TÜRBANLI = TÜRBANSIZ OLAMAZ
Ya da türbansız = türbanlı olamaz.
“…Kocaman kocaman adamlar, politikacılar, tel tel bıyıklarını titreterek ve hüzünlü (taklidi yapan) bir ses tonuyla “üniversite kapısından geri gönderilen kızlar” üzerine konuştular aylar boyunca.
Koskoca bir ülke, bir türbanın ucunda gitti geldi.
Baştan başa bir rezillik olan eğitim sistemi üzerine, eğitimin kalitesizliği, verilen diplomaların işlevsizliği üzerine konuşmadı ama hiç kimse.
Üç beş kuruş maaşla geçinmeye çalışan insanların dramından konuşmadılar.
Ölen işçilerden konuşmadılar.
Özgürlükler gasp edilirken sağa sola bakınıp ıslık çaldı herkes...”
(Neslihan Acu – Medyatava – 1 Ağustus 2008)
İkisi de çok farklı dünyaların insanıdırlar…
Birbirlerine inanç ve anlayış bakımından,
yüzde yüz zıt iki karakter durumundalar…
Yanyana ve aman ne güzel anlaşıyorlar(!) türü görüntülere bakmayın,
Onlar sadece sosyal yaşamda durumu kurtarmaya,
daha da açıkçası,
vaziyeti zorunlu olarak idare etmeye çalışıyorlar.
Adamın ya da kadının,
fotoğraftaki şekline şemayiline bakıyorsunuz,
çağdaş modern görünümlü,
türbanla mürbanla,
hoca sakalıyla uzaktan yakından ilgisi yok,
batılı bir yaşamın içinde olduğu,
yansıttığı kareden açıkça anlaşılıyor…
yaşantısı belli ki Avrupalılık düzeyinde…
O da ne?
Kalkmış zil takıp oynarcasına AKP’yi savunuyor…
“Aman da AKP, canım da AKP!..”
Kardeşim savunduğun AKP’nin,
senin yaşam tarzıyla uzaktan yakından ilgisi yok,
sen kadın olarak mayoyla bikiniyle denize girersin,
onların eşleri haşemayla, adam boyu tulumlarla, bilmem neyle,
uytu kuytu köşelerde denizle buluşurlar,
tenleri ne ışık, ne de güneş görür…
Onlara göre,
mayoyla denize giren,
orasını burasını toplumda rahatça açan (dekolte giyinen) SEN,
yanlış ve islama aykırı bir yoldasın,
kafirin yolundasın(!)
neyi savunuyor ve neye seviniyorsun?
ne için şu sıcak yaz gününde,
yarı çıplak giysilerinle,
Nişantaşı’nda, Beyoğlu’nda, Kadıköy’de, Kızılay’da gezinirken(!),
sevinçten göbek atıyorsun AKP adına?
Kimse ikiyüzlülük etmeye kalkmasın,
“türbanlılara” göre “türbansızlar”,
“türbansızlara” göre de “türbanlılar”,
“BİR BÜYÜK YANLIŞIN” içindeler.
Bu iki kere iki dört eder kadar açık…
Bunun lami cimi yok!...
Türbanlı olan,
başı açık olanın dinen “BÜYÜK GÜNAH” işlediğine inanıyor,
ya da öyle görünüyor,
türbansız da,
türbanlının “HURAFELERE” yenik düştüğünün kanaatı içerisinde…
Çok zorunlu olmadıkça,
her iki tarafın,
yakın aile ve akrabalık ilişkileri dışında,
ayni yaşamı paylaşmak amacıyla,
samimi olarak yan yana gelmeleri,
ayni kulvarda uzlaşarak ve anlaşarak,
birlikte yürümeleri ve toplumsal yaşamı,
uyum içerisinde sorunsuz paylaşmaları,
olanaklı değil ve düşünülemez…
Hal böyle iken,
bakın türbanlıyla,
türbansızla aman ne kadar güzel anlaşıyor,
türbanlı türbansızın koluna girmiş,
kardeş kardeş,
arkadaş arkadaş ne güzel birlikte yürüyorlar,
tarzında yakıştırmalar ve değerlendirmeler,
bir aldatmacıdır!
Bu tür sözler,
sadece durumu kurtarmak için söylenen sözlerdir.
Kastımız,
BAŞÖRTÜLÜLER ve BAŞI AÇIK olanlar değil,
Yani gerçek inanç sahibi,
ve Yaradan’a yürekten samimi duygularla bağlı olan “dindar insanlar” değil…
Onlara saygımız var…
Bunu özellikle belirtmiş olalım…
Konumuz,
örtünmeyi “VELEVKİ SİYASİ SİMGE” haline getirmiş olan,
belli çıkarlar peşinde koşan türbanlılarla, türbansızlar,
yani türban takmayanlar,
yani başı açık olanlar,
yani kimilerine göre kafir sayılanlar,
bunu özellikle belirtelim…
Hani sahtekâr kimi siyasiler vardır ya,
Sözde türbana karşı olmayı savunurken,
Toplum önünde,
“KİMSE BENİM ANAMIN BAŞÖRTÜSÜNÜ SİYASİ SİMGE YAPAMAZ…” diye sözler sarfederek,
Oy için şov yapıp, insanları aldattıklarını sanırlar,
işte onlarla hiç işimiz olamaz…
Güya türbana karşı olmayı savunurken,
“BAKIN BENİM ANAMIN DA BAŞI KAPALI” tarzında mesaj vererek,
ben de başörtüsünden yanayım,
ya da dindar bir kimseyim biçiminde hava yaratarak,
halkı aldatıklarını zanneden zavallılarla,
evet tekrar ediyoruz hiç işimiz olamaz!...
x
Durup duruken bunları neden yazıyoruz.
Anayasa Mahkemesi’nin,
“AKP’nin kapatılması” ile ilgili kararını,
şıkırdam şıkırdam diye oynayıp zıplayarak,
sevinç vesilesi yapan,
kimi “TÜRBANSIZLAR” ın aymazlığı ve tutarsızlığı nedeniyle yazıyoruz…
Siz sanıyormusunuz ki;
AKP bundan sonra türbandan ve tarikatlarla içli dışlı olmaktan,
hacıları hocaları devlet kadrolarına atamaktan,
ve ülkeyi din devleti haline getirme çabasından,
ve de dini sömürmekten vazgeçecek,
ve sapına kadar çağdaş, demokrat,
laik ve “ATATÜRKÇÜ” bir parti konumuna dönüşecek?
Eğer böyle düşünüyorsanız,
türban takmasanız da,
sözde laik, demokrat görünsenizde,
bizim size söyleyecek bir sözümüz olamaz.
Buyurun hoplaya zıplaya,
“Aman da AKP, camın da AKP” diye
Şıkırdam şıkırdam diye oynamaya devam edin…
Başka ne diyelim!
ÇÖZÜM MÜ?
Tek yolu var.
ULU ÖNDER ATATÜRK’ün aydınlattığı yolda gitmeyi,
sarsılmaz bir yaşam biçimi haline getirmek,
ve sürekli olarak,
çağdaşlığa, modernliğe ve ileriye doğru koşmak,
koşmak, koşmak!..
Bunun dışında kimse başka çözüm aramaya kalkmasın!
Çünkü yok!
BURHAN ÖZBEY