LONDRA, 20/08(BYE)--- Haftalık The Economist dergisinin 21 Ağustos 2010 tarihli sayısında, yukarıdaki başlık altında yayımlanan İstanbul çıkışlı haber-yorumun tam metin çevirisi şöyledir:
--Türkiye, Bazen Gerçekten De Doğu ile Batı Arasında Bir Köprü Oluyor--
2006 yılı Haziranında genç bir İsrailli erin Hamas tarafından yakalanmasından birkaç gün sonra İsrail'in Türkiye Büyükelçisi, gece yarısı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı ziyaret etmişti. Er Gilad Şalit'in ağır hasta olduğundan, hatta belki de öldüğünden korkuluyordu. Türkiye acaba İsrail'e bu konuda yardım edebilir miydi? Yapılan telefon konuşmalarının ardından, Şalit'in sağ olduğu ortaya çıkmış ve eri yakalayanlar da Türklere, Şalit'e saygılı davranma sözü vermişlerdi.
Türkiye'nin bir zamanlar müttefiki olan İsrail ile ilişkileri, son dönemde kötüleşti ve mayıs ayında İsrailli komandoların Gazze'ye insani yardım taşıyan bir Türk gemisine saldırıp dokuz Türk'ü öldürmesiyle dibe vurdu. Ancak Türkiye hâlâ Gilad Şalit'in serbest bırakılması için Hamas nezdinde kulis yapıyor.
Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinin bozulması Batı'da, 2002 yılından beri iktidarda olan ılımlı İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisinin (AK Parti) yönetimi altında Türkiye'nin yüzünü Doğu'ya döndüğü şeklinde bir dizi kederli yorumun yayımlanmasına neden oldu. Tahran'ın şüpheli nükleer çalışmalarını askıya almayı reddetmesine karşın Türkiye'nin İran ile yakın ilişkileri endişeleri özellikle tırmandırdı. Ancak Türkiye, İran tarafından yakalanan Kraliyet Donanması'nın 15 askerinin serbest bırakılması için 2007'nin Nisan ayında ara buluculuk yaptığı zaman hiç kimse şikayet etmemişti. Benzer şekilde, mayıs ayı ortalarında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, casusluk suçlamasıyla İran'da tutulan Fransız öğretmen Clotilde Reiss'in serbest bırakılmasını sağladığında, Fransa memnun olmuştu.
Türkiye; İran, Irak, Afganistan ve Orta Asya'dan gelen binlerce siyasi mültecinin ilk durağı. Bunların arasında İran'da zina yaptığı iddiasıyla taşlanarak ölüme mahkûm edilen Sakine Aştiani'yi mahkemede savunan İranlı avukat Muhammed Mustafa da var. Mustafa, bu ayın başlarında ölüm tehditleri aldığı için Türkiye'ye kaçmış, bunun ardından da Norveç'e gitmişti. İran'ın Brezilya'nın Aştiani'ye mülteci statüsü verme teklifini geri çevirmesine karşın, Türkiye şu anda bu davayı da sessiz sedasız bir şekilde üstlenmiş durumda. Ankara ayrıca, "casusluk" şüphesiyle İran sınırı yakınlarında bir yıl önce tutuklanan ve o zamandan beri İran'ın meşum Evin Hapishanesi'nde çürümekte olan üç Amerikalı doğa yürüyüşçüsünün salıverilmesi için de İran'a baskı yapıyor.
Türkiye'nin ara buluculuk becerileri Afrika'da bile yankı buldu. Ahmet Davutoğlu bir süre önce Botsvana'nın, Namibya ile arasındaki toprak sorununun çözümü için kendisinden yardım istediğini açıkladı. Davutoğlu ise, olayın gurur verici olduğunu söylemekle birlikte bu kez kendisinin de şaşırdığını itiraf ediyor.