ANKARA, 29/06(BYE)--- Avustralya'da İngilizce yayımlanan The Australian gazetesinin 29 Haziran 2010 tarihli sayısında, Abraham Rabinoviç imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer alan makalenin özet çevirisi şöyledir:
İsrail'in geçen hafta Gazze ablukası politikasından geri dönmesi Kudüs'te yeni ortaya çıkan bir esnekliği yansıtmıyor. Blöf yapmak Orta Doğu'daki siyasi oyunun ayrılmaz bir parçası. İsrail son üç yılda Gazze'de ithalatı sınırlamanın ana nedeni olarak silahların ve roket yapımında kullanılabilecek materyallerin uzak tutulmasını öne sürüyor. Uluslararası kamuoyunun Filistin yanlısı dokuz Türk eylemcinin İsrail komandoları tarafından Gazze'ye gitmekte olan bir yardım gemisinde öldürülmelerine büyük tepkisi, İsrail'de şok etkisi yarattı. Uluslararası toplumu temsil eden Tony Blair bu konuda bir çıkar yol önerdi. Blair, İsrail'in roket kaçakçılığına dair endişesinin ve deniz ablukasının haklı olduğunu söyledi. Blair, karadan Gazze'ye giren malların sınırlanması için bir neden olmadığını belirtti. Ablukanın ifade edilen nedenlerinden biri de esir tutulan İsrailli asker Gilad Şalit'in serbest bırakılması için Hamas'a baskı yapmaktı. Gazze Şeridi'ne en yakın Mısır ve Filistin Yönetimi, Gazze'de yaşayan 1,5 milyon Filistinlinin akıbetine ilişkin endişelerini dile getiriyorlar ancak her ikisi de aslında İsrail'in ablukasını desteklediler ve şimdi ablukanın gevşetilmesinden mutsuzlar. Kahire, Hamas'ın Gazze Şeridi'nde daimî köklere sahip olmasından endişe duyuyor. Kahire, İslamcı örgütün Mısır'ın kendi yasaklı Müslüman Kardeşler örgütü üzerinde olası etkisinden kaygı duyuyor. Benzer şekilde Filistin Yönetimi de Hamas'ın zayıfladığını görmek istiyor. Hamas, kuşatılmış toplum için dünya genelinde sempati kazanmak üzere abluka kartını çok zekice kullandı. Filo hikâyesindeki başlıca blöfçü Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan idi. Erdoğan tarafından ifade edilen öfke anlaşılabilirdi. Erdoğan'ın öfkesi dinmedi, kısa bir zaman öncesine kadar Türkiye'nin yakın müttefiki olan İsrail'i "terörist bir devlet" olarak nitelendirdi ve filo olayının "sonuçları" konusunda İsrail'i uyardı. Böyle bir kişilik karşısında Erdoğan'ın öfkesinin ne dereceye kadar duygulara dayandığını bilmek zor ancak kuşkusuz siyasi hesapların da burada büyük bir yeri var. Düşmanca bir İsrail karşıtı tutum, Müslüman dünyasında ve kendi seçmenleri arasında hükûmetine popülarite kazandırıyor. Türkiye'yi bölgesel bir güç olarak ortaya çıkarma çabası devlet adamlığı için haklı bir girişim ancak İsrail'e karşı aşırı ölçüsüzlüğü Ankara'ya pahalıya patlayabilir. Erdoğan yıllar boyunca ordunun siyasi rolünü ortadan kaldırmayı başardı. Ancak 14 aylık ateşkesin ardından Kürt PKK ayaklanmasının canlanması ordunun yeniden eski gücüne kavuşmasını sağlayabilir. Her zaman olduğu gibi temel çıkarlar blöflere üstün geldi.