Son Haberler
29.05.2012 Salı 20:36
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

TİM BAŞKANI BÜYÜKEKŞİ: "İHRACAT ARTIŞ HIZINDA BİR MİKTAR YAVAŞLAMA VAR"
01.07.2010 15:34
TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, paritedeki sert düşüşün ihracatçıyı ciddi bir şekilde endişelendirdiğini vurgulayarak, kimsenin paritede bu kadar sert bir düşüş beklemediğinin altını çizdi. Paritenin etkisinin bazı sektörlerde ve pazarlarda net bir şekilde görülmeye başlandığını vurgulayan Büyükekşi, ihracat artış hızında bir miktar yavaşlama olduğuna dikkat çekti. -Yüksek faiz oranlarının sıcak parayı Türkiye'ye çektiğini vurgulayan Büyükekşi, Türkiye'ye gelen sıcak paranın yüksek faiz nedeniyle TL'ye yöneldiğini, bunun sonucunda kurların devamlı surette baskı altında kaldığını söyledi.

KOCAELİ (ANKA) - Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, paritedeki sert düşüşün ihracatçıyı ciddi bir şekilde endişelendirdiğini vurgulayarak, kimsenin paritede bu kadar sert bir düşüş beklemediğini söyledi. Paritenin etkisinin bazı sektörlerde ve pazarlarda net bir şekilde görülmeye başlandığını vurgulayan Büyükekşi, ihracat artış hızındaki yavaşlamaya dikkat çekti. İhracatçının yürümeye değil, hızlı koşmaya ihtiyacı olduğunu belirten Büyükekşi, temponun düşmemesi gerektiğinin altını çizdi. Yüksek faiz oranlarının sıcak parayı Türkiye'ye çektiğini ifade eden Büyükekşi, Türkiye'ye gelen sıcak paranın yüksek faiz nedeniyle TL'ye yöneldiğini, bunun sonucunda kurların devamlı surette baskı altında kaldığını dile getirdi.
TİM ihracat rakamlarını Kocaeli'de açıkladı. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi yaptığı konuşmada, ihracat hızındaki yavaşlamaya dikkat çekti. İhracatçının yürümeye değil, hızlı koşmaya ihtiyacı olduğunu belirten Büyükekşi, temponun düşmemesi gerektiğini vurguladı. Haziran ayında yine çift haneli bir artış yakaladıklarını ifade eden Büyükekşi, buna karşın artış hızında bir miktar yavaşlama olduğunu kaydetti. Yılın ilk 5 ayında ihracat büyümesinin yüzde 23.4 olarak gerçekleştiğini anımsatan Büyükekşi, bu ayki ihracat hızının bu rakamın gerisine düştüğüne işaret etti. Büyükekşi, "Bir önceki dönemde euronun değerli olması sebebiyle işletmeler dolar cinsinden maliyetlenip, euro cinsinden gelir elde etmek için büyük bir değişim içine girdiler. Birçok kişi paritenin durumuna göre alacaklarının niteliğini belirledi. Bu durum büyük bir kafa karışıklığına yol açtı. Üretim maliyetleri son üç yılda dolar cinsine çevrilirken, gelirler ise euro bazından belirlenmeye başlandı. Özetle, girdiler dolar, gelirler euro haline getirildi. Elbette hiç kimse paritede bu kadar sert bir düşüş olacağını tahmin etmiyordu" dedi.

-"PARİTEDEKİ SERT GELİŞME İHRACATÇIYI ENDİŞELENDİRİYOR"-

Paritedeki sert gelişmenin ihracatçıyı ciddi bir şekilde endişelendirdiğini vurgulayan Büyükekşi, paritenin etkisinin bazı sektörlerde ve pazarlarda net bir şekilde görülmeye başlandığını kaydetti. Paritedeki gelişmeleri dikkatle izlediklerinin altını çizen Büyükekşi, "Parite daha büyük resim olan kurun bir parçası. Türkiye'nin kur politikası ve ihracatımızın seyri arasında çok güçlü bir ilişki var. Türkiye son 9 yıldır görünürde serbest dalgalı kur rejimi uyguluyor. Ama uzmanlar bunun yönlendirilen dalgalı kur olduğunu ifade ediyor. Merkez Bankası bazen fiziki olarak bazen de sözlü olarak müdahalelerde bulundu. Amaç kurların piyasalar tarafından serbest bir şekilde belirlenmesidir. Ama bu politika görünürde uygulanıyor. Çünkü faiz politikası yüzünden kurlar hep baskı altında tutuldu. Enflasyonla mücadele programında yüksek faiz-düşük kur döngüsü kullanıldı" diye konuştu.

-YÜKSEK FAİZ ORANLARI SICAK PARAYI TÜRKİYE'YE ÇEKTİ-

Yüksek faiz oranlarının sıcak parayı Türkiye'ye çektiğini ifade eden Büyükekşi, Türkiye'ye gelen sıcak paranın yüksek faiz nedeniyle TL'ye yöneldiğini, bunun sonucunda kurların devamlı surette baskı altında kaldığını ifade etti. Sadece ihracatta değil, iç piyasada yaşanan sıkıntıların da bu durumu karşılarına çıkardığını vurgulayan Büyükekşi, "Evet, son 9 yılda Türkiye ekonomisi global kriz haricinde büyüdü. İhracatımız yükseliş kaydetti. Ama işsizlik rakamlarının artmasının önüne geçilemedi. Bu da izlenen politikaların sanayiciyi, ihracatçıyı nasıl vurduğunu çok iyi gösteriyor. Çünkü ihracatçı, fiyat tutturabilmek için hammaddeyi ithal etti. Ayakta kalabilmek için çok düşük kar marjları ile çalıştı. Yeni yatırım yapmak bir yana, işçi çıkarmadan çok zor şartlarda ayakta kalmaya çalıştı. Bunun sonucunda karsız, yatırımsız, istihdamsız ihracat artışları yaşadık" şeklinde konuştu.

-"KUR VE PARİTEDEKİ SORUN UZUN DÖNEMDE YAŞANAN GELİŞMELERİN YANSIMASI"-

Kur ve paritede yaşanan sorunun kısa vadeli dalgalanmaları göstermediğini dile getiren Büyükekşi, çok uzun bir dönemde yaşanan gelişmelerin yansımasını gördüklerini aktardı. Kurdaki gelişmeleri sadece dün, bugün söylemediklerini ifade eden Büyükekşi, "Bu konu çok uzun süredir canımızı yakıyor. Bu sadece bir parite meselesi değildir. Bir kur sorunudur. Düşük kurdan sadece ihracatçı değil, ithal mal ile rekabet edemeyen sanayici de şikayetçidir. Söz konusu olan Türkiye'nin çok uzun bir sürede ve çok büyük bir emekle ortaya çıkardığı sanayi altyapısıdır. Üretim kapasitesidir. Geleceğidir" dedi.

-"PARA OTORİTELERİ SADECE FİYAT İSTİKRARINA ODAKLANMAKTAN VAZGEÇMELİ"

İhracatçıların isteğinin para otoritelerinin sadece fiyat istikrarına odaklanmaktan vazgeçmesi olduğunu vurgulayan Büyükekşi, enflasyonun Türkiye ekonomisi için ne kadar büyük bir sorun olduğunu, ihracatçılardan daha iyi kimsenin bilemeyeceğini kaydetti. İhracatçıların aynı zamanda Türkiye'nin üreticileri olduğunu ifade eden Büyükekşi, şunları söyledi:
"Ancak sadece fiyat istikrarına odaklanmak ne kadar doğru? İşte görüyoruz, istihdam ne durumda? İç piyasa ne durumda? Bugün Anadolu'ya gidin bir sorun bakalım. Esnafından KOBİ'sine, büyük şirketinden küçük şirketine herkesin derdi nedir? Fiyat istikrarını elbette yakalayacağız ama aynı zamanda yatırımı öldürmeyeceğiz. İstihdamı öldürmeyeceğiz. İhracatı öldürmeyeceğiz. Bunun yolu var mıdır?
Bir yandan enflasyonla mücadele ederken öte taraftan kur meselesi için istikrarlı sayılabilecek bir model geliştirilebilir mi? Biz buna evet diyoruz. Genel kurulumuzda da söyledik. Türkiye bu noktada özgün modelini geliştirmek zorundadır."

-"İHACATIN İTHALATI KARŞILAMA ORANI YENİ DÖNEMİN EN ÖNEMLİ ÇIPASI"-

Yeni bir çıpaya ihtiyaç duyulduğu görüşünü yineleyen Büyükekşi, bu çıpanın ihracatın ithalatımızı karşılama oranı ve cari açığı olması gerektiğini belirtti. Büyükekşi, ihracatın ithalatı karşılama oranının yeni dönemin en temel istikrar çıpası olması gerektiğini kaydetti.
Elle gelen düğün bayram veya yapacak bir şey yok diyerek bu durumun geçiştirilemeyeceğini vurgulayan Büyükekşi, "Ancak özgün bir model geliştirebilmek için ezberin dışına çıkmak gerekir. Yönetilebilir riskler almak zorundasınız. İhracatın yükselişinin kesintiye uğraması bizim için yönetilebilir bir risk değildir. Ancak kurdaki yüksek dalgalanmaların önüne geçmek için yönetilebilir önlemler almak mümkündür. Biz kur sigorta sistemi önerimizi yineliyoruz. Bunun için kur garanti fonu kurulmasını öneriyoruz. Kaynak olarak ta kısa vadeli sermaye kazançlarından yüzde 1 stopaj kesilmesini öneriyoruz. Oluşan yeni koşullara ayak uydurmak, oluşan kur şoklarına karşı ihracatçımızı ve kontratlarımızı korumak dönemsel garantiler getirmek ne kamu bütçesini sarsar ne de mali denkliğimizi" diye konuştu.

-9 MİLYAR DOLARLIK SICAK PARAYA KARŞIN G20'LERİN EN DÜŞÜK DÖVİZ REZERVİ TÜRKİYE'DE-

Karsız ihracatın Türkiye'ye ancak bir yere kadar fayda sağlayacağını ileri süren Büyükekşi, "Sadece karsız değil, euro ile ihracat yapanlar şu anda zarar ediyor. İhracatçı kar edebilecek ki, üretimini devam ettirsin. Yeni yatırım sahası açsın. Yeni istihdam alanları oluştursun. Son 5.5 ayda Türkiye'ye giren sıcak para 9 milyar doları buldu. Buna rağmen hala G-20 ülkelerindeki en düşük döviz rezervi bizde. Merkez Bankası son 2.5 yılda rezerv arttırmak bir yana rezervlerini 400 milyon dolar azaltmış. Biz Merkez Bankası'nın rezervlerini arttırması gerektiğini düşünüyoruz. Dalgalı kurdan vazgeçelim demiyoruz. Ama baskı altında bir dalgalı kur politikası istemiyoruz" dedi.

-"ÇİN'İN PARASININ DEĞERLENMESİ TÜRKİYE'YE AVANTAJ SAĞLAR"-

Euro dolar paritesinden sonra dikkatle izledikleri bir konunun da Çin para birimi yuanın gelişimi olduğunu aktaran Büyükekşi, Çin'in para birimini esnek bir bantta dalgalanmaya bıraktığını ifade etti. Çinin Merkez Bankası, para birimi olan yuanın dolar karşısında referans nokta kabul ettiği karşılığın her gün yüzde 0.5 altı veya üstünde alınıp satılmasına izin vereceğini anımsatan Büyükekşi, şu noktalara dikkat çekti:
"2009 yılında 1.2 trilyon dolar ihracat yapan Çin, 1.17 trilyon dolar ihracat yaptığını açıklayan Almanya'yı geçerek dünyanın en fazla ihracat yapan ülkesi unvanını kazandı. Çin'in ulaştığı ihracat gücünde, para birimi olan yuanın değerini sabit tutması büyük rol oynuyordu. Çin'in parası yuanın yüzde 25 oranında değerlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Eğer yuanın değeri, serbest piyasa koşullarında belirlenirse bu durum Çin'e rakip ülkeler için oldukça olumlu bir haber olacak. Türkiye'de Çin'in global dünyadaki en ciddi rakipleri arasında. Eğer Çin'in parası değerlenmeye başlarsa bundan en büyük avantajı Türkiye'nin elde edeceği görülüyor. Türkiye'nin en büyük pazarı olan Avrupa'da Çin'in ciddi bir ağırlığı var.
Ancak Çin, kısa vadede kur avantajından vazgeçmek istemiyor. Yuanın değerlenmemesi için de Çin devleti ve Çin bankaları hala ciddi anlamda dolar almaya devam ediyorlar. Çin, Brezilya, Güney Kore gibi ihracatlarını artırmak isteyen bütün ülkeler paraları değer kazanmasın diye büyük mücadele ediyorlar. Türkiye tam tersini yapıyor."

-"BAZI SEKTÖRLERDE AYLIK İHRACAT HIZI YAVAŞLADI"-

Euro dolar paritesi ve Avrupa ekonomilerindeki gelişmelerin de etkisiyle bazı sektörlerde aylık ihracat hızlarının yavaşladığına dikkat çeken Büyükekşi, Avrupa ekonomilerinin kemer sıkma politikası izlemeye başlaması sonucunda AB'nin iç pazarında daralma yaşanacağını, bunun işaretlerinin de ihracatta görülmeye başlandığını ifade etti. Lider ihracatçı sektör olan otomotivin ihracat artış hızının yılın ilk 5 ayında yüzde 39 olduğunu anımsatan Büyükekşi, otomotiv ihracatının Haziran ayında yüzde 0.5 gerilediğini açıkladı. Yılın ilk 5 ayında ihracatı yüzde 15 artan hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün artış hızının Haziran ayında yüzde 6.3'de kaldığına işaret eden Büyükekşi, "En fazla ihracat yapan üçüncü sektörümüz kimyevi maddeler ve mamullerinin artış hızı Haziran ayında yüzde 23'de kaldı. Halbuki bu sektörümüzün ihracatı yılın ilk 5 ayında yüzde 48.9 artmıştı. En fazla ihracat yapan 3 sektörümüz alarm veriyor. Bu 3 sektörümüzün ortak özelliği ihracatında AB ülkelerinin ağırlığının hayli yüksek olması" dedi.

-DEMİRÇELİK SEKTÖRÜ İHRACATI YÜZDE 19.9 ARTTI-

Büyükekşi, bazı sektörlerin de çok başarılı performans çizdiklerini vurguladı. Demir çelik sektörü ihracatının Haziran ayında 19.9, yılın ilk 6 ayında yüzde 4.9 arttığını belirten Büyükekşi, "Değerli maden ve mücevherat sektörümüzün ihracatı Haziran ayında 18.4, yılın ilk 6 ayında yüzde 21.1 arttı. Bunun yanı sıra tekstil ve hammaddeleri sektörü Haziran'da yüzde 19 artış gösterdi. Deri ve deri mamulleri sektörü Haziran ayında yüzde 16.7 artış gösterdi" şeklinde konuştu.

-HAZİRAN'DA ALMANYA'YA İHRACAT ARTIŞ HIZI YÜZDE 8'DE KALDI-

Büyükekşi, Türkiye'nin yılın ilk 5 ayında en fazla ihracat yaptığı 4 ülkeden Almanya'ya ihracatın yüzde 18, İtalya'ya yüzde 33, Fransa'ya yüzde 19, İngiltere'ye yüzde 30 arttığını söyledi. Haziran ayında Almanya'ya ihracat artış hızının yüzde 8'de, İngiltere'ye ihracat artış hızının yüzde 12'de kaldığını ifade ederek, Fransa'ya ihracatın ise Haziran ayında yüzde 9, İtalya'ya ihracatın yüzde 3 gerilediğini belirtti.

-YÜZDE 13.5 PARİTE KAYBI YAŞANDI-

Artışların değer bazında olduğunu, kayıtların dolar bazında tutulduğunu ifade eden Büyükekşi, "Yıl başında 100 euroluk ihracat 141 dolar olarak kayda girerken, şimdi 100 euroluk ihracat 122 Euro olarak kayda giriyor. Yüzde 13.5'lik bir parite kaybı var. Bunun yanı sıra Haziran ayında Yunanistan'a ihracatımız aylık bazda yüzde 36, Danimarka'ya yüzde 0.5, Slovenya'ya yüzde 12, Malta'ya yüzde 90, Macaristan'a yüzde 6, Norveç'e yüzde 7 azaldı. Haziran ayında İsrail'e ihracat yüzde 20 arttı. İlginç bir veriydi. Yılın ilk 6 ayında İsrail'e ihracatımız yüzde 42 arttı. Yılın ilk 6 aylık rakamlarına göre en fazla ihracat yaptığımız pazarlar Almanya, İtalya, Fransa, İngiltere, Irak, Rusya, İspanya, ABD, Mısır ve İran oldu."
Büyükekşi, ilk 6 aylık rakamlara göre çarpıcı başarı gösterdiği ülkeleri şöyle sıraladı: "Yılın ilk 6 ayında Rusya'ya ihracatımız yüzde 37, İspanya'ya ihracatımız yüzde 47, ABD'ye ihracatımız yüzde 22, İran'a ihracatımız yüzde 53, Suudi Arabistan'a ihracatımız yüzde 45, Çin'e ihracatımız yüzde 102, İsrail'e ihracatımız yüzde 42, Suriye'ye ihracatımız yüzde 40, Türkmenistan'a ihracatımız yüzde 43, Tunus'a ihracatımız yüzde 63, Ürdün'e ihracatımız yüzde 54, Brezilya'ya ihracatımız yüzde 110 ve Singapur'a ihracatımız yüzde 249 arttı."

-TÜRKİYE OECD ÜLKELERİ ARASINDA EN HIZLI BÜYÜYEN ÜLKE-

Büyükekşi, konuşmasında dün açıklanan 2010 yılı ilk çeyrek büyüme verileri ile Türkiye'nin AB üyeliği ve tarım sektörleri için önemli bir faslın müzakereye açılmasını da değerlendirdi. TİM'in yaptığı açıklamalarda 2010 yılı ilk çeyreği için çift haneli büyüme beklentisini dile getirdiğini anımsatan Büyükekşi, büyüme oranının yüzde 11.7 ile son derece yüksek çıkmasını çok olumlu bulduklarını ifade etti. Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülke olduğunu dile getiren Büyükekşi, G-20 ülkeleri içinde ise Çin'den sonra en hızlı büyüyen ikinci ülke olmayı başardığını vurguladı. Çin ile Türkiye'nin büyüme oranı arasında sadece yüzde 0.2'lik bir fark olduğuna dikkat çeken Büyükekşi, "Yılın ilk 3 ayında ihracatın yüzde 22.3 arttığı için bunun ülke büyümesini yukarı çekeceğini biliyorduk. İhracat bu ülkenin en önemli öncü göstergesi. Nitekim ihracat kriz sonrası dönemde tekrar büyümenin motor gücü oldu" dedi.

-"İÇ TÜKETİMLE BÜYÜNSE ENFLASYON DÜŞMEZDİ"-

İlk çeyrekte imalat sanayinin yüzde 20.6 büyüdüğüne işaret eden Büyükekşi, "İçerdeki özel tüketim artışı yüzde 9.9, dolayısıyla üretim ihracata yöneldi. İhracat büyümeyi ateşledi. İstihdamı destekledi. Hal böyle iken, dün yapılan 'dış ticaret büyümeyi desteklemedi açıklaması', canını dişine takıp ülke ülke dolaşıp çok büyük bir çaba gösteren ihracatçıyı derinden yaraladı. 2003 yılından beri ihracat artışı ve büyüme doğru orantılı arttı. Eğer iç tüketimle büyüseydik enflasyon düşmezdi."

-"İHRACAT BİZE İKİNCİ ÇEYREK BÜYÜMENİN DE YÜKSEK OLACAĞINI SÖYLÜYOR"-

Büyükekşi, ihracat rakamlarının "yılın ikinci çeyrek büyümesinin de yine yüksek olacağını" söylediğini vurguladı. Yılın 3'üncü ve 4'üncü çeyreklerinde de büyümenin devam etmesi için ihracatın yüksek oranda artması gerektiğine dikkat çeken Büyükekşi, ihracat artışının sürmesi için tüm kurumlarla beraber çok büyük bir gayret gösterilmesi gerektiğini söyledi.

-"MÜZAKERE SÜRECİNİN EN ZORLU FASLI AÇILDI"-

"Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı" faslının müzakere sürecinin en zorlu fasıllarından biri olduğuna dikkat çeken Büyükekşi, bu adımın Türkiye'de gıda güvenliği standartlarını geliştireceğini, aynı zamanda tarım ürünleri ihracatında karşılaşılan sorunların giderilmesine önemli katkı sağlayacağını vurguladı.

-YENİ AÇILAN FASIL, MALİ YÜKLER GETİRECEK-

Çiftlikten sofraya, tüm süreç boyunca hayvansal ve tarımsal ürünlerin, üretim ve denetiminin sıkı kurallarla düzenleyen AB mevzuatının benimsenmesinin, çiftçilere, gıda sanayine ve kamuya önemli mali yükler getireceğini ifade eden Büyükekşi, şu noktalara dikkat çekti:
"AB standartlarına ve hijyen kurallarına uyum, işletmelerin modernizasyonunu gerektiren yeni yatırımları zorunlu kılıyor. Türkiye'de bu alanda faaliyet gösteren ve büyük çoğunluğu KOBİ'lerden oluşan 5 binin üzerindeki işletmenin sadece yüzde 7'sinin AB standartlarına uyumlu olduğu dikkate alındığında, konunun ciddiyeti ortaya çıkıyor.
Aynı şekilde kamunun kontrolleri etkinleştirebilmesi için laboratuar kapasitesi de dahil olmak üzere gerekli idari yapıları, personel ve araçları sağlamak üzere ciddi yatırımlar yapması gerekiyor. AB'nin bu konuda sağladığı mali yardımlar ise sınırlı ve ihtiyaç duyulan rakamı karşılamaktan oldukça uzak. O nedenle, faslın getirdiği yükümlülüklerden etkilenecek kesimlere ek kaynak yaratılması ve AB'ye yeni katılan tüm ülkeler gibi, Türkiye için de yatırım maliyetlerinin zamana yayılmasını sağlayacak geçiş sürelerinin temin edilmesini elzem görüyoruz."
(ANKA)
(HGS/ORH)
YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.