Son Haberler
29.05.2012 Salı 20:26
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

THE INDEPENDENT: İSRAİL YÖNETİMİNİN KRONİK BAŞARISIZLIĞI
09.07.2010 14:00

ANKARA, 08/07(BYE)--- İngiltere'de yayımlanan The Independent gazetesinin 8 Temmuz 2010 tarihli internet sayfasında, Patrick Cockburn imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer alan yorumun özet çevirisi şöyledir:

Başkan Obama bu hafta Washington'daki zirveleri sırasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya karşı iyi niyet doluydu. İsrail'in yerleşim inşasına ilişkin moratoryumun uzatılmasından veya İsrailli komandoların Gazze'ye gitmekte olan Türk yardım filosuna saldırısından hiç söz edilmedi. Beyaz Saray ve hatta İsrailli heyet aceleyle Obama'nın düşüşünün, göründüğü kadar utanç verici olmadığını ve moratoryumun uzatılacağına dair güvencelerin verildiğini belirtme ihtiyacı duydular. Ancak Başkan, Netanyahu'nun mart ayındaki ziyaret sırasında karşı karşıya kaldığı soğuk karşılamayı tersine çevirme çabasındaydı.

Netanyahu'nun daha dostane bir şekilde karşılanmasının sebebi gayet açık. Obama'nın kasımda yapılacak ara dönem Kongre seçimlerinde her oya ihtiyacı var. Cumhuriyetçiler, Obama'yı İsrail karşıtı göstermeye çalışıyor. İsrail yanlısı lobiler, Demokrat senatörlere ve Kongre üyelerine Beyaz Saray'ın daha uysal olmasını talep etmeleri için baskı yapıyor.

İsrail ile ABD arasındaki kısa anlaşmazlığın sonucu şaşırtıcı değil. Yaklaşmakta olan seçimlere odaklanan Beyaz Saray, Amerikalı generallerin ve güvenlik politikası çevrelerinin, İsraillilerin Filistinlilere kötü muamelesinin ve bölgede aşırı güç kullanımının İsrail'i ABD için bir yük haline getirdiğine dair endişe işaretlerini göz ardı ediyor. ABD'nin, açık denizde Türklere karşı olsun, Gazze'deki Filistinlilere karşı olsun, sorumsuz yanlış hükümler olarak gördüğü eylemleri desteklemeye devam etmeyeceği uyarısında bulunuyorlar.

Geçmişte olduğu gibi bu tür protestolar hiçbir yere varmıyor. İsrailli liderler Amerika tarafından hatalarının sonuçlarından korunuyorlar. Aslında, bunları hata olarak bile görmüyorlar. Çünkü İsrail'in propagandaları, -öldürmek için eğitilmiş elit askerleri Türk barış eylemcilerini engellemek için kullanmak gibi- aptallıkları makul kararlar olarak gösteriyor.

1997'de başbakanken Mossad'ın bir Hamas liderine Amman'da suikast düzenlemeye çalışmasına izin verenin Netanyahu olduğu anımsandığında, Türk yardım gemisi fiyaskosunu anlamak zor değil.

Yitzhak Rabin'in 1995'te suikasta uğramasından beri İsrail dünyadaki en aptal ve en sorumsuz liderlik tarafından yönetiliyor. Başarısızlıkları, propaganda ve Amerikan sigorta politikasınca örtülüyor ancak İsrail'in askeri ve güvenlik operasyonlarındaki mükerrer başarısızlık sicilini bundan başka hiçbir şey açıklayamaz. İsrail politikasının, İsrailli seçmenlerin tehdit hissiyatının manipülasyonu etrafında döndükçe gerçek tehditlerle başa çıkma kapasitesi azalıyor.

İsrailliler kendi propagandalarına inanıyorlar ve yurt dışındaki destekçileri olayların çarpıtılmış bir versiyonunu benimsiyorlar. İsrailliler, liderleri ve takipçileri etraflarındaki dünyaya dair tamamen çarpık bir resme sahipler. Kendini beğenmişlik, İsrail'i dostlarından ve müttefiklerinden eden ve liderlerinin düşmanlarını azımsamasına yol açan "ben bilirimciliği ve kibri" besliyor.

İsrail'in eylemlerini eleştirenler -İsrailli barış eylemcileri olsun veya Türk hükûmeti mensupları olsun-, terör destekçileri olarak öcüleştiriliyor. Bu hayal dünyasında, liderlerin akla yatkın politikalar benimsemesi zorlaşıyor ve bunu yapsalar dahi bunu seçmenlere kabul ettirmeleri imkansız. İsrail'in bugünlerdeki ender zaferlerinin Beyaz Saray koltuklarında elde ediliyor olması hiç de şaşırtıcı değil.

--Ertelenmiş Haz--

Türkiye'nin Orta Doğu'da bölgesel bir güç olma yolunda ilerlemesi, "Doğu'ya döndüğü" iddialarını reddederken, devam ediyor. Türkiye'nin İran dahil tüm komşularından daha güçlü olduğu göz önüne alındığında artan nüfuzunun bu kadar gecikmesi şaşırtıcı. Türkiye içindeki bölünmeler azalmıyor, derinleşiyor. Ilımlı İslamcı ama demokrat AK Parti ile laik ama otoriter rakipleri arasındaki uzun savaş giderek daha da hararetleniyor. Ülkenin güneydoğusunda Kürt gerillalarla merkezi hükûmet arasındaki de öyle. Bir diplomat, "Türk hükûmeti yurt dışında, evde pek de göstermediği bir ılımlılık ve ara buluculuk sergiliyor." diyor.

Hasta yatağındaki AB'ye hâlâ katılmak isteyenlerin olması şaşırtıcı. Türkiye'nin hevesi hızla azalıyor. Ekonomisi pek çok AB üyesinden daha hızlı büyüyor. Ancak Türkiye'nin AB'ye katılmayı istemesinin sebebi ekonomik olmaktan çok siyasi. AB üyeliği çabası, son yıllarda askeri darbe, işkence, keyfi tutuklama ve medya sansürüne etkili bir panzehir oldu. Şayet Türkiye'nin AB üyeliği başvurusunun sonunda "ölü" olduğu ilan edilirse bunların hepsi tersine dönebilir.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.