Son Haberler
30.05.2012 Çarşamba 03:55
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

TÜRK EĞİTİM-SEN İSTANBUL BÖLGE BAŞKANI HANEFİ BOSTAN:
16.08.2010 13:23
İSTANBUL (İHA)- Türk Eğitim-Sen İstanbul Bölge Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, her sene öğretmenlere verilen "eğitim öğretime hazırlık ödeneğinin" tüm eğitim çalışanlarına bir brüt maaş tutarında verilmesini toplu görüşmelerde talep edeceklerini söyledi.
Yazılı açıklama yapan Hanefi Bostan, bu yıl 9.'su yapılan toplu görüşmelerde "eğitim, öğretim ve bilim hizmetleri" kolunda tek temsil yetkisine sahip, en büyük memur sendikası olan Türk Eğitim-Sen olarak katılacaklarını kaydetti. Eğitim sisteminde temel parametrenin, nitelikli işgücü ve iş piyasası analizi olması gerektiğini anlatan Bostan, "Zira endüstrileşme sürecini yeni yeni tamamlayan ülkelerde eğitim süreci istihdam beklentisiyle direk alakalıdır. Okul öncesinden yüksek öğretime kadar geçen süre,
bir bütünsellik düsturuyla ele alınmadığı sürece sınav stresinden dolayı sosyalleşemeyen, birbiriyle kıyasıya yarıştırılan ve kültürel kodlarından koparılan yeni nesillerin devlet eliyle yaratılacağı su götürmez bir gerçekliktir" ifadelerini kullandı.
Bostan, tek başına istihdam sağlamaya hizmet etmenin eğitimin nihai amacı olmadığının altını çizerek, eğitimin asıl amacını şöyle özetledi; "Bireyin beşikten mezara dek yaşam algısını, davranış kalıplarını, toplumdaki yer alış ve karşılık buluşunu, toplumsal olaylara müdahale biçimini, sosyal yaşamındaki tavırları, karakterinin şekillenme sürecini değerler sistematiğimize uygun hale getirmek ve gerçek anlamıyla bireylerden oluşan bir toplum dizaynına katkıda bulunmaktır."
Mili Eğitim Bakanlığı'nın hem tüm mesleki örgütlenmelere hem de bütün sendikalara aynı mesafede olmak zorunda olduğunu dile getiren Hanefi Bostan, "Merkezde bürokrat veya taşrada yönetici olan kişi Milli Eğitim Bakanlığını temsil ettiği gerçeğini aklından çıkarmamalı, hiçbir çalışanını sendikal tercihine göre yaftalama ilkelliğine başvurmamalıdır. Aksi takdirde kamplaşma, ayrışma ve güvensizlik ortamının baş mimarı konumuna gelecektir. Aynı şekilde MEB, siyaset üstü kararlara gelecek nesiller adına imza
koyabilecek özerklikte olmalıdır. MEB, gelecek seçimlerle gelecek nesiller arasında tercih yapacaksa, tercihini gelecek nesillerden yana kullanmak zorundadır. Bu tavır, erdemli olmanın da onurlu olmanın da olmazsa olmaz ölçütüdür" açıklamasında bulundu.
Hanefi Bostan, eğitimde yaşanılan kaosun önemli aktörlerinden birinin de YÖK olduğunu savunarak, şöyle devam etti;
"İdeolojik körlüklerin çekim merkezi haline gelen ve adı dışında hiçbir yüksekliği toplum nazarında kalmayan bu kurumun; siyasi mülahazalardan bağımsız bir şekilde yeniden ele alınması ve yapısında değişikliğe gidilmesi, toplumsal bir zorunluluk halini almıştır. Fakat YÖK'ten şikâyetçi olan her siyasi iktidarın bir süre sonra YÖK ü ele geçirme kavgası vermesi ve yapısal değişiklik beklentilerini yok sayması, siyaset kurumunun Milli Eğitim ve YÖK ü nasıl arabeskleştirdiğine güzel bir örnektir. Siyasi
kaygılarla YÖK'ü yeniden yapılandırmayan, yeni bir YÖK kanununu meclise getirmeyen siyasi erkin, mesleki eğitimin sorunlarını da katsayı sorununu da çözmesi mümkün değildir. Yüksek öğretimin sorunlarına deva olmayan, üniversite kapılarında bekleyen yığınlara pişkince el sallayan, üniversite mezunu milyonlarca işsize inat plansız programsız fakülte açmayı maharet sanan algının Yüksek Öğretimden tasfiyesi de bir başka zarurettir. Öte yandan üniversite çalışanlarının idari ve ekonomik sorunları çözülmedikçe
bilimsel çalışmadan ve araştırmalardan sonuç beklemek fazla iyimserlik olacaktır."
Fiziksel altyapı ve öğretmen sayısının da önemli sorunlardan birisini oluşturduğunu kaydeden Hanefi Botsan, öğretmen başına düşen öğrenci sayısının her kademede azaltılması ve öğretmensiz sınıf kalmaması gerektiğini vurguladı. Bostan, okullarda sağlık personeli istihdam edilerek öğrencilerin ilköğretimden itibaren sağlık kontrolleri ve taramalarının periyodik olarak gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi.
Türk Eğitim-Sen İstanbul Bölge Başkanı Hanefi Bostan, bir başka büyük ve hayati sorunun da eğitim çalışanlarının küresel ekonomik krizin etkisiyle daha da yoksullaşması ve çok zor bir sürece doğru itilmesi olduğunu belirtti. Her toplu görüşme sürecinde dile getirdikleri "insanca yaşayabilecek ücret" isteklerinin artık bir karşılık bulması gerektiğini ifade eden Bostan, "Ne hayatı devam ettirmede ne de kişisel ve mesleki gelişimde, bu sorunu yok saymamız mümkün değildir. Eğitimcilerin zihni antrenmanında
ve mesleki gelişiminde bir insan ve ebeveyn olarak insanca yaşama hakkını istemesine, siyasi erk her zamanki vurdumduymazlığıyla ele alırsa, çalışanların büyük bir hayal kırıklığı yaşayacağı ve bunun da büyük bir öfke yaratacağı siyaset kurumunca mutlaka hesap edilmelidir. Yöneticilerine güven duymayan bir eğitimci ordusunun verimli olmasını beklemek, eğitimcilere insanüstü anlamlar yüklemek demektir" açıklamasında bulundu.
Kurumlar arası ücret dengesizliğinin ivedilikle giderilmesi, her sene öğretmenlere verilen "eğitim öğretime hazırlık ödeneğinin" tüm eğitim çalışanlarına bir brüt maaş tutarında verilmesinin de talepleri arasında olduğunu anlatan Bostan, şöyle devam etti;
"Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul ve kuruluşlarda görev yapan memur ve hizmetli çalışanların görev tanımlarındaki ve çalışma saatlerindeki belirsizlikten ötürü fazla mesaileri ödenmemektedir. Ek ders ücretleri konusunda sık sık değişikliklere gidilmiş ve adeta öğretmenlerin ek ders ücretlerini kesintiye uğratabilmek için insan aklını zorlayan uygulamalara gidilmiştir. 2007 toplu görüşmelerinde dile getirerek adım atılmasını sağladığımız "Eşit İşe Eşit Ücret" konusunda yapılan iyileştirmelerin
devam etmesini ve 2012 yılının ilk yarısında tamamlanacağı sözü verilen iyileştirme çalışmalarına yaşanan problemler ve haksızlıklar giderilerek hız verilmesini istiyoruz. 4/B ve 4/C kapsamında görevlendirilen ve her türlü zorlukla mücadele eden çalışanların problemlerini de toplu görüşme masasına taşıyoruz"
"Bu toplu görüşmelerde de siyaset hakkımızı da içeren toplu sözleşme ve grev hakkı talebimizi dile getireceğiz ve bunun için mücadele vereceğiz" diyen Bostan, imzalanan uluslar arası sözleşmelerin ve önceki toplu görüşmelerde verilen sözlerin yerine getirilmemiş olmasını yeniden dile getirip bu hakkı almak adına ne gerekiyorsa yapacaklarını belirtti. toplu görüşmelerin ana eksenini geçen sene olduğu gibi bir sonraki yılın zam oranı ve sendikal hakların oluşturacağını anımsatan Hanefi Bostan, "Türk
Eğitim-Sen açısından toplu sözleşme ve grev hakkı vazgeçilemeyecek bir haktır ve dönülmez bir yola girilmiştir. Gerek ülkemizin imza altına alarak, uygulamayı kabul ettiği uluslar arası sözleşmeler, gerekse dillerden düşürülmeyen demokratikleşme arzusu kamu görevlilerinin Toplu Sözleşme ve grev hakkına kavuşmasını zorunlu kılmaktadır. Sendika olarak en büyük temennimiz, kamu görevlilerinin en kısa sürede Toplu Sözleşme Grev ve siyaset yapma hakkını elde etmesi ve tüm bu sorunların çözülerek hizmet alanla
hizmet sunanın ortaklaşa memnuniyetinin sağlanabilmesidir" açıklamasında bulundu.
(ÇK-ÖK-Y)

16.08.2010 13:23:01 TSI
NNNN
YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.