BYE - Ürdün'de yayımlanan el Ray gazetesinin 29 Haziran 2010 tarihli internet sayfasında, Muhammet Harup imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer alan yorumun çevirisi şöyledir:
Özgürlük Filosunda İsrail tarafından yapılan katliamdan ve 9 şehitle sonuçlanan operasyondan sonra birçok insan, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükûmetinin, İsrail ile daha kötüye gitmeyeceği iddiasına girdiler.
Söz ettiğim ülkeler ve yandaş medya gurupları "Özgürlük Filosu" olayında Türkiye'yi suçluyorlar ve İsrail'in uluslararası sularda yaptığı korsanlığı savunuyorlar. Bunlar, Türkiye'yi, bölgede kendi çıkarlarına hizmet etmekle suçluyorlar ve gerçekleri gizleyerek İsrail'i, yaptığı katliamın sorumluluğundan tereyağından kıl çeker gibi kurtarıyorlar.
Ayrıca bunlar, NATO üyesi olduğu için Türkiye'nin, NATO stratejisine uymak zorunda olduğunu savunuyorlar ama kendileri NATO ve İsrail stratejisine tabi olduklarını unutuyorlar. Bu, bir şeyi gösteriyor: bu ülkelerin, ne kadar çaresiz, zavallı ve dış politikalarında Batı'ya ve İsrail'e bağlı olduğunu.
G-20'de iki Arap ülkesi var ayrıca bu gurupta Türkiye de var. Ancak Türkiye'nin G-20 grubunda bizim olduğu gibi bir kardeşi yok. Bizim Arap dünyası gibi bir Türk dünyası diye bir şey yok (sadece Orta Asya ve eski Yugoslavya Cumhuriyetleriyle etnik bağı var). Ancak Toronto'da yani G-20 Zirvesi'nin düzenlendiği şehirde, Türkiye Başbakanı Erdoğan ile ABD Başkanı Barack Obama arasında bir görüşme yapıldı ve bu görüşme bir saatten fazla sürdü. Daha sonra Başbakan Erdoğan gazetecilerin karşısına çıktı ve İsrail'den, kendinden emin bir şekilde üç istekte bulundu:
1- Özür dilemek ve uluslararası bir komisyon teşkil etmek.
2- Gemi sahiplerine ve içindekilere tazminat ödemek.
3- Gazze kuşatmasını bitirmek.
Bu diplomatik dersi acaba Araplar anlayabildi mi? Türkiye'nin bu adımı, iyi hazırlanmış ve çok güzel bir şekilde uygulanıyor. Acaba Araplar, Türkiye'den diplomatik adımların nasıl atıldığının dersini aldılar mı? Acaba Tel Aviv Ankara'dan özür dileyecek mi?