TÜRKÇE OLARAK OKUNAN DUA KABUL OLMAZ MI?
Demokrat Parti’nin 14 Mayıs 1950’de iktidara gelmesiyle, bir ay içinde ezanın yeniden Arapça okunmasının yolu açıldı.
O gün bugündür, Türkiye’de ki Müslümanlar, ezanı minarelerden Arapça olarak dinliyor…
Milyonlarca insan Arapça bilmedikleri için de kutsal kitaptaki ayetlerin ne anlama geldiğini bilmiyor…
DSP eski milletvekillerinden Sayın Mail Büyükerman televizyonda yaptığı bir söyleşi sırasında haykırıyordu:
“1400 senedir Kur’an anlaşılmadan okunuyor!”
Sayın Büyükerman;
“kutsal kitap” Türkiye’de kendi dilimizle okunmadığı için, insanların (ülkemizde) 1400 yıldır “Kur’an’ın ne söylediğini anlamadan” okuduklarını büyük üzüntü ile ve “sosyal sorumluluk” duyguları altında dile getiriyor.
Kuran’ı Türkçe okumak günah mı?
Ya da Kur’an’ın ve duaların Türkçe olarak okunması sonucu; Allah’a olan inancın, sevap kazanmanın, Arapça okunması gibi kabulü gerçekleşmez mi?
Bir başka ifadeyle Kur’an (dualar)Arapça okunduğunda makbul olurken, Türkçe (ana dilde) okunduğunda bir anlam ifade etmiyor mu? Allah indinde ya da sevap kazanmada geçersiz mi sayılıyor?
Konuştuğumuz din uzmanları ve okuduğumuz kitaplardan öğrendik ki; “Türkçe ibadet”in dine Kur’an’a aykırılığı yok.
Biz böyle bilgi edindik.
Ancak konuyu önümüzdeki günlerde kimi din bilginleriyle ile görüşüp bu konuda ki düşüncelerini alacağız. Bakalım nasıl bir görüş ortaya çıkacak göreceğiz.
Yazımızı şöyle bitirmek istiyoruz.
Fatiha süresini Arapça değil de, aşağıdaki Türkçe şekliyle okumuş olsak kabul olmaz mı?
Daha açık ifade ile Allah’a kendi dilimiz olan Türkçeyle ibadet edip yakarmış olsak, duamız Tanrı indinde kabul görmez mi ve (eğer salt dua okumakla da sevap kazanılıyorsa) sevap hanesine yazılmaz mı?...
Fâtiha Suresi
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1. Rahman (ve) rahim (olan) Allah’ın adıyla.
2. Hamd (övme ve övülme), alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
3. O, rahmandır ve rahimdir.
4. Ceza gününün malikidir.
5. (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.
6. Bize doğru yolu göster.
7. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!
“Hazreti Muhammed önce insandı.
“Hz. Muhammed’in çağının insanı olarak somutlaşan portresi kendi gerçekliği içerisinde çok daha ilginçtir… Hz. Muhammed elinde çatallı bir sopa ile sokaklarda dolaşan karanlık suratlı ve kara sakallı o malum çehreye çok uzaklardan bakar. Okuduklarımdan bende kalan izlenimlerle çizdiğim güzel resmi bazen somut ve insani kimliğe dönüştürmek istiyorum. Peygamberimi gönül gözüyle görmeye çalışıyorum. Zamanın ölçüleri içinde şık giyimli, itinalı traş olmuş, boyalı pabuçları ve pırıl pırıl kravatı ile dikkat çeken bir silüet beliriyor gözümün önünde. Ve ben bu tahayyülün Hz. Muhammed gerçeğine uygunluğuna bütün içtenliğimle inanıyorum…” (*)
BURHAN ÖZBEY
(*) Kur’an’ı Soldan Okumak – Faruk Erginsoy – Güncel Yayıncılık – Ağustos 2008 Syf: 396