Son Haberler
29.05.2012 Salı 20:26
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

THE JERUSALEM POST : MİNARELER SÜNGÜMÜZ
31.08.2010 19:00

ANKARA, 31/08(BYE)--- İsrail'de İngilizce yayımlanan The Jerusalem Post gazetesinin 31 Ağustos 2010 tarihli internet sayfasında, Jürgen Bühler imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer alan yorumun çevirisi şöyledir:

Son Gazze filosu olayının yankıları hâlen sürüyor. Ancak filo organizatörlerini destekleyen ve İsrail'in düşman filonun yolunu kesmesini sert bir çıkışla eleştiren Türk hükûmetinin yönünü, Batı'dan ve Avrupa'dan uzaklaştırdığı ve yeniden İslami taraflara çektiği gayet aşikâr.

Bu değişim, bazıları tarafından henüz filo İstanbul'dan yola çıkmadan önce öngörülmüştü. Almanlar, Osmanlı zamanlarına ve I. Dünya Savaşı'nda Türkiye ile yaptığı ittifaka uzanan ilişkileri nedeniyle ülkenin bu değişimine karşı özellikle hassaslar.

2002 yılında, Alman siyaset uzmanı Peter Scholl-Latour, "Allah's Shadow over Atatürk" (Atatürk'ün Üzerinde Allah'ın Gölgesi) adlı kitabında, laik Türkiye'nin yakında geçmişin bir kalıntısı olabileceğinden bahsetti. Ateşli İslami inancın artık geçmişte yaşayan küçük, kenarda kalmış bir grubun dini olamadığını, filizlenen yeni bir siyasi hareketi temsil ettiğini söyledi. Bugün, Türk toplumunda gerçekten de ana akım hâline geldi ve şu an Türkiye'yi sekiz yıldır yöneten AK Partinin Recep Tayyip Erdoğan ile iktidara gelmesinden sonra bu Doğu'ya dönüş daha da belirginleşti.

On yıl önce Erdoğan, İstanbul Belediye Başkanıyken ülke çapında popülerlik kazandı. Kemalist generaller tarafından seçim kampanyasında bir Türk şairden yaptığı alıntıdan dolayı 10 ay hapis cezasına çarptırıldı: "Minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz; camiler kışlamız, müminler askerimiz."

Batılı gazeteciler, verilen hükmün keyfi despotizm olduğunu söyleyerek eleştirdiler. Ancak generaller ülkenin laikliğinin tehlikede olduğunu düşünüyorlardı.

1923 yılında Kemal Atatürk modern Türkiye'yi kurduğunda, İsviçre Anayasası'ndan esinlenerek laik bir devlet kurdu. Müslüman din adamlarının, devletin laik yapısını koruyan ordu içerisinde ilerlemelerine izin verilmiyordu. Bir çok yönden, Almanya'da yaşayan Müslüman Türkler, yurttaşlarından daha özgür biçimde dinlerini yaşayabiliyorlardı.

Laikliğe ve demokrasiye olan bu bağlılığı göz önüne alındığında Türkiye, NATO'nun sağlam bir üyesi ve AB üyeliği için umut vadeden bir adaydı. Brüksel tarafından talep edilen yeni sıkı ekonomik talimatları benimseyerek AB içerisindeki yerini güvence altına almaya çalıştı. Ancak üyelik başvurusu savsaklandıkça, Türkiye ters yönde, Arapların ve Müslümanların topraklarında Osmanlı Türklerinin 400 yıllık hâkimiyetini içeren İslami geçmişine doğru ilerlemeye başladı.

Avrokratlar, artan refahın meyvelerinin İslami özlemleri yok edeceğini umarak, bu gelişmeleri görmezden geldiler. Ancak, 2009 yılının Ocak ayında İsrail Savunma Kuvvetlerinin Gazze baskını sırasında Erdoğan, İsrail'e birçok Arap liderden daha çok kızgındı ve İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'i "nasıl öldürüleceğini" bilmekle itham etti.

2008 yılında Erdoğan Berlin'e gerçekleştirdiği bir resmî ziyarette Alman hükûmetini de şaşırttı. Üç nesildir Almanya, Fransa ve Belçika'da yaşayan 20 bin Türk'ten oluşan kalabalığa hitap eden Erdoğan, "asimilasyonun bir insanlık suçu" olduğunu söyledi. Yurttaşlarına Türk ve Müslüman köklerine tutunmalarını söyledi. Ev sahibi Şansölye Angela Merkel bu konuşmadan pek de memnun olmadı.

Yakın zamanda, Erdoğan'ın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin artık Hıristiyan Batı dünyası ile Müslüman Doğu arasında köprü olma rolüyle yetinmek istemediğini beyan etti. Türkiye'nin yeniden bölgenin ağırlık merkezi olmasını istediğini söyledi. Bu, İstanbul'daki Bab-ı Ali'nin Balkanlar'dan Orta Doğu'ya ve Fas'a kadar uzanan toprakları kontrol ettiği 500 yıl önceki günlere tekabül ediyordu. O dönemde Osmanlı İmparatorluğu sadece siyasi bir mevcudiyete sahip olmakla kalmıyor aynı zamanda Müslüman dünyasının çoğu için Halife, en yüksek ruhani otoriteyi temsil ediyordu.

Türkiye, o Osmanlı günlerine mi dönmeye niyetli? Gazze filosunda yaşananlardan sonra, İsrail ve Batı'nın sadece İran ile değil, yeniden dirilen Türkiye ile de karşı karşıya geldiği aşikâr. Bu durum, Türkiye'nin yakınlığı ve AB ile ekonomik bütünleşmesinden dolayı, Avrupa için eşsiz bir zorluk oluşturuyor.

Almanya'nın önde gelen yorumcularından biri, Almanya'da ve Hollanda'da yaşayan milyonlarca Türk'ün bir gün iddialı Türkiye için "beşinci ayak" olabileceklerini söyledi.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.