(ANKA) - Ekonomik krizin ısrarla görmezden gelinmeye çalışılsa da icra ve iflaslarının sayısının korkutucu boyutlara ulaştığını ifade eden Yokuş, ülkenin hızla kargaşa ve kaosa sürüklendiği uyarısında bulundu.
Türkiye'nin hızla kargaşa ve kaosa sürüklendiğini ifade eden Yokuş, her konuda içi boş bir açılım kargaşası yaşandığı, etnik ayrımcılığı körükleyen bu anlayışın Türkiye'yi bir iç karğaşaya götürecek boyutlara ulaştığını iddia etti. Yokuş, hükümetin bir yandan hukukla, bir yandan da Türk Silahlı Kuvvetleri'yle kavgaya tutuştuğunu dile getirerek, "Kurumlar hedef alınmamalıdır. Kurumların yıpratılması hiç kimseye fayda getirmez" dedi.
Türk Büro-Sen Genel Başkanı Yokuş yaptığı yazılı açıklamada Türkiye'de işsizliğin ve yoksulluğun dayanılmaz boyutlara ulaştığını vurguladı. Açıklamasında hükümetin işsizliği azaltma, sağlıklı istihdam yaratma ve yoksullukla mücadele için dişe dokunur bir gayret ve çaba göstermediğini belirten Yokuş, "Ekonomik krize, Türkiye'nin kötü yönetilmesi de eklenince Türkiye'nin yaşanabilir bir ülke olmaktan çıkmıştır. Türkiye hızla kargaşaya ve kaosa sürüklenmektedir" dedi. Ekonomik kriz ısrarla görmezden gelinse de, icra ve iflasların sayısının korkutucu boyutlara ulaştığına değinen Yokuş, işini kaybetmiş, borç batağına sürüklenmiş yüz binlerce vatandaşın büyük aile dramları yaşadığını vurguladı.
Türkiye'nin toplumsal çözülmenin eşiğine geldiğini ifade eden Yokuş, suç oranlarının ve intihar vakalarının arttığını vurguladı. Cumhuriyet tarihi boyunca görülmemiş bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu dile getiren Yokuş, ceza ve tevkif evlerinde mahkum ve tutuklu sayısının 100 bin barajını geçerek 115 bine ulaştığını kaydetti. İki milyon insanın kredi kartı borcunu ödeyemeyerek evlerine ve iş yerlerine gelen haciz şokuyla karşılaştığını kaydeden Yokuş, arkası yazılan çek sayısının milyonları aştığını, ödenmeyen senet sayısında rekor yaşandığının altını çizdi.
-"EKONOMİK KRİZ ZENGİNİ DAHA ZENGİN YAPTI"-
Türkiye'de zenginlerinin mal varlıklarını daha da artırırken, fakirlerin sofralarındaki ekmekten tasarruf etme durumuna düşürüldüğünü belirten Yokuş, "Türkiye'de sadece 1 yılda 9 bin kişi daha milyonerler listesine eklendi. Milyarder sayımızda 16'dan 28'e yükseldi, Gelir adaletsizliğinin olumsuzlukları, suç oranlarında patlama yaşanmasını kaçınılmaz hale getirdi.
Hızla zenginleşen bir kesim, dünyadaki zenginler listesine girerken, Türkiye hala dünyada işsizlik rekortmeni bir ülke durumundadır" dedi.
-"SUNİ GÜNDEMLERLE HALK AVUTULUYOR"-
Dış politikada itibarımız artıyor yalanlarıyla vatandaşın avutulduğunu ileri süren Yokuş, son 7.5 yıllık AKP iktidarında, sözde Ermeni soykırımını tanıyan ülke sayısı, son olarak İsveç'in de sözde soykırımı meclisten geçirmesiyle birlikte 11'den 20'ye çıktığını anımsattı. Yokuş, Türkiye'nin stratejik ortağı olarak lanse edilen ABD'de de Temsilciler Meclisi'nde sözde soykırım tasarısının geçtiğini anımsattı.
-"İÇİ BOŞ AÇILIM KARGAŞASI YAŞANIYOR"-
-Hükümetin son bir yıldır ABD'nin dayatmasıyla bir açılım sevdasına kapıldığını belirten Yokuş, etnik ayrımcılığı körükleyen bu anlayışın Türkiye'yi bir iç kargaşaya götürecek boyutlara ulaştığını ileri sürdü. Bunun çıkmaz bir yol olduğunu iddia eden Yokuş, bu yoldan derhal dönülmesi gerektiğini vurguladı.
-"HÜKÜMET KURUMLARLA ÇATIŞMAKTAN VAÇGEÇMELİ"-
Hükümetin bir yandan hukukla, bir yandan Türk Silahlı Kuvvetleri'yle kavgaya tutuştuğunu kaydeden Yokuş, güçler ayrılığı prensibinin hiçe sayılarak yargının ve yasamanın vesayet altına alınmaya çalışıldığını bildirdi. Kurumların yıpratılmasının hiç kimseye ve Türkiye'ye fayda getirmeyeceğini ifade eden Yokuş, "Tam tersi güvensizlik ortamı yaratılmasına sebep olur. Bu nedenle hükümeti uyarıyoruz: Kurumlarla çatışmaktan vazgeçmeli. Hukukun üstünlüğüne saygı göstermeli" dedi.
-"KAMU ÇALIŞANLARI YÜK OLARAK GÖRÜLÜYOR"-
Hükümetin kamu çalışanlarını sevmediğini, devletin sırtında bir yük olarak gördüğünü ileri süren Yokuş, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
"Şimdi de yeni bir oyunun peşine düşmüştür. Verdiği sözleri tutmamakta oldukça mahir olan iktidar, grev ve toplu sözleşme taleplerimiz konusunda sadece yasal bir düzenleme yapılmasının yeterli olmasına karşın, bu hakları Anayasa değişikliğinin içine koymaya çalışarak hem iş güvencemize göz dikmekte hem de memurların Anayasa değişikliğine desteğinin alınmasını hedeflemektedir. Bu oyundan vazgeçilmelidir. Uluslar arası sözleşmeler ve Anayasa'nın 90'ınca maddesi bu hakkı kamu çalışanlarına vermektedir. Türkiye ILO'da kara listeye alınmış, teknik yardıma muhtaç ülke konumuna düşürülmüştür. Bu kara tablonun sorumlusu elbette çalışanlar değil, hükümettir. İktidara geldikleri günden beri, kamuda yaptıkları ayrımcılık ve çalışanların haklarını geriye götürdüklerinin bir tezahürüdür."