TÜRK OLMAK VE MAYINLI ARAZİLER
“Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.”
Mustafa Kemal Atatürk.
O halde, Türkiye Cumhuriyetini kuran; Lazlar, Boşnaklar, Arnavutlar, Gürcüler, Çerkezler, Kürtler vs tüm değişik etnik kökenli vatandaşların oluşturduğu bu millete Türk milleti denir. Tabi ki Türk milletinin bireylerine Türk denir…
Peki, bu ülkede yıllardır yaşadığı ve ülkenin vatandaşı olduğu halde, “biz Türk değiliz, Kürt’üz diye kimler neyin savaşını veriyor. Bozguncu amaçlı bir yerlerden aldıkları desteklerden ötürü… Kimseye sen neden Kürt’sün diye hesap soran yok.
Kardeşim, Kürt’sen Kürt’sün, Laz’san Laz’sın, Çerkez’sen Çerkez’sin, Boşnak’san Boşnak’sın vs. sana bu yönde bir şey diyen mi var? Hangi etnik kimlikten olursan ol, eğer T.C. vatandaşıysan senin üst kimliğin Türk’lüktür…
Bu satırların yazarı olarak diyoruz ki, kimilerinin hiç hoşuna gitmese de biz de Türk’üz… Türk’üm demek suçsa, suçun cezası neyse ona da razıyız…
Türk’üm demek ya da Türk olmak suçsa…
En büyük suçlu, Büyük Kurtarıcımız Ulu Önder Atatürk’tür.
Türkün atası olarak, her halde böyle bir büyük suç karşısında(!) masum olduğu düşünülemez…
X
Peki, neden bugün böyle bir yazı ile okur yani sizlerin karşısına çıktık… Hemen söyleyelim. Son bir hafta on gündür, gelişen kimi olaylardan ötürü milliyetçilik duygularımız doruğa çıktı da ondan…
Mayınlı arazilerin temizlenmesinin İsrailli firmalara verilerek, temizlenen alanın 49 yıllığına araziyi temizleyen firmalara (muhtemelen İsrailli firmalara) verileceği yönünde ki gelişmeler kanımıza dokunduğu için…
Neymiş Efendim TSK işin üstesinden gelemezse, Maliye Bakanlığı’
da biz bu işin altından kalkamayız derse, Güneydoğu bölgemizde ki iki Kıbrıs büyüklüğünde sınır arazisi, mayınların temizlenmesi karşılığında 49 yıllığına ihaleyi kazanan firmaya tarım amaçlı kullanması koşuluyla verilecekmiş…
Güneydoğu’da 350 Km.lik sınır boyu uzanan yaklaşık 650 dönümlük arazi, şayet ihaleyi kazanırsa yabancı bir firmaya buyurun burası yarım asır, yani 50 yıl toprağımız sizin olsun, tepe tepe kullanın denilecekmiş…
Bir türlü mantığımız ve vicdanımız böyle bir düşünceyi ve uygulamayı kabullenemiyor! Kabullenmesi de kesinlikle olanaklı değil!
Biz nasıl sınır (vatan) topraklarımızı bir yabancı firmaya özellikle de İsrailli bir firmaya; alın güle güle 50 yıl kullanın diye kendi elimizle teslim edebiliriz ki…
12 Haziran Cuma günü saat 20.00 – 22.00 saatleri arasında Saadet Partisi GİK üyesi Prof. Dr. Oya Akgönenç Kocaeli TV ‘deki canlı olarak yayınlanan “Serbest Kürsü” programımıza konuk oldu.
Mayınlı arazilerin temizlenmesi konusunda ki gelişmelere ve TBMM’de çıkan Yasa’ya dair yaptığı açıklamalar son derece dikkat çekici ve düşündürücüydü.
Programı izleme şans ve fırsatı bulan izleyiciler; konuğumuz Sayın Akgönenç’in yaptığı önemli açıklamalar karşısında, ülke ve millet olarak nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzu, eminiz ki şaşkınlık ve ürküntü içerisinde izlediler…
Programda Prof. Dr. Oya Akgönenç’in açıklamalarından öğrendik ki; bizim Türk firmaları, dış ülkelerde mayınlı arazileri temizleme işi yapıyormuş. Ülkemizde bu işi yapan firmalar varken, neden bir yabancı firmaya özellikle de İsrailli bir firmaya, gelin arazilerimizi temizleyin, karşılığında size topraklarımızda 50 yıl kullanma (oturma) izni verelim!
İsrail devleti nasıl kuruldu? Filistin topraklarına önce kiracı olarak, sonra satın alarak yerleşmedi mi? Kıbrıs nasıl elden gitti? İngilizlerin Adaya nasıl gelip yerleştiler…
Bunlar bilinmeyen şeyler mi? Pek çok insanımızın bildiği bir konu.
O halde, bir türlü anlam veremediğimiz bu rahatsız edici gelişmeler neden? Neden hâlâ İsrailli firmaların kedinin ciğerin peşinden ayrılmadığı gibi topraklarımızın peşine düşmüş olmasından rahatsız olmuyoruz. Basiretimiz nerede ve neden bağlanıyor…
Son söz
Toprak vatandır.
Vatansız (topraksız) vatansever olunmaz!
“Söz konusu vatansa gerisi teferruattır.”
Topraklarımız yabancı firmalara (İsrailli) firmalara kendi elimizle paşa paşa teslim edilemez…
Toprak kan dökülerek kazanılır, gerekirse de sonuna kadar kan dökülerek savunulur.
BURHAN ÖZBEY