımızı kestiremedim doğrusu.

Ortam nasıl duygusaldı?

Ortam “duygusal” olunca BBP’li gençler etrafa saldırıp insanları dövüp öldürecekler miydi?

“Duygusallık” onlara saldırganlık özgürlüğü mü veriyordu?

Ortamı “duygusal” kılan liderlerinin ölümü ise, Yazıcıoğlu’nun “demokrat aydınlarla” görüşmek istemesinin onlarda daha “barışçı” duygular uyandırması gerekmiyordu?

Yoksa, çoktandır kulağımıza geldiği gibi “ortalığı karıştırmak” için Alperenler kullanılacaktı da, bunu engellemeye çalışan Yazıcıoğlu’nun ölmesi, kışkırtıcılara yolu mu açmıştı?

Bir siyasi parti olan BBP, bir saldırıyı nasıl bu kadar hafife alıyordu?

Yazarlara yapılan saldırıları çok “hoşgörülü” karşılayan BBP’li yöneticilerin şemsiyesi altında Alperenler daha neler yapacaktı, hangi “duygusal” saldırı planları daha vardı?

Kaç yazarı daha hedef seçeceklerdi “duygularını” belirtmek için?

Tabii en önemlisi, İstanbul’un göbeğinde televizyon basıp, yazarlara saldırmanın karşısında devlet ne yapacaktı?

Onlar da mı “hoşgörüyle” karşılayacaktı bunu?

Irak’ta olan İçişleri Bakanı’na haber gönderdim.

İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’la da konuştum.

Cerrah, “böyle saldırılara izin vermeyeceklerini, saldırganı hemen yakalayıp adliyeye sevk edeceklerini” söyledi.

Ama ben bu yazıyı yazarken henüz saldırganın yakalandığına dair bir haber ulaşmamıştı bize.

Kütahyalı’ya saldıran adam birçok suçu birden işledi.

Eğer devlet bu suçlara gereken tepkiyi göstermezse bunun arkası gelir.

Yazarları döverler de, öldürürler de...

Hrant Dink’i unutmayın, katillerin gençler arasından seçildiğini, Alperenler teşkilatına gidip geldiklerini de unutmayın.

Bu işler böyle başlar.

Önce televizyon basarlar.

Döverler.

Ses çıkmazsa öldürürler.

Peki, biz ne yapacağız?

Devlet işleri ağırdan alırsa bu ülkenin gazetecileri, yazarları canlarını nasıl koruyacak?

Yakın dövüş kurslarına mı gidelim?

Gazetecilere silah mı dağıtalım?

Gündüzleri gazete çıkartıp, akşamları çatışmalara mı girelim?

Ne yapalım?

Devlet bize ne öneriyor?

Bakın, bu işler böyle başlar.

Başbakan’ı, İçişleri Bakanı’nı, Emniyet Teşkilatı’nı uyarıyorum, bu saldırgan gereken cezayı almazsa, bundan sonra bu ülkede gazetecilerin, yazarların başına geleceklerden, yaşanacak facialardan siz sorumlu olursunuz.

Bu saldırı karşısında gereken tepkiyi göstermeyip, “ortam duygusal” diye geçiştirmeye kalkışan BBP de bu işlerin sorumlularından biri haline gelir.

Siyasi Partiler Yasası’na göre de “suç işlemiş” olur.

Devletin yöneticileri ve İstanbul Emniyet Teşkilatı, bir adamın televizyon kanalı basıp yazarlara saldırma cüretini nereden aldığını bir iyi tartsın.

Buna cüret edebiliyorsa, bunun bedelini ödemeyeceğini düşünüyor demektir, devletin onu caydıracak bir gücü ve görüntüsü yok demektir.

Yok mu gerçekten?

Olup olmadığını hep birlikte göreceğiz.

Umarım göreceğimiz tablo, kan lekeleriyle kirlenmemiş bir tablo olur.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.