Ağlasam sesimi duyar mısın diyenler…
Tam gün iş bırakan DOKTORLAR…
SGK’yla anlaşması fesholmuş ECZACILAR…
Özlük hakları için Ankara’da açlık grevine başlayan TEKEL İŞÇİLERİ…
Özelleştirilmeye karşı İTFAİYECİLER…
Mehmet Ali Ağca’ın katlettiği merhum gazeteci ABDİ İPEKÇİ’NİN AİLESİ…
Babası öldürülen gazeteci HRANT DİNK’İN OĞLU ARAT…
Devlet övünç madalyası alan ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLERİMİZ…
Arkadaşına ‘seni seviyorum’ notu yazdıktan kısa bir süre sonra üç kaleşnikof kurşunuyla intihar eden (sözde) 12 yaşındaki AĞRILI MERYEM…
Seçim yok diye bu sene kömür yardımı alamayan GARİBANLAR…
Daha sayayım mı?!.
Baykal’ın kafasındaki Tilki sayısı…
Bildiğiniz gibi CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, yıllardır Oran’da, ODTÜ Ormanı’ndaki yürüyüşleri sırasında kendisine eşlik eden Tilkileri, geçtiğimiz günlerde yedikleri zehirli tavuk sonrası kaybetti…
Tamam Tilkilerin ölümüne üzüldük tabii ama bir de meseleye şu açıdan bakın…
Baykal’ın kafasında dolaşan Tilki sayısı azaldı…
Köşk’teki ACI…
Çankaya Köşkü’ndeki, şehit ve gazilerimize övünç madalyası dağıtımında yaşanan sahne çoğumuzun hafızalarından uzun süre silinmeyecek… Şehit oğlunun onur madalyasını almak üzereyken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kollarında bayılan baba, onu görüp ağıt yakan anne ve gözyaşları içinde kızgınlığını haykıran kız kardeş…
Söyleyecek fazla söz yok benim için zira daha önce defalarca yazdım şehitlerimiz ve aileleri ile ilgili…
Dün o sahneyi seyrederken bir tek cümle geldi aklıma yine; BABALAR, OĞULLARINI GÖMMEMELİ…
Şemdin Sakık ve Can Dündar…
Can Dündar’ın, Diyarbakır Cezaevinde yatan Şemdin Sakık’la özel röportajını izlediniz sanırım… Sakık diyor ki; ‘Bir kızı sevdim, kendimi de sevdim, örgütten ayrılışımın temel nedeni budur…’
Buradan çıkacak sonuç şu ki; Yeter ki istesinler, kadınların bu dünyada başlatıp bitiremeyeceği savaş, açıp kapatamayacağı çağ, yakıp söndüremeyeceği ateş yoktur…
Hrant’ın oğlu Arat’ın isyanı…
Gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesinin üzerinden tam 3 yıl geçti hala tetikçilerin ardındaki failler bulunamadı… Bulanamayacak da ya da bulunmayacak…
Oğul Arat’ın, Agos gazetesi penceresinden yaptığı konuşma tarihi bir konuşma oldu…
İsyanını, hiddetini, üzüntüsünü anlamamak mümkün değil…
Lakin bu alabildiğine oğul isyanı; yeni ayrılık, düşmanlık tohumları ekmemeli toplumun (kısmen de olsa) göbeğine…
Konuşmasının bir bölümünde ‘biz Ermeniler avdık, yem olduk’ dedi Arat, daha konuşmaktaydı ki, arkadan bir el onu otokontrole çağırdı… Haklılık yanları çoktu elbet ama otokontrol zamanıydı… İyi de oldu…
Ey oğul Arat; babanın acısını, mahkemeye isyanını, adaletsizliğe kızgınlığını paylaşıyoruz ama bildiğim bir şey varsa, insanlar en yanlış hareketlerini; acıları, isyanları, öfkeleri tavandayken yaparlar… İstemeye utanıyorum ama lütfen biraz daha sağduyu, özen ve dikkat…
Ekrem Dumanlı da medya sitelerini takip etsin…
Malumunuz geçen hafta sonu cumartesiydi sanırım, Akşam gazetesi ‘İhanet’i izliyoruz’ manşetiyle çıktı… (Aşk-ı Memnu, Aşk ve Ceza, Yaprak Dökümü, Ezel gibi dizileri eleştiriyor…)
Zaman gazetesi genel yayın yönetmeni de, Akşam gazetesini tebrik etmiş bir yazısında ve demiş ki ‘helal olsun kendi dizlerini (EZEL’i kastediyor) bile manşetten eleştirmişler…’
Dumanlı’ya bir not, Akşam o manşeti grubun televizyonu Show Tv’deki EZEL dizisi atv’ye geçtiği günün ertesinde attı…
Buradan çıkacak özlü söz; Ekrem Dumanlı da medya sitelerini takip etsin…
Petek’in köpeklerinde Can Abi izleri…
Petek Dinçöz’ün köpekleri, Alişan’dan sonra Beyaz’ı da tırsıttı… (Güzel laf ‘tırsıttı’ ben buldum)
Kanaatim o ki, bu köpekler medya dünyasından kimi görseler aynı tepkiyi gösterecekler…
Zira Petek Dinçöz’ün kocası Can Tanrıyar ağabeyimiz, bildiğiniz gibi epeydir ortalarda yok…
Sebepse, medya camiasında seveninin azalması…
Neyse benim teorime gelelim…
Can Abi’yle aynı evde yaşayan bu köpekler Can Abi’nin hayıflanmalarını duyup, akıllarında kin biriktirmişlerse; bırakın bu hiddetlenmeleri yakında seri seri ısırmaya başlarlar vallahi…
İlk önce de Cengiz Semercioğlu ve medyatavacıları kanımca…
Kanal D tanıtım servisine…
‘Geniş Aile’nin tanıtımlarını yapan arkadaşlar size sesleniyorum; tanıtımlarda mutlaka Zekayili ve Mürselli sahnelere daha çok yer verin… Zira onlar Cevahir’den çok daha etkili karakterler…
Nepotism ve Türkiye!..
Haber şöyle…
‘Kırıkkale’nin Yahşihan İlçesi Irmak Beldesi Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’ne alınacak 4 itfaiye eri için sınav yapıldı… Çok sayıda başvuru yapılmasına rağmen yeterli belgeleri olmadığı gerekçesiyle 9 adayın katıldığı sınavda kazananlardan birinin Belediye Başkanı Ak Partili Bilal Ağca’nın oğlu, diğerinin kayın biraderi, diğerlerinin zabıta memuru Kadir Bilge’nin oğlu Alper Bilge ile Türkiye İş Kurumu Müdürü Nazım Ulu’nun kızı olması tartışmaya neden oldu… Başkan Ağca, prosedürü uyguladıklarını açıkladı…’
Doğru, Türkiye Cumhuriyeti’nde en yerleşmiş, en köklü prosedür hala nepotism yani akraba, yakın kayırmaktır…
Bu arada...
Bu arada bir bakıverin, ilginç geldi bana... İhtiyacımız olan bir şeymiş gibi sanki...
www.cokozurdilerim.com