Son Haberler
30.05.2012 Çarşamba 04:01
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

Türk Kızılayı "HIV" iddiasını doğruladı
Türk Kızılayı Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar, Türk Kızılayı kanından HIV virüsü bulaştığı iddialarını doğruladı. Akar, bağışçının ilk bağışı sırasında HIV enfeksiyonunun "pencere dönemi"nde olduğunu, bu nedenle laboratuvar testlerinin negatif bulunduğu belirterek, "6 ay sonra gerçekleşen ikinci bağışına kadar HIV virüsü ve belirteçlerinin testlerde saptanabilir düzeye gelmesinden dolayı testlerin pozitifleştiği anlaşılmaktadır" dedi. 09.02.2012 15:34

 ANKARA (ANKA) - Türk Kızılayı Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar, Türk Kızılayı kanından HIV virüsü bulaştığı iddialarını doğruladı. Akar, bağışçının ilk bağışı sırasında HIV enfeksiyonunun "pencere dönemi"nde olduğunu, bu nedenle laboratuvar testlerinin negatif bulunduğu belirterek, "6 ay sonra gerçekleşen ikinci bağışına kadar HIV virüsü ve belirteçlerinin testlerde saptanabilir düzeye gelmesinden dolayı testlerin pozitifleştiği anlaşılmaktadır" dedi.
Akar, medyada "HIV Vakası" başlığıyla çıkan haberler nedeniyle, Türk Kızılayı Genel Merkezi'nde bir basın toplantısı düzenledi.

-"KAN KIZILAY'IN DEĞİL, TOPLUMUN KANI"-

HIV'li bağışçıdan alınan kanın 3 hastaya verildiğini ve 2'sinin hayatını kaybettiğini doğrulayan Akar, haberlerde Kızılay kanı olarak belirtilen kanın, Kızılay kanı değil toplumun kanı olduğunu söyledi. Kanın, Kızılay tarafından üretilmemiş, hastalık bulaştırılmamış, sadece bir ihtiyaç sahibine ulaştırılmak üzere toplumdan emanet alınmış olduğunu öne süren Akar, söz konusu kan bağışçısının, 17 Mart 2011 tarihinde Kuzey Marmara Bölge Kan Merkezi tarafından organize edilen sivil ekibe gönüllü olarak ilk kan bağışında bulunduğunu kaydetti. Aynı gün, Kan ve Kan Ürünleri Yönetmeliği'nde belirtilen zorunlu testlerin yapıldığını ve test sonuçlarının negatif çıktığını aktaran Akar, şöyle devam etti:
"Aynı bağışçı, yaklaşık 6 ay sonra, 28 Eylül 2011 tarihinde ikinci defa kan bağışında bulunmuştur. 29 Eylül 2011 tarihinde bağışa ilişkin serolojik testlerin pozitif çıkması üzerine sırasıyla doğrulama laboratuvarında 03 Ekim 2011'de test pozitifliği doğrulanmış, alınan numune İl Sağlık Müdürlüğü Referans Laboratuvarı'na gönderilmiş ve pozitif sonuç 14 Ekim 2011 tarihinde kesinlik kazanmıştır. Kesinlik kazanan pozitif sonuç, bağışçıdaki ciddi istenmeyen olayın Sağlık Bakanlığı'na sunulması amacıyla Bölge Kan Merkezi tarafından D-86 isimli raporlama formu doldurularak İl Sağlık Müdürlüğü' ne bildirilmiş ve bağışçı Bölge Kan Merkezi'ne davet edilerek durum kendisine aktarılmıştır. Bağışçının ikinci bağışının HIV pozitif olması üzerine kan bileşenleri imha edilmiş ve pencere dönemi ihtimali nedeniyle, bağışçının mart ayındaki bağışının ardından elde edilen kan bileşenlerinin nakledildiği hastaların kontrol edilmesi amacıyla hastanelere yazılı bildirimlerde bulunulmuştur."

-PENCERE DÖNEMİ NEDİR?-

Akar, "pencere dönemi"ni, kanın, kişinin virüse maruz kalmasıyla kanındaki virüs ve virüs belirteçlerinin henüz testlerde saptanabilir düzeye ulaşmadığı dolayısıyla "negatif" bulunduğu zaman dilimi olarak tanımlayarak, "Kişinin vücudunda enfeksiyon etkeni olduğu halde, yani bulaştırıcı olduğu halde testlerin "negatif' bulunduğu dönemdir" dedi.
Söz konusu bağışçının ilk bağışı sırasında HIV enfeksiyonunun "pencere dönemi"nde olduğunu, bu nedenle laboratuvar testlerinin negatif bulunduğunu belirten Akar, şunları ifade etti:
"Pencere dönemindeki virüsün mevcut tibbi teknolojilerle ertesi gün veya ertesi hafta tespit edilmesi mümkün değildir. Bu süre bazı kaynaklarda aylarca sürebilmektedir. Bu nedenle kan bağışı öncesinde bağışçının verdiği doğru bilgilerin tüm testlerden daha çok değeri vardır. Bağış öncesi bağışçı sorgulama anketi ile riskli hastaya bulaş açısından riskli durumlar sorgulanmakta ve bu sorulara evet yanıtı veren kişilerden kan bağışı kabul edilmemektedir. Eğer kan bağışçıları gerçek dışı beyanda bulunurlarsa, yapılan tüm test ve işlemlere karşın hastalık bulaşma riski bulunmaktadır.
Bağışlanan tüm kanlar, bağışçının sorgulama formundaki beyanı ne olursa olsun Kan ve Kan Ürünleri Yönetmeliği gereği Hepatit B, Hepatit C, HIV ve Sifilis testlerinden geçmektedir. Bu testler yapılmaksızın kanların hastanelere gönderilmesi gibi bir durum söz konusu değildir."(ANKA)
(AYÇ/ÖMR)

YORUMLARINIZ
DR.X - 10.02.2012 10:20
Bu bir sıkandal ve çok tehlikeli.
Kızılay gibi büyük bir devletin yardım kuruluşu nasıl olursa,bağışlanan kanların tahlilini iyi yapmadan biriktiri ki.
Alınan kanların içinden numune alınarak derhal tahlili yapılmalı,bu şekilde hep vericinin hastalıkları ortaya çıkarılıp,ödüllendirilmeli,hem de ihtiyacaı olacakları yüzde yük temiz kan bverilmesini sağlamalı.
İnsanı kurtaracağım derken aptalca davranıp öldürmek de,katilliktir.
Bu modern çağda,bağışlanan kanların içindeki hıv vürüslerini göremiyorsanız,size yazıklarolsun denilir,başka birşey yok.
Herşeyi çok ucuza getirmek gibi kötü alışkanlıklardan vaz geçip,insanın yaşmına saygılı olun lütfen.Avrupada,bir hayvana,bir kediye bile kan lâzım olursa,bu derce rizikolu kan verilmez.Sizler salakca insana hiv virüsü taşıyan kan veriyorsunuz.
ALLAH SİZİ ISLAH ETSİN,BAŞKA NE DİYELİM.
KONUŞTULARMI,BİLGİÇLİK TASLARKEN,DİLLERİ PAPUÇ GİBİ.
turgay - 09.02.2012 21:48
ilhan bey sağlıkcı değilsiniz herhalde gayet güzel açıklamada yapılmış artık o açıklamaya rağmen anlamıyorsanız sizde sorun var demek pencere dönemi nedir daha doğrusu hıv virüsü nedir onu araştırın ve iftira atmayın günahtır yazıktır yukarda Allah var ondan korkun
İLHAN - 09.02.2012 15:38
KIZILAY YAPTI YİNE YAPACAĞINI
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.
1