Son Haberler
10.02.2012 Cuma 01:56
USD 1,7550 EUR 2,3310 EUR/USD 1,3282 IMKB100   60162/%0,00
ISTANBUL Cuma: -1°C/3°CCumartesi: -1°C/5°CPazar: 1°C/6°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

THE GUARDIAN: TÜRKİYE AYNAYA BAKMALI
10.03.2010 14:00

LONDRA, 09/03(BYE)--- The Guardian gazetesinin 9 Mart 2010 tarihli sayısında, Stephen Kinzer imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun çevirisi şöyledir:

--Suçlamaların Arasında, Türkiye'nin Nasıl ABD Meclis Komitesini

Ermeni Soykırımı Oylaması Yapmaya Doğru İttiğini Anımsayalım--

ABD Kongresinin bir komitesi geçen hafta, 1915 yılında Ermenilerin Osmanlı Türkleri tarafından katledilmesini soykırım olarak tanıyan ahmakça oylamasını yaparken etrafta birçok suçlama dolaşıyordu. Etnik lobiler, büyük paralara bağlı siyaset ve dar görüşlü meclis üyeleri bunda rol oynayarak hep birlikte değerli bir dostun gözüne hiç yoktan bir çomak soktular. Amerika bir kez daha klasik dış politika hatasını tekrarladı: Kendini şimdi iyi hissettirecek bir şey yapmak ama uzun vadede Amerikan güvenlik çıkarlarını tehlikeye atmak.

Bütün bu suçlamaların arasında, bu cahilce oylamanın bir diğer suçlusunun Türkiye'nin kendisi olduğunu düşünmek adil bir yaklaşım olur. Türk televizyonlarında canlı yayımlanan ve bir Dünya Kupası maçı kadar tutkuyla izlenen oylamanın ardından, binlerce Türk sonucu protesto etmek için sokaklara döküldü. Kızmakta haklıydılar. Türkler onlara bu hakareti kimin yaptığını bulmaya çalışadursunlar, kendilerinin de aynaya bakmaları gerekiyor.

Türkiye, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesini bu oylamaya iten üç şey yaptı. Birincisi: geçen yıl Ermenistan ile epey ümit verici bir anlaşma imzalamasına karşın, anlaşmayı sonuçlandırmayı başaramadı. İki ülke arasındaki ilişkiler dondurulmuş durumda. Bunun nedenlerinden biri, Türkiye'nin ilişkilerin düzeltilmesini ısrarla, Ermeni askerlerinin ihtilaflı Dağlık Karabağ'dan çekilmesi şartına bağlamak istemesi. Anlaşmada, 1915 katliamı hakkındaki soruların bir tarihçiler komisyonuna bırakılmasını öngören bir madde vardı. Bu anlaşma imzadan sonra onaylanmış olsaydı soykırım sorunu hem tartışma konusu olmayacaktı; hem de büyük ihtimalle Washington'un gündeminden düşecekti.

İkincisi: Türkiye'nin Washington'daki imajı yavaş yavaş bozuluyor. Bazıları, Türkiye'nin İran'a fazla yakınlaştığını seziyor ve Türkiye'nin İran rejimine karşı olan yaptırımlara var gücüyle karşı çıkmasına içerliyor. Bu özellikle önemli çünkü Türkiye, BM Güvenlik Konseyinin geçici üyelerinden biri. Türkiye'nin eski dostu İsrail, geçmişte yaptığı gibi Kongredeki lobisi ile Türkiye'nin yardımına koşsaydı bu şüpheler bu kadar kuvvetlenmeyebilirdi. Ancak Türk liderler, son zamanlarda İsrail'e yönelik eleştirilerini şiddetlendirdiler. İsrailliler de bu oyunda kendi ellerindeki kozları göstermeye çalıştıkları için, bu sefer Türkiye'ye yardım ellerini uzatmadılar.

Türkiye, Orta Doğu politikasının yalnızca esaslarını değil, bu politikasını temsil eden üslubu da göz önünde bulundurursa İran, İsrail ve ABD ile ilişkilerini daha büyük bir beceri ile dengelemeyi başarabilir.

Türkiye'nin yaptığı üçüncü ve belki de en derin hata şu: Türkiye kendini bu noktaya, 1915 yılında Osmanlı Ermenilerine ne olduğu ile yüzleşmeyi reddettiği için getirdi. Türklerin atalarına karşı yapılan suçlamalara bu kadar bozulmalarının bir nedeni de tarihî gerçekleri bilmemeleri. Ders kitapları tahrif edilmiş durumda ve siyasetçiler de oy alabilmek için milliyetçi coşkuyu tahrik ediyor. Türk eleştirmen Ahmet Altan, Washington'daki oylamanın ardından yazdığı bir köşe yazısında şöyle soruyor: "Bu korkunç suçu neden saklamaya uğraşıyoruz, neden o katilleri savunmaya, onların suçlarını gizlemeye çabalıyoruz, neden gerçekler ortaya çıkmasın diye aşağılanmayı da göze alarak kıvranıp duruyoruz? Kendinizi aşağılanmış hissediyorsanız, dönüp kendinize ve sakladıklarınıza iyice bakmalısınız."

Son birkaç yıldır Türkiye, Orta Doğu ve ötesinde yeni ve epey ümit verici bir rol oynamaya başladı. Batı ile ittifak içinde olan başarılı bir İslam demokrasisi olarak, Türkiye bölgesel barış için kudretli bir güç olmanın yanında, tesadüfi olmayan bir şekilde, ABD için de eşsiz değere sahip bir ortak olabilir. Ancak Türkiye, istediği aracı ve ara bulucu rolünü oynayabilmesi için hem siyasi hem de diplomatik açıdan olgunlaşmaya devam etmelidir. Washington'daki oylama Türkleri düşünmeye itmelidir. Ermenistan ile kesin bir anlaşma, İran, İsrail ve ABD ile ilişkileri dengelemenin daha zarif bir yolu ve 1915 olaylarının inkar edilmesine bir son verilmesi, hem Türkiye'nin küresel çapını önemli ölçüde büyütür hem de dünyanın en istikrarsız bölgesinin istikrara kavuşturulmasında rol oynama becerisini artırır.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.

Share on Facebook