Tercümanın tercümanı...
Militanlık; takım arası kravatla sütrelenecek bir iz değil, ‘ruh aynası yüzü’nden, insanın...
Eski gömleklerin manşetleri öyle kolalanmış ki; bileklere dövmelenmiş sanırsın elini bir nidayla kaldırdığında havaya... Nafile değiştirmek gömlekleri... Kalıcı o dövmeler; görüyorum, görüyoruz, pürü pak seçiliyor...
Dağ yakalı kazaklar öyle sarmış ki boğazını zamanında; şimdiki narin mintanların altında hala kalın kalın fark ediliyor halka halka mağara anıları, saklamaya luzum görülmeden üstelik...
Efendilik timsali kravat yahut takım elbise arası beyaz gömlekle, ‘kan dili’nin uyumsuzluğunun ilanı; bir kürsü yahut otobüs üstü objektiflere bakar...
İşte o zaman üzülürüm; beyfendilik, samimiyet, güzellik mirası kravatın, gömleğin düştüğü hallere...
Terennümümde; ‘kravatla yok olacak bir iz değil ‘kan dil’i düşkünlüğü ve militanlık’, döner durur...
Geçerim bir kalem kravatı, gömleği sonra...
Boyna bakarım, üzerindeki sakalsız yüze ve sözün gerildiği anlar gözlerinin şekline...
Ve bazı tıraşlı, parlak yüzlerin üzerini kaplamış karalıkları, karanlıkları farkederim...
Kocaman, kara mayını gibi gelir bana o hain gözler, halkın tam göbeğine döşenmiş...
Cücüğü hapis bir acı soğanın zayıf yaprakları gibi olsalar da, ne acılar sıktıklarını görürüm toplanmış bir avuç insanın üzerine... Nasıl da kaçırırlar tadını, bir güzel kokulu tarhananın...
Ve dikkat kesilirim ağzından çıkanlara, otobüs üstü kravatlı militanların...
Lakin anlayamam... Biraz daha kaldırırım kulaklarımı, gene toparlayamam söylediklerini...
Bir iki cümle sonra dönecek diye umut ederken, bütün konuşmayı tek kelime bilmediğim bir dilde yapar...
Tam yanımdaki Kürt kardeşime soracakken ne diyor diye, seslenir; anlamayanlar tercüman tutsun kendine, artık böyle...
Ha işte o zaman düşer bende jeton, demek bana hitap eden bir şey söylememiş, benim anlamamı, dinlememi, bilmemi istememiş...
Ben de uzaklaşırım kardeşim Kürt’ün yanından... Çeker giderim...
Onu, kendilerini anlatması için tercüman(!) saymış insanlara ihanetiyle baş başa bırakırım...
İhanet ettiklerinin, diğer benzerleriyle birlikte, ona, -lara bunun diyetini ödetmelerini beklerim...
İnsiyatif sahibi bir Allah kulunun çıkıp, ‘ben Kürdüm, sana beni anlat diye oy verdim, sense kendine tercüman arıyorsun... Yıkıl karşımdan, görmesin gözüm...’ demesini beklerim...
Not: Kıymetli okurlarım bana ’facebook.com’dan ulaşabilirsiniz...