Son Haberler
29.05.2012 Salı 20:27
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

THE SUNDAY TELEGRAPH : TÜRKİYE AB'YE DAHİL OLMA KONUSUNA GİTTİKÇE SOĞUK BAKIYOR
14.07.2010 14:00

LONDRA, 13/07(BYE)--- The Sunday Telegraph gazetesinin 11 Temmuz 2010 tarihli sayısında yukarıdaki başlık ve Colin Freeman imzası altında yayımlanan İstanbul çıkışlı haberin çevirisi şöyledir:

--Türkler Ekonomileri Geliştikçe Zorluk İçindeki Avrupa Birliğine Katılma Hevesini Kaybederken, Müslüman Komşularına Kur Yapıyor--

İstanbul'un, göz kamaştırıcı gökdelenleriyle çevrili finans merkezinde öğle kahvesini yudumlayan banker Mehmet Canayaz, Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi kabul edip etmemesi sorusunu tartışıyor. Canayaz tahminin kolay olmadığını kabul ediyor: "Dinamik ve ileriye bakan bir bölge, ciddi ölçüde borçlu, mali açıdan istikrarsız ve rekabetçi özelliğini kaybetmiş bir iş gücüne sahip bir ekonomiye zincirle bağlanıyor. Belki de Türkiye için en iyi yol, karışıklık içindeki Brüksel kulübünden tamamen uzakta kalmak."

En son Avro bölgesi krizini, içinde olmaktansa dışarıdan izlemekten memnun görünen 25 yaşındaki Canayaz, "birliğe katılmazsak bu Avrupa'nın sorunu olur, bizim değil. Bizi bir gün Birliğe alırlarsa ne ala. Ancak, yakın gelecekte bizim onlara olduğundan daha çok, onlar bize ihtiyaç duyacak" diyor.

Türkiye'nin AB'ye katılmasına izin verilmeli mi yerine, AB'nin Türkiye'ye katılmasına müsaade edilmeli mi meselesi, neredeyse duran üyelik görüşmelerinin 1987 yılında resmen başlamasından bu yana, Brüksel'deki bürokratların kullanmayı tercih ettikleri bir ifade değil.

Ancak, yeni üyelik müzakereleri için bu hafta Ankara'ya gidecek olan AB Dışilişkiler Yüksek Temsilcisi Barones Ashton'un, Canayaz'ın sorduğu soruyu soran çok sayıda Türk ile karşılaşma ihtimali yüksek.

Almanya ve Fransa tarafından reddedilmekten bıkmış, başarılı ekonomileriyle gurur duyan ve Doğu'daki Müslüman komşularına kur yapma hevesleri giderek artan Türkiye'nin 73 milyon vatandaşının gittikçe büyüyen bir kesimi, artık AB üyeliğinin bir zamanlar göründüğü kadar önem taşıyıp taşımadığını düşünüyor. 2004 yılında Türklerin üçte ikisi üyelik fikrini desteklerken son yapılan kamuoyu yoklamaları, bu rakamın yarıdan aza indiğini gösteriyor. Barones Ashton'un salı günü görüşeceği isimler arasında, Türkiye'nin uluslararası çıkarlarını yeniden gözden geçiren adam olarak bilinen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da yer alıyor. Türkiye'yi son sekiz yıldır yöneten ılımlı İslamcı AK Parti hareketinin önemli isimlerinden biri olan Davutoğlu, genellikle ülkenin Batı'dan uzaklaşmasının öncüsü olarak görülüyor.

Türkiye'nin, Gazze'ye yardım götüren bir gemide dokuz Türk eylemcisinin vurulması üzerine İsrail'e duyduğu öfke ve İran ile son haftalarda imzaladığı uranyum anlaşması, ülkenin Doğu'ya aşikar yönelişi bakımından birçok Batı başkentinde alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Bazılarına göre bütün bunlar, ülkenin bir zamanlar Orta Avrupa'dan Basra Körfezine kadar etkili olduğu günleri yeniden yaratma arayışındakiDavutoğlu'nun yeni Osmanlı olarak tanımladıkları dünya görüşünün bir parçası. Bazı yorumcular, çok daha radikal İslam hükûmetlerine kur yapan Türkiye'nin, belli bir aşamadan sonra Avrupa'ya sırtını döneceğinden endişe ediyorlar.

Geçtiğimiz hafta Londra'da İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague ile görüşen Davutoğlu, daha uzlaşmacı bir üslup benimseyerek, Ankara'nın hâlâ AB'ye katılmak istediğini vurguladı. Ancak geçen ay Türkiye'nin Karadeniz kıyı şehirlerinden Rize'de konuşan Başbakan Erdoğan daha az diplomatikti. Çok sayıda zayıf eski Komünist blok ülkesinin Türkiye'den önce AB'ye alınmasına hayıflanan Erdoğan şöyle konuştu: "Sizlere (Avrupalı liderlere), eğer bir Hıristiyan kulübü değilseniz, Türkiye'nin başvurusunu kabul etmek zorundasınız diyorum. Bu ülkelerin hepsi Türkiye'nin çok gerisinde ve hatta Türkiye ile karşılaştırılamazlar."

Tabii ki, İstanbul'un finans merkezi Levent'e denk bir yeri Bulgaristan veya Romanya'da bulmayı hayal etmek çok zor. Fütüristik çağrışımlar yapan çelik, beton ve camdan bu kompleks, Londra'daki City'nin daha yeni ve daha temiz bir versiyonu. Canayaz gibileri için bu finans merkezi, Türkiye'nin, ihracatının hızlı artışıyla, son on yıldaki ekonomik başarısının bir göstergesi. Türkiye'nin ihracattaki uzmanlık alanları arasında, otomobiller, inşaat malzemeleri, cep telefonu şebekeleri ve Osmanlı İmparatorluğu nostaljisi yaşamak isteyenler için de mobilyaları içeriyor.

İstanbul'da muhafazakâr işçi sınıfının yaşadığı Fatih mahallesinin arka sokaklarında da, Avrupa konusunda benzer kayıtsız tavırlar hakim. Mahalle camisinin dışında akşam ezanını bekleyen 49 yaşındaki türbanlı anne Emine Erdem, şöyle diyor: "AB üyesi olmamıza gerek yok. Bir kere, bu üyelik değerlerimizi tehdit edecek; eşcinsellik gibi şeyleri tasvip etme durumunda kalacağız. " Türkiye'nin ekonomik kalkınmasının altında, "Adalet ve Kalkınma" sloganıyla hareket eden AK Partinin başarısı yatıyor. İslam dininin Kalvinist bir versiyonuna benzetilen AK Parti taraftarları, dindarlığı Protestan tarzı bir iş ahlakıyla bir araya getiriyor: Orta Anadolu'da AK Parti tabanını oluşturan şehirler, sanayideki başarılarından dolayı "Anadolu Kaplanları" olarak biliniyorlar.

İçinde İngiltere'nin de bulunduğu yurtdışındaki taraftarları için de AK Parti, diğer Orta Doğu ülkelerinin de takip etmesi gereken ılımlı ve refah öngören bir İslami çizgiyi temsil ediyor. Geçen hafta İngiltere Dışişleri Bakanı Hague işte bu nedenle İngiltere'nin Türkiye'nin AB üyeliğine uzun süredir verdiği desteği bir kez daha tekrarladı ve "AB'nin Türkiye'ye sırtını dönmesi, büyük bir stratejik hata olur" dedi.

Geçen ay da ABD Savunma Bakanı Robert Gates, Brüksel'in Türkiye'nin AB üyeliği konusundaki kararsızlığının, Ankara'yı İran gibi Batı düşmanlarıyla daha yakın ortaklıklar kurmaya itebileceği uyarısında bulunmuştu.

Bu senaryo, AK Partiyi daha İslamcı bir toplum dayatmak için cesaretlendireceğinden endişe duyan Avrupa yanlısı Türkler için de bir korku kaynağı. Habertürk gazetesi editörü Ayşe Özek Karasu, "İngiltere'deki insanlar, bu hükûmetin ılımlı ve liberal olduğunu düşünebilirler ama aslında öyle değil" diyor ve şöyle devam ediyor: "Burada bazı şehirlerde artık içki satın almak zorlaştı ve kadınlar türban takmak konusunda kendilerini baskı altında hissediyorlar. Bana göre, AK Partinin gizli bir gündemi var ve bu AB'ye girmek filan değil, İslam dünyasının önderi olmak."

Katılım görüşmelerinde şu an, Türkiye'nin üyeliğinin değerlendirilmesi aşamasına geçilmeden önce hukuki olarak tamamlanması gereken 35 konu başlığından sadece 13'ü açık durumda ve hiç kimse Türkiye'nin AB üyeliğinin 2020'den önce gerçekleşmesini beklemiyor.

Bu, belli ki uzun süren bir bekleyiş olacak. Ancak, Türkiye-AB ilişkileri uzmanı Fadi Hakura'nın da vurguladığı gibi, 'Hıristiyan Kulübü'nden kapı dışarı edilmeye öfkelenmek, "Müslüman Kulübü"nün aidatlı bir üyesi olmayı istemek anlamına gelmiyor.

Hakura sözlerine şöyle devam ediyor: "Türk toplumu son derece pragmatiktir ve getirdiği sorunların farkında olduğu için de Doğu'ya doğru ilerlemekten sakınacaktır."

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.