Travma...
Tanzimle, tasnif arasında; ifrat ile tefriti hatırlatırcasına, ping pong topu gibi gidip gelen zihinlerde; kravatın kökü sayılan Hırvatları milli mücadele ve hep ağızdan dualarla devirdiğimiz bu sarhoş vakitlerin bir lahzasında; nasıl oluyor da dünün bölük pörçük Yugoslavyasının bir kısmı, geçtiğimiz senelerin bağımsız Hırvatistanının, uygarlık projesi olarak kendimize hedef seçtiğimiz AB sürecinde bizden 10 adım önde 18 başlık açtırırken, bizim onların 10 basamak gerisinde hala 8 başlıkta kaldığımız, bir soru işareti oluşturmayacak ne yazık ki yine!.. Tanzim edilmiş düşüncelerin, tasnif olunmuşlardan daha samimi olduğuna inanan bendenize göre; ‘zorla değiştirildi Türk toplumu’ teranesinin yeri ancak ‘nasıl yendik Hırvatları’yla doluyor eğreti bir zaman diliminde ve ardından ilk kürsüde yahut mikrofon önünde bildiğimiz tekerleme yine; ‘zorla değiştirildi Türk toplumu zorla!..’
Rahmetten yana tavır koyanların, ortak geçmişimize yolculuklarda salt rahmet ve minnet dualarıyla anacakları isimlere; günlük çıkarlar, menfaatler gereği yahut püskürtme yöntemiyle hayali bir ebru çizme hevesi gafletinde ve belki bir nebze gazete mizanpajlarını düzenleme ruhiyesiyle, faşizan, despotluk mecazları şavullamaları; en iyi ihtimalle bendenizin gönlünü kırıyor, uzaklaştırıyor kendilerine olan güvenme isteği duygumdan... Ama farkındayım ki, kullanılmasını tasvip etmesemde bir zor zaman demecidir; ‘Atatürk toplumda travma yarattı...’ başlıklı paragraflar... Ve ‘kapatma davaları’nın yerini ancak ‘Atatürk toplumda travma yarattı...’ sloganları değiştirebiliyor...
Aynı dili konuşmakta zorlanılınca ve üstüne kendi dilini kabul ettiremeyince, ‘dilleri zorla değiştirildi bu memleketin insanlarının’ da olduğu gibi tıpkı...
Versace takımlar içi, şıkı şıkır gömleklerle, eski gömleklerden kurtulduk pozları verilirken en artistik bakışlar eşliğinde; havası sevimsiz Ankara’nın pis sabahının tesiriyle dönüp dolaba baktığında, hepsi kirliye çıktığından yahut giymenin manası kalmadığından Versace’leri, bir umut, bir kalkan, bir silah olarak eski gömleklere sarılınınca, memleket evlatlarına yine aynı slogan atılıyor; ‘bir gecede değiştirildi kıyafetleri bu memleketin evlatlarının bir gecede...’
Müslümanmış gibi sanki tüm toplum bundan 85 yıl önce heyhat!.. Galata mahallelerinde yaşayanlar çıkmazmış gibi camiden... Hamamlarda oğlanlar fink atmazmış gibi güya... Kadınlar zinhar peçeleri altında çıplak gezmezmiş, kocalarına hayvan lakapları taktırmazmış gibi... Meyhanelerde, gül suyuyla yıkanılırmış gibi sanki... Türlü sapıklıklar bu zamanlara aksın diye resmedilmemiş gibi gibi; canı sıkılan, ruhu darlanan, sıkıştığını hisseden siyaset meslekli bir lafebesi, kabadayılık yanına söz geçiremeyip (!) ‘bir gecede dinleri sökülüp atıldı bu memleketin çocuklarının bir gecede’ diyor, bıkmadan, usanmadan...
Anlaşılacak şüphesiz bir vakit, her baş sıkışıklığında medet umulan bu travma pilavının artık su kaldırmadığı... Temcit pilavının lezzetsizliğinin tadı, memeleket evlatlarının diline bodoslama vuruncaya kadar bekleyeceğiz lakin... Çok uzun sürmez kanımca...