Terör...
Yaşamak istemediğiniz anlar olur, yerinde olmak istemediğiniz insanlar, uzaktan bakarken sızlanıp acısını hissettiğiniz, paylaştığınız görüntüler, seslenmeler...
Görmenin cehennem ateşinde çevrilmiş kızarıklıkları oluşur torbalarınızda o lahzalar...
Tasavvurun dipsiz kuyularında yankılanır sessiz çığlıklarınız, beyaz camdan kan kırmızı karalıkları gördükçe...
Düşünmenin kahrı çöker göğsünüze, çöktürür dizlerinizi, ferinize hançer takar, kulaklarınıza bıçak bıçak saplanan seslenmeler...
Yaşamak istemediğiniz anlar olur; dağlanan ana yüreklerinin feryatlarla dizlerini dövdükleri...
Yerinde olmak istemediğiniz insanlar olur; çocuğunu göremeden hain kurşunlarla mertebe-i şehitliğe giden yahut onun yolunu gözlerken heyecanla, aldığı haberle dünyası kararan ve ardından yerde yatan aşkından hayata henüz gözlerini açmamış en büyük hatırayla şehidine son selamını çakan...
Uzaktan bakarken, sızlanıp acısını hissettiğiniz, paylaştığınız görüntüler, seslenmeler olur; caddelere serilmiş cesetler, sokak arası akan kanlar, hayata döndürülmeye çalışılan fidan gençler, onlara hainlik eden hayatlarının baharında türlü oyunlarla kandırılmış başkaları, seyredenlerin isyanı, kızgınlığı, acısı, gözyaşları...
Görmek, cehennem ateşinde çevrilmiş kızarıklar yaratır bazen; millemek istersiniz gözlerinizi...
Tasavvur, kendinizi yahut çocuğunuzu oyuncu kılarak; tüylerinizi diken diken eder... Eder de, çığlık atarsınız hüngür hüngür ağlayıp, sızlayarak...
Düşünmek, nedeni, nasılı, niçini; göğsünüze bir ağrı saplar ve çöktürüverir fersiz öylece, saatlerce olduğunuz yere, kimsenin kıpırdatmasına izin vermemecesine...
Böyle bir şey terör, ekran başında seyredenler için...
Gidenlere sorsanız belki başka türlü anlatırlar, lakin görenler için bu kadar korkunç işte...
Yaşamak istemediğiniz anlar olur, yerinde olmak istemediğiniz insanlar, uzaktan bakarken sızlanıp acısını hissettiğiniz, paylaştığınız görüntüler, seslenmeler...
Ve böyle bir gecenin sonu, ertesi günün fecrinde, sabah ezanlarında hançaresi ve namesi anlatılmaz hocaların okuduğu ezanlar eşliğinde kendinize kapanırsınız...
Zavallığı, acziyeti tekrar yaraştırmak için beşer-i insana ve dualar uçurmak için herkes adına en çok da o gencecik fidanlara...