TSK, İRTİCA BELGESİ VE TARAF GAZETESİ
“BELGELER ARTIK BU MERKEZE SIZIYOR
Sahiplik yapısı tartışılıyor.
Bu parayı nereden bulduğu tartışılıyor.
Zarar etmesine rağmen transfer yapabilmesi, ayakta kalabilmesi tartışılıyor ya…
X
Ben Taraf gazetesinin sonunda neden çıkarıldığını anladım.
Artık bir belge sızdırılacağı zaman, Taraf gazetesi kullanılıyor.
Bu sayede de psikolojik harbe katkıda bulunuluyor.
Bunun bir anlamı olamaz. Görmüyor musunuz, Türkiye’de ‘taraflar’ iyice ortaya çıktı artık.
X
Bir kesim kendinden olmayana karşı ağır bir yıpratma politikası uyguluyor.
Bütün kurumların içi boşaltılmaya çalışılıyor, itibarsızlaştırıyor.
Türk ordusu, Cumhuriyet Savcıları bundan nasibini alıyor.
Ve bütün bu savaş Taraf gazetesi üzerinden yürüyor.
X
Çünkü artık diğer gazetelerin bir inandırıcılığı kalmadı.
Herhangi bir dezenformasyon yapılacağı zaman veya bir kuruma karşı saldırı başlayacağında Yeni Şafak, Star, Zaman gibi hükümet bültenlerini kullanmak savaş taktikçilerinin işine gelmiyor.
Yandaş basın fazlasıyla hükümete angaje olduğu için inandırıcılığı kalmadı.
X
Taraf’ın hesabı çok açık aslında: Türkiye’de askere karşı kaos yaratmak, toplumu germek ve dünyaya Türk silahlı Kuvvetleri’ni baskıcı olarak göstermek.
Planın amacı belli: Türkiye’de kurucu ideolojiyi yıkmak, yeni bir Cumhuriyet ilan edip bu ülkeyi bağımsız duruşundan sıyırmak. Amerika ve İsrail’in ortak çıkarlarına hizmet eden, Kürdistan’ın kurulmasına izin veren, Büyük Ortadoğu Projesi’ne karşı çıkmayacak bir Türkiye yaratmak.
Laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin yerini Türkiye Ilımlı İslam Cumhuriyeti’nin alması…”
( “Bunları Kimse Yazamazdı” - Oray eğin – Güncel Yay. Haz. -2009 - Sayfa: 162 – 166)
X
Yukarıda ki açıklamalardan sonra gelelim “Taraf” gazetesinin 27 Ekim tarihli sayısının birinci sayfadan, “TSK” da hazırlandığı iddia edilen, “AKP”yi ve “Gülen”i bitirme plânı” konusunda verdiği haberlere:
“Taraf ‘Kağıt parçası’nı belge yapan mektubun eklerini yayınlıyor…”
“AKP orduyu dinlemiyor”, “Cuntayı açığa al”
“Evet imha ettik. İhbar mektubunu yazan subayın ‘Belgeler, Karargâh’ta imha edildi’ sözlerini terhis olan bir erin doğruladığı ortaya çıktı.”
X
“Akşam gazetesi” köşe yazarı “Oray Eğin”in, “Bunları Kimse Yazamazdı” adlı kitabında ki kimi bölümleri yukarıda okudunuz. Değerlendirmeyi sizlere bırakıyoruz…
Yargıya ulaşmış son derece gizli kalması gereken belgeler, her ne hikmetse (!) önce yine bu gazetede yani “TARAF”ta, sonra “YANDAŞ” denilen öbür gazetelerde yayınlanıyor…
Bu satırların yazarı; devlette 25 yıl savcılık, hakimlik benzeri bir görevde hizmette bulunmuştur. “Müfettişlik…” Çeyrek asır süreyle görevimiz gereği yaptığımız soruşturmaların tamamında, “tek bir gizli belge dışarıya sızdırılmamıştır.” Zaten sızdırılması da mümkün değildi…
Türkiye genelinde ayni görevi yapan öbür meslektaşlarımız için de durum aynidir. Belge sızdırılırsa, sorumluları derhal gereken cezaya çarptırılırdı… Bu kadar açık!...
Ergenekon davasında ki durum ortada… Hazırlık soruşturmasında ki ifadeler her gün basında ayrıntılarıyla yer alıyor… Tabi her he hikmetse “Deniz Feneri” davasında basına sızan tek bir ifade ya da gizli belge yok(!)
Şimdi bu nasıl iştir?
Savcılığa intikal eden bir “gizli belge” ya da savcılıkça yapılan hazırlık soruşturmalarında alınan gizli kalması gereken ifadeler; sanki “Resmi gazete”de yayınlanır gibi ertesi günü tüm detaylarıyla (yandaş) basında hiçbir müeyyideye uğramadan şakır şakır yayınlanıyor. Bu olacak iş mi?
X
Bunun sorumluları kim? Kim oldukları açıkça belli değil mi?
“Gizli belgeyi” alan, saklamakla yükümlü olan ve soruşturmaları yürüten savcılar değil mi?
Öbür yandan “gizli belgeyi” pazardan almış gibi, gazetelerinde sayfa sayfa fütursuzca yayınlayan basın organları değil mi?
Ortada bir suç olabilir… Ancak, bunun cezası olmaz mı? Bu ülkede cezalar kimlere uygulanır dersiniz? Söyler misiniz? “Hukukun” işlemediği bir ülkede “huzur” olur mu?
O halde, kırmızı ışıkta geçen “gariban vatandaşın” yakasına yapışmak “vicdani ve adil midir?”
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@gmail.com