Tuğba Özay...
Kötü şey güç müptelalığı!..
Hele, yüksek duvarlı sarayların geniş sofalarındaki sohbetlerde, yakaları apoletli adamların masalarında, kendinden geçerek bunu göstermek...
Çirkin şey kudret bağımlılığı!..
Etrafı teller ve eli tetikte siyah giyen adamlarla örülmüş, havuzlu, büyük bahçeli köşklerin geniş çardaklarında, gömlekleri bir kaç düğme açık, eli tespihli, dili keskin adamların omzunun üstünde, bir de...
Büyük utanç kötü oyunculuk!..
Yalnız sahnede güzel oyun ve oyunculuk; ışıklar altında, senaryoyla...
Ayıp, en hafif tabiriyle!..
Elini sıktığından, yüzünü öptüğünden tiksinmek ama ‘-memiş’ gibi yapmak alasıyla...
Gerçek sokak yolculuklarında; iğrenmek, irkilmek, tiksinmek ve öfke, kızgınlık, nefret bırakmak kaldırımlara, unutulacak şey değil en azından o sokakların yerleşikleri tarafından...
Gülünç, ufak bir tebessümle düşününce!..
Öyle ya, Che yahut Castro’yu sevmekle kim halktan olmuş ki, sen olasın...
Üye olmakla, yan yana konser seyretmekle; burjuva partilerden, halk partilerine katılana mıyor ki... Kağıt üstünde kabul görmüş kim var, adı halk partileriyle anılan...
Yahu efelik yeklik ister!..
Kafana esince önüne gelene; arkandakine, evvelki geceki adamın ismine güvenerek dayılanmakla efe olunmuyor kuzum...
‘Sen benim kim olduğumu biliyor musun’ narasıyla da, efelik hiç yan yana gelmiyor, affedersin!..
Söylediklerinle, yaptıkların hiç tutmuyor ki birbirini, boyu uzunum...
Gördüğün, seyrettiğin, manşete düşmüş rezillerden yaka silkmekle vezir olunmuyor, anlamadın hiç... Olunsa da uzun süre öyle kalınamıyor, hiç düşünemedin...
Bir gün; birileri başını eğiveriyor sertçe, ufak bir polis arabası için cezaevi yollarında... Yıkılsa dünya girmem sandığın...
Bana bir şey olmaz diye elini kolunu sallayarak geldiğin; havalimanında, trafikte diklendiğin polisin arkadaşlarının odasından zırt diye çıkılmıyor her zaman koyun gözlüm...
Bazen olmuyor, aklı şaşmışım... Önün, arkan, sağın, solun hep birbirine karışıyor, seksi kadınım...
Adalet için söylemeliyim en azından ama...
Pişman oldun belki bir zaman ama hiç tutamadın kendini, tatlı geldi güç, arkanda kuvvetli birileri...
Dedim ya kötü şey güce tapmak, içindeki gibi yaşamamak ya da yaşadığın gibi içlenmemek...
Beyhude şimdi, gecenin karanlığındaki bağrışların...
Meraklanma yarın öbür gün çıkarsın şüphesiz...
Fakat ya sonra Tuğba!..