TÜRK MİLLETİNİN KİMLİĞİ VE ULUS DEVLET
Gelelim şu kimlik meselesine… Daha çok terör örgütü PKK’ya inanan ve alet olan Kürt vatandaşlarımızdan bir bölümü; bir süredir şunu isteriz bunu isteriz, olmazsa ayrılırız gibisinden anlamsız istek ve dayatmalarda bulunmanın gafleti içerisindeler.
DTP adlı partinin de kafa karıştırıcı yaklaşım ve uygulamalarıyla Türkiye’yi kendilerinin de çok büyük ölçüde zarar göreceği bir maceraya sürüklediklerinin ne yazık ki ayrımında değiller…
50 yıldır kavuşmak için özlemle peşinden gittiğimiz Avrupa Birliği ülkelerinde yaşamakta olan çeşitli milletlere mensup insanlar; kimlikleri konusunda hangi duygu ve düşünce içerisindeler bir de ona bakalım…
2000 yılının baharında, Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde çok geniş bir kamuoyu araştırması yapıldı. Bu araştırmada sorulan şuydu: “Kimliğinizi nasıl tanımlıyorsunuz, kendinizi ne kadar Avrupalı görüyorsunuz?”
Aşağıda okuyacağınız araştırma sonuçları ve “sonuç” başlıklı son değerlendirme yazar Yılmaz Dikbaş’a aittir. Kaan Turhan kitabında bunu alıntı yaparak değerlendirmiştir (*)
İNGİLTERE:
İngiltere Sadece İngiliz’im yüzde 64
Önce İngiliz’im, sonra Avrupalı Yüzde 26
İTALYA:
Sadece İtalyan’ım yüzde 60
Önce İtalyan’ım, sonra Avrupalıyım yüzde 25
İSVEÇ:
Sadece İsveçliyim yüzde 60
Önce İsveçliyim, sonra Avrupalıyım yüzde 32
İSPANYA:
Sadece İspanyol’um yüzde 59
Önce İspanyol’um, sonra Avrupalıyım yüzde 28
YUNANİSTAN
Sadece Yunan’ım yüzde 54
Önce Yunan’ım, sonra Avrupalıyım yüzde 39
FRANSA:
Sadece Fransız’ım yüzde 53
Önce Fransız’ım, sonra Avrupalıyım 26
HOLLANDA
Sadece Hollandalıyım yüzde 52
Önce Hollandalıyım, sonra Avrupalıyım yüzde 38
İRLANDA
Sadece İrlandalıyım Yüzde 56
Önce İrlandalıyım, sonra Avrupalıyım yüzde 36
FİNLANDİYA
Sadece Finliyim yüzde 55
Önce Finliyim, sonra Avrupalıyım yüzde 40
AVUSTURYA
Sadece Avrupalıyım yüzde 52
Önce Avusturyalıyım sonra Avrupa yüzde 32
ALMANYA
Sadece Almanım yüzde 44
Önce Almanım, Sonra Avrupalıyım yüzde 39
Sonuç:
Yukarıda ki tablolar bize, Türkiye’de uzun süredir bazı çevrelerce kabul ettirilmeye çalışılan “ulusal sınırlar artık kalktı” , “ulus devletler yıkıldı” , “ulusalcılık bitti” yollu söylemlerin doğru olmadığını kanıtlamaktadır.”
X
Bu durumda “alçakların son sığınağı milliyetçiliktir” gibi dış güçlerin ürettiği ve bizim ünlü profesör ve yazarlarımızın “ne güzel söz” ya da “ne isabetli açıklama” havasında kapıp hemen okurlarına sunduğu sözleri savunmanın ya da böyle bir rezilliği topluma empoze etmenin bir anlamı yok!..
“Emperyalist akbabalar” tabi ki ülkeleri önce içten yıkmak sonra da ele geçirmek için böyle yıkıcı sözler üretebilir ve hedef seçtikleri ülkelerin halkının beynini yıkayamaya çalışabilirler. Çünkü onların en büyük korkusu milli ve manevi değerlerine sıkı sıkıya bağlı ve bunlardan hiçbir zaman ödün vermeyen halkları, milletleri karşılarında görmeleridir…
Ülkenin yönetiminde 7 yıldır icrai faaliyette bulunan AKP iktidarı; ne yazık ki saltanatlarını sürdürmenin hesabıyla, dışardan gelen yıkıcı, bölücü faaliyetlerin bilip bilmeden neredeyse iç destekçisi durumuna gelmiş durumdadır.
Krizin başlarında Türkiye’ye dışardan gelen ve kaynağı belli olmayan 8,5 milyar dolardan söz ediliyor. Bu paranın geliş yeri ve nedeni hakkında Merkez Bankası’nın dahi haberi olmadığı iddia edilirken, böyle bir para akımının gizlice ülkeye gelişini normal karşılayabilir misiniz? Bu kadar büyük parayı kim/kimler ne amaçla Türkiye’ye göndermişlerdir. Hesapları kitapları neydi? Bilmemiz gerekmez mi?
Türk halkı ne yazık ki, ülke adına ve kendi yaşamsal süreçleri açısından çok önemli pek çok gerçeği bilmemekte. Neden bilmiyor? Çünkü son yıllarda kimi olgu ve olayların sürekli sır perdesi altında kaldığını görmekteyiz. “Devlet sırrıdır” paravanasının arkasına saklanılarak, ülke kaderinde rol oynayan önemli gerçekler halkın bilgisi dışında tutulmaktadır… Başbakan’la Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın Dolmabahçe’de yaptıkları 2 saat süren gizli görüşme gibi…
Son Söz:
Sürekli yazıyoruz…
Artık uyanmanın zamanı çoktan geldi ve geçmekte…
Sevgili halkımızın ülkede neler oluyor bitiyor gerçeğini bilmeleri konusunda beklenen duyarlılık sınırına gelmesi gerekir. Din simsarlarının dini kullanarak toplumu duyarsız ve “uysal koyun” haline getirme çabalarının mutlaka önü alınmalı!... Aksi halde “Basra harap olduktan sonra” yapılabilecek bir şey kalmayacaktır.
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com
(*) Bkz. “Türk okullarının çöküşü Türk Gençliğinin çözülüşü” Kaan Turhan – Toplumsal Dönüşüm Yayınları ve “Ulusula Kimlik” Müdafaa –i Hukuk Dergisi Eylül 2003, sayı 61 s. 17