Son Haberler
29.05.2012 Salı 20:24
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

THE GLOBE AND MAIL: TÜRKİYE'NİN GENERALLERİ ARTIK EMİR VERMİYOR, ALIYOR
02.08.2010 19:00

ANKARA, 02/08(BYE)--- Kanada'da yayımlanan The Globe and Mail gazetesinin 30 Temmuz 2010 tarihli internet sayfasında, Susan Sachs imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer alan yorumun özet çevirisi şöyledir:

Her Türk asker olarak doğar. Okullarda tüm öğrencilere böyle öğretiliyor. Bunun doğal sonucu olarak -Anayasa'da da belirtildiği üzere- ordu, Türk Cumhuriyeti'nin mutlak koruyucusu.

Dokunulmazlığa sahip generaller son 50 yıldır ülkeyi koruma adına hükûmetleri kuruyor, şekillendiriyor ya da dağıtıyorlar. Seçimle başa gelen sivil hükûmetlere karşı üç askerî darbe düzenlediler. Dördüncü darbe girişiminde bulunmalarının üzerinden ise sadece 13 yıl geçti.

Yargı, eğitim, yayın politikası ve ekonomi üzerindeki nüfuzları Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik girişiminde yıllardır sorun yaratıyor. AB, ordu ve orduya ayrılan bütçenin denetim altında tutulması gerektiğinde ısrarlı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açık bir şekilde sergilediği dinî eğiliminden hoşnut olmayan komutanlar, 2007 yılında cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemeye çalıştılar ve sonunda Erdoğan'ın gösterdiği adayın cumhurbaşkanı seçilmesi üzerine yemin törenine katılmayarak yeni cumhurbaşkanını küçük gördüklerini gösterdiler.

Bugünlerde ise dikkate değer bir değişim söz konusu. Bu değişim canlı bir ekonomiye sahip stratejik açıdan önemli bu ülkede büyük yankı uyandırıyor. NATO'nun en büyük ikinci gücü olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin yetkileri yavaş yavaş azaltılmakla kalmıyor, görünen o ki, generallerin de dokunulmazlıkları artık kalkıyor.

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Görevlisi Hakan Yılmaz, "Ordu son 30 yıldır en zayıf dönemini yaşıyor. Darbe yapma yetkisi elinden alındı. Tek yetkisi halk üzerindeki gücü yani yumuşak güç. Halk, Silahlı Kuvvetler kurumuna hâlâ güveniyor. ama artık sert gücü yok." şeklinde konuşuyor.

Diğer uzmanlar Hakan Yılmaz'a katılmasalar da bugünün Türkiye'siyle beş yıl öncesinin Türkiye'si bir değil. Ordunun üniversiteler ve medya yönetim kurullarına atanacaklar konusunda söz söyleme hakkı kısıtlandı. Eskiden generallerin başkanlık ederek siyaset ve dış politika gündemini belirledikleri Millî Güvenlik Kurulunun başında şimdi bir sivil var. Geçmişte insan hakları savunucuları ve Kürt eylemcileri yargılayan askerî mahkemelerin yerine 2006'da sivil hâkimler görevlendirilmeye başlandı.

Eylül ayındaki referandumda oylanacak Anayasa değişiklik paketi ordunun yüksek mahkemelere atanacak hâkimlere karar vermedeki yetkisini daha da azaltacak.

Türkiye'de ordu ile sivil yönetim arasındaki sınır genellikle belirsiz. Ordu, İslami köktencilik ve iç kargaşaya karşı tarafsız bir siper görevi görecek tek kurum olarak addediliyor. Ancak canlı ve rekabetçi basını ve küresel sisteme uyumlu iş dünyasıyla Türkiye son yıllarda bu sınırları çizmekte önemli aşamalar katetti.

Değişimin en belirgin işareti, sivil savcıların geçtiğimiz üç yılda üst düzey askerî yetkilileri dava etme, göz altına alma ve tutuklamada elde ettikleri eşi görülmemiş başarı. Daha geçen hafta 196 askerin yargılanmasına karar verildi. 100'den fazla muvazzaf ve emekli asker Erdoğan ve iktidardaki AK Partiyi devirme planlarına katılmaktan yargılanıyor.

İsimlerini casusluk romanlarından alan Balyoz ve Kafes adlı komplo planlarıyla ilgili binlerce sayfalık iddianameler hazırlandı. İddianamelerde sanıklar camilere bomba yerleştirmekten dinî azınlık mensuplarına suikast düzenlemeye kadar yeni bir darbe ortamı için kargaşa yaratmaya yetecek çeşitli suçlarla itham ediliyorlar.

Komutanların maruz kaldığı bu sert yargılama süreci bazı çevrelerce AK Partinin iki yıl önce ordunun da gizli desteğiyle partiyi kapattırmaya çalışan milliyetçilerden intikamı olarak değerlendiriliyor.

Ordunun küçük düşürülmesi bazılarına göre ise AB üyeliği isteyen, Batı ile Müslüman alemi arasında köprü rolü gören bir ülke için gerekli.

Washington merkezli Carnegie Endowment adlı düşünce kuruluşunun uzmanı Henri Barkey, bir zamanlar zarar verilmesi mümkün olmayan ordu için, "Bunu kendileri istediler. Çok ileri gittiler. Halk ordusunu seviyor ama siyasete karışmasını istemiyor." yorumunu yapıyor.

1980 askerî darbesinin ardından generallerin kaleme aldığı Anayasa, Silahlı Kuvvetlere çok sayıda yetki verdi. Şimdiye kadar bu yetkilere karşı çıkan pek olmadı.

Hakan Yılmaz, "Daha önce kimse orduyla boy ölçüşmeye kalkışmadı. Bu parti ise orduyu kurcalamaya başladı. Bir şey olmadığını görünce ise daha sert davrandılar." diyor.

Ancak ordunun iç ve dış düşmanlara karşı tek sigorta olarak görüldüğü bir ülkede tamamen sivil denetim altına alınmış bir ordu fikri hâlâ çoğu kişiyi endişelendiriyor.

Taraf gazetesi Ankara temsilcisi Lale Kemal şöyle diyor: "Ordu her Türk'ün asker doğduğunu söylüyor. İlkokula daha yeni başlayan çocukların beynini bu şekilde yıkarsanız bu korkunun -ordu olmadan halkın ne yapacağı korkusunun- hemen yok olmasını bekleyemezsiniz."

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.