Son Haberler
29.05.2012 Salı 19:35
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

TO VIMA: BEN ALLAH SEN BÜROKRASİ
23.08.2010 19:00

ATİNA, 23/08(BYE)--- Tirajı günde 27.710 olan To Vima gazetesinin 21 Ağustos 2010 tarihli sayısında, Mariniki Alevizopulu imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan haberin çevirisi şöyledir:

Hıristiyanların Sümela Manastırı'ndaki tarihî ayini takip ettiği sırada, ülkesindeki milliyetçi çevreleri rahatlatmaya çalışan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, "Eğer bugün Yunan Başbakana, 'Atina'da ne zaman cami açılacak?' sorusunu yöneltebiliyorsak bu, attığımız adımlar sayesinde mümkün olmuştur." dedi. Bundan biraz önce ise başka milliyetçi çevreler, Gümülcine'de Müslüman mezarlığını yağmaladı. Bu iki olay, Türk Başbakanın kendisini, Yunanlardan bir adım önde hissetmesine ve ayrıca Yunanistan'daki Müslümanların (da) hoşnutsuzluğuna neden oldu.

Yunanistan Müslümanları Birliği Başkanı Naim Elgandur şunları söyledi: "Eğer hükûmet cami konusunu daha büyük ciddiyetle ele alsaydı yurt dışından gelen açıklamalar yoluyla baskılara maruz kalmazdı. 2006'dan beri her şey hazır. Para da çıkmıştı. O dönemden beri 15 milyon avro Eğitim Bakanlığının kasasında duruyor. Yunanistan için bu kadar zor bir ekonomik dönemde bunun altını çizmemiz çok önemli. Belki de paraların bir bölümü AB'den geliyordu."

Dört seneden beri hiçbir adım atılmamış olmasından sadece siyasi iradenin gelgitleri sorumlu değil. Cami tek, ancak inşasıyla ilişkili kurumlar sayısız. Dışişleri Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı, Çevre Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Atina Belediyesi temel oyuncular. Yunan bürokrasisi de her adımda fırsat kolluyor.

Cami projesi için haritadaki dönümünün günden güne azaldığını belirten Naim, "Projenin ilk başında Eğitim Bakanlığının haritasındaki arazi 56 dönümdü. Sonraki görüşmede bu arazi 42 dönüme düştü. Hükûmetler değişti ve üçüncü görüşmemizde arazi 25 dönüme ve şimdi de 16 dönüme düştü."

Kilise tarafından da tepkiler dile getirildi. Sen Sinod temsilcisi Nafpaktos Metropoliti İerotheos, "Cami inşası konusu gündeme geldiğinden beri Sen Sinod buna karşı görüşte olmadı. Çünkü her insan dinî özgürlük hakkına sahiptir. Bu özgürlüklere giren ibadet hakkı da saygı duyulması gereken ve Anayasa tarafından onaylanmış bir haktır." dedi. Ayrıca aynı dönemde Kilise, bir iyi niyet gösterisinde bulunarak Shistos bölgesindeki arazisinden 30 dönümlük bir bölümü, Müslüman mezarlığı projesine sundu. Diğer bir gerçek ise Pire ve Moshatos belediyelerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere planlanan Shistos Hristiyan mezarlığı içinde Müslüman mezarlığının ihtiyaçlarını karşılamak üzere bir bölüm ayrılması öngörülmüştü.

Ancak daha sonra her şey değişti. İerotheos şunları söyledi: "Kilise Müslüman eğitim merkezinin kurulmasına tepki gösterdi. Dönemin Başpiskoposu Hristodulos'un kafasında merkez konusunda soru işaretleri vardı çünkü genelde bu tip merkezlerde dinî eğitim bir yana, siyasi içerikli propaganda da yapıyorlar."

Sonunda, Shistos bölgesinde arazinin uygun olmadığı, Müslüman eğitim merkezi de "tehlikeli" olarak değerlendirildi ve böylece görüşmeler tekrar cami konusuna döndü. Atina Belediyesinde görevli topograf Tasia Lagudaki şunları vurguluyor: "2006 yılından itibaren birinci Karamanlis hükûmeti döneminde caminin Eleona bölgesine kurulmasına karar verildi. Ancak ikinci Karamanlis hükûmeti döneminde, Başbakanlığın sorumlu olduğu ve bizimde belediye olarak katıldığımız karma bir komisyon oluşturuldu çünkü öngörülen arazi Millî Savunma Bakanlığına ait ve tabya olarak belirtilmiş olmasına rağmen yeşil alan olarak Atina Belediyesine geçmesi lazımdı."

Naim Elgandur söz konusu tabyanın özünde 5 otobüslük bir garaj olduğunu iddia ediyor ve ekliyor: "Savunma Bakanlığı bugün 5 milyon avro tazminat ve 10 aylık bir ayrılma süresinde uzlaşıyor. Evangelos Meymarakis Bakanlığı döneminde Savunma Bakanlığı ilk başta 68 milyon avro talep etmişti. Makbuz karşılığında para toplama önerisinde bulunduk -Atina'da cami inşa edilmesi için yabancıların paralarını istemiyoruz- camiyi Yunan devletinin kontrol etmesini ve bu nedenle göçmenlerle Yunan Müslümanlardan para toplamak istedik." Öneri sonuçsuz kaldı ve erken genel seçimler geldi.

--Alt Katlardaki Garajlardan Ne Zaman Çıkacağız?--

Elgandur devam ediyor: "Yeni hükûmetin 110. gününde Savunma Bakanlığına mektup yolladım çünkü sorunumuz onlarla. Yunan ordusunda askerlik yapmış bir Yunan olarak tepki gösterme hakkına sahibim. Bunun sonucunda beni görüşmeye davet ettiler. Şimdilik gözlemlediğim tek hareket Başbakan Papandreu'nun camiyle ilgili bir soruyla karşı karşıya kalma tehlikesi taşıyan ülkelere ziyareti öncesinde yapılan açıklamalar ve yabancı gazetecilerin camiyle ilgili görüşmek üzere beni aramalarıdır. Yunanistan'ın görüntüsünü karalamak istemiyorum. Afrodit'i kullandıkları yayından sonra Focus dergisine cevap bile vermedim. Ancak bunun değerini anlayanlar var mı? Çocuklarımız bodrumlardaki garajlardan çıkacak mı? Ramazan içinde bulunduğumuz bu ayda ve sıcakların 40 dereceye ulaşması nedeniyle bizi yakında ambulanslar toplamaya başlayacak."

--Serüven 1996'da Başladı--

Başbakan Yardımcısı Theodoros Pangalos ise Atina'daki caminin serüveninin çok eskilere dayandığını söyledi: "Bu hikâye benim girişimim ve iki düşünce temelinde 1996'da başladı. Birincisi camisi bulunmayan tek Avrupa ülkesi olmamız, ikincisi de o dönemde Atina'daki 50-60 bin civarındaki Müslüman'ın resmî bir ibadet yerinden yoksun olmasıydı. Tüm Müslüman ülkelerinde Tahran'da bile Hristiyan Ortodoks Kiliseleri olması ise konunun bir diğer boyutu."

O dönemde Dışişleri Bakanı olan Theodoros Pangalos, Atina'da Müslüman din ve kültür derneği kurulmasını öngören bir yasa tasarısı hazırladı: "Kontrol Yunan devletinin elinde olacak ve büyük çoğunluğu hükûmet tarafından finanse edilecekti ancak katkıda bulunmak isteyen devletlerin bağışları da kabul edilecekti. O dönemde Suudi Arabistan ve Mısır gibi Arap ülkeleri projeye ilgi göstermişti. Dernek bir kütüphane, bir ibadet yeri gibi alanlar içerecekti." Derneğin Peania bölgesinde inşa edilmesi düşünülüyordu. Dönemin Başpiskoposu, Peania Belediye Başkanı ve Araplar da onay vermişti. Ancak 1999 yılında Öcalan vakasından sonra Pangalos Dışişleri Bakanlığından ayrıldı ve o zaman proje bırakıldı ve tepkiler başladı.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.