Terbiyesiz…
Türk Dil Kurumu’na göre terbiyesiz ne demek?
Hemen yanıtlayalım.
“Terbiyesi olmayan”
“Topluluk kurallarına aykırı davranan”
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç, Manisa’da açık bir alanda yaptığı konuşma sırasında “perişan olduk “diye yakınarak bağıran yaşlı bir çiftçiyi, “Seni kim yolladı terbiyesiz” diye azarladı…
Mersin’de Başbakan’ın çiftçi Kemal öncel’i; “lan terbiyesizlik yapma ananı da al git” biçimindeki unutulmayan azarından sonra, Bülent Arınç tarafından benzer bir çıkışın ortaya konması, üzülerek söylüyoruz ki, ülkeyi ve Meclis’i yönetenlerin sinirlerinin ne denli bozuk olduğunu açıkça gösteriyor…
Oysa… Devlet adamlığı sorumluluğu taşıyanların, halka, topluma ve bireylere karşı toleranslı, hoşgörülü ve sabırlı davranması gerektiğini anımsatmaya gerek var mı? Herkesin bildiği bir şey bu…
Ne diye bağırmış Manisa’da ki yaşlı adam; “perişan olduk…” Bu sözcüklerde hakaret içeren bir durum var mı, yok. Olmamasını temenni ederiz ama olsa bile, hakarete hakaretle yanıt verilmez. Hukuk yoluna başvurulur…
Arınç, çiftçinin içine düştüğü zor ve çaresiz durumdan ötürü, söylenenleri duymamış gibi yapsaydı ya da üzerinde durmayıp hafifçe gülümseyip geçebilseydi daha iyi ve şık olmaz mıydı?
“Terbiyesiz” diye çıkış yapmakla ne kazandı? Hiçbir şey! Ne kaybetti? Çok şey! Kimse bravo Meclis başkanına ne güzel çıkış yaptı ve adamı ne güzel azarladı demiyor. Herkes çok yanlış davrandığından söz ediyor
Merak edilen şu:
“Terbiyesiz” diye azarlanan yaşlı adam, kendisini tutamayıp dönüp Bülent beye ayni şekilde topluluğun önünde “sensin terbiyesiz” diye karşılık verseydi, durum ne olurdu düşünebiliyor musunuz?
Acaba o zaman gariban çiftçi suçlu durumda mı olurdu?
Korumalar tarafından apar topar alınıp bir yerlere mi götürülürdü…
Sözü yine ayni yere getiriyoruz.
Başbakan’ın ve Meclis Başkanı’nın sinirlerinin bir hayli gergin ve bozuk olduğu konuşmalarından açıkça anlaşılıyor. Önümüzde ki bir haftalık seçim sürecinde bakalım kürsülerde, Tayip Erdoğan’ın ağzından, “yaşı yetmiş ama siyasi etiği yok…” türünden daha ne tür sivri söylemler duyacağız doğrusu merak ve endişe ediyoruz…
Türk halkı, artık kavga, sertlik, argo konuşmalar ve kutuplaşma istemiyor…
Yıllardır bundan bıktı usandı bunlardan…
Siyasilerin hele de ülkeyi yönetenlerin, her yerde ve her zaman sağduyulu, ılımlı, son derece sorumlu ve duyarlı davranışlar içerinde olmasını arzuluyor…
İcraatlarında başarı gösteremeyenler, başarısızlıklarından ötürü itidallerini de yitirmektedirler.
Futbol maçlarında dikkat edin, yıldız sayılan futbolcular iyi oynayamadıklarında, sahada döküldüklerinde, oyun süresince hırçın ve sinirli olurlar, tribünlerden gelen tepkilere bile tahammülsüzlük gösterip seyircilere bile sataşacak ölçüde kontrolsüzlüklere düşerler…
İktidar, biliyor ki halk hâlâ ne yazık ki arkasından güvenle gidebileceği bir lider ve parti bulamadığı ve geçmişte yaşananları unutamadığı için, kendisini silip atamıyor. Pek olasılık tanımıyoruz ama eğer verirse, kimi seçmenler ne olur ne olmaz korkusuyla, kerhen yani istemeye istemeye AKP’ye oyunu verecektir…
“Üç yıl bekleyin cebiniz o zaman para görecek” diye sözler verip, halkın yaşam düzeyinde en küçük bir iyileşme yaratamayan; işsizliği artıran, çalışanları 400 milyon gibi sadaka düzeyinde bir asgari ücrete mahkûm eden, ülkede ciddi manada 20 milyon kişiyi yoksulluk perişanlık içinde bırakan, işçiyi, esnafı, memuru, emekliyi, çiftçiyi kan ağlar duruma getiren bir iktidara, bir daha nasıl içinizden gelerek ve güvenerek oy verebilirsiniz ki?..
Son söz:
Bülent Arınç, Manisa’da kendi seçim çevresinde ciddi bir hatanın ve büyük bir siyasi yanlışlığın içerisine düşmüştür, ayni Başbakan Erdoğan’ın Mersin’de düştüğü gibi…
Umarız, yaşananlar ve deneyimler denge getirir, bundan sonra daha dengeli ve sabırlı davranmanın kaynağını oluşturur…
Az kaldı, 22 Temmuz’ da büyük jüri, adaletli bir kararla, seçime katılan siyasi partileri hak ettikleri yere oturtacaktır..
Bekleyip göreceğiz…
Bakalım, kim neyi ne kadar hat etmiş…
BURHAN ÖZBEY
burhanozbey21@hotmail.com