Hüseyin Üzmez...
Vaktin ne olduğunu şaşırmış bir acı topluluğun; bir deri bir kemik bazı sureti insanlarının sözde mürşidi; yazılarıyla abdest aldırırken okuyanlarına; kendisinin sık sık gayri ahlaki, naedep abdest bozmasını akıl kavrayacak gibi olsa da, gönül kabul edecek gibi değil içindeki halis inanç fırtınaları yüzünden...
Vaktin ne olduğunu şaşırmış bir acı topluluğun; bir deri bir kemik bazı sureti insanlarının sözde mürşidi; sakal kerametleri öğütleri verirken izleyenlerine; kendisinin sık sık sinsi arsızlığını yüzüne çalıp, sakalını şehvet teriyle dolu avuçlarında okşaması, ma’şeri vicdanda aklanacak gibi değil kanımca...
Vaktin ne olduğunu şaşırmış bir acı topluluğun; bir deri bir kemik bazı sureti insanlarının sözde mürşidi; kürsülerden kul düşkünlükleri, zaafları, müptelalıkları hakkında uyarı nidaları atarken celallene celallene; kendisinin sık sık uçkurunun esaretindeki acizliği, berduşluğu, ayyuka çıkmış hikayeleriyle ilanı gözlerden kaçacak ve bir refleks, yüzüne tükürülmeyecek gibi değil...
Vaktin ne olduğunu şaşırmış bir acı topluluğun; bir deri bir kemik bazı sureti insanlarının sözde mürşidi; nefis terbiyesi nağmelerini, parmakları havada savururken alabildiğine; kendisinin nefsi mücadelesinde, savaşmadan, gönüllü, başı eğik, memnun yenilgisini, nefsine mandalığını fark etmemek imkansız, azıcık kalp sözü olan, yalnız Allah kullarında...
Vaktin ne olduğunu şaşırmış bir acı topluluğun; bir deri bir kemik bazı sureti insanlarının sözde mürşidi; geçmişten gelen eli kanlılığını (gazeteci Ahmet Emin Yalman suikastı, 1952) yatak delikanlılığı olarak değiştirmişse; akıl melekeleri biraz açık, yüreği delikanlılıların bu iğrenç peşkeşi hissetmemeleri mümkün olmamalı...
Acizane zihnimi kemiren odur ki;
Vaktin ne olduğunu şaşırmış bir acı topluluğun; bir deri bir kemik bazı sureti insanlarının sözde mürşidi böyleyse; kimbilir daha niceleri utanmaz, aymaz, yüzsüz efelikler içindeler etrafındaki cahillere, inanç mustariplerine, körpecik kız çocuklarına...
Öyle ya, bu adı hafız, küçük çocuk tacizcilerinin, tecavüzcü imamların bir yol göstericisi olmalı...
Naçizane göğsümü didikleyen odur ki;
Cevazsız, örneksiz işlemez, sıkı imam-cemaat, mürit-mürşid ilişkileri...
Lakin şüphe yok ki;
‘Kişinin namazı sizi yanıltmasın...’ diye buyuruyor kurban olduğum Rahman...
Ve herkes bir kez daha bilmeli ki;
Andolsun ki, halishane yönelişleri yalnız o bilir...
Ve bir kez daha haykırıyorum şimdi, önceki onlarcası gibi...
İnsanları dininden etmeyin, tüm Hüseyin Üzmezler...
Çıkın hayatımızdan...
Çıkın...