BYE - Lübnan'da İngilizce yayımlanan The Daily Star gazetesinin 7 Eylül 2010 tarihli internet sayfasında, Fadi Hakura imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer alan yorumun çevirisi şöyledir:
Osmanlı İmparatorluğu'nun sona ermesiyle Avrupa'nın Türkiye'nin kurtarıcısı olduğuna dair geleneksel görüş, Türkiye'nin liberal demokrasi olmayı beceremediği ya da buna isteksiz olduğu konusunun üzerinde durdu. Bu yanlış görüş, kültürel ya da siyasi realitelerden kaynaklanmıyor, aksine bu bir tarihsel rastlantı.
AB üyelik süreci koma halindeyken Türk toplumu daha büyük bir demokrasi, laiklik ve modernizasyon sürecine doğru yol alıyor. Anketler, Türklerin; daha manevi bir İslam vizyonu, hükûmet yetkililerinin kamusal hesap verme sorumluluğunun ve global ekonomi ile daha derin ilişkilerin olması taraftarı olduğunu gösteriyor. Batılı demokrasilerde olduğu gibi, Türk toplumu da sivil otoritelerin; istihdam olanakları, kaliteli eğitim ve birinci sınıf sağlık sistemi sağlamalarını istiyor. Geçen sene yaşanan bu ideolojik çatışmalar çok az dikkat çekti.
Hindistan'ın ekonomik başarısı, AB'ye üye olmayan bir Türkiye'nin daimi bir ekonomik durgunluğa mahkum olacağı inancına çarpıcı bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. Bundan yalnızca 30 yıl önce, Hindistan'ı düşük büyüme oranlarına mahkum, ekonomik yardıma muhtaç bir ülke olarak görme fikri revaçtaydı. Güneydoğu Asya'daki diğer ülkelerin hızlı ekonomik büyümesine karşın, Hint kültürü yanlış bir şekilde ekonomik büyümeye ters bir olgu olarak görüldü.
İslam'ı Hinduizm'in yerine koyduğumuz zaman, Türkiye kendini Hindistan ile aynı pozisyonda bulabilir. Kültürel olarak dile getirilmeyen bir varsayıma göre, Türkiye; Kürt problemini çözmek, yeni sivil ve demokratik bir anayasayı benimsemek, Müslüman çoğunluğun oluşturduğu toplumda laikliği güçlendirmek ya da sosyal özgürlüğü toplumun temel taşı olarak kabul etmek için gereken unsurlara sahip değil. Buna rağmen, tarih okyanusunda bir damla olarak bu görüş, Türkiye'nin 87 yıllık tarihindeki başarılara ihanet ediyor.
Balkanlar'dan farklı olarak Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmasından sonra, farklı etnik grupları birleştirme konusunda başarılı oldu. İşlevsel bir yasal sistem kuran Türkiye, yarı laik ve demokratik gelenekleri sağlamlaştırıyor, Avrupa, Orta Doğu, Rusya, Orta Asya ve Afrika piyasalarında inşaat, tarım ve tekstil sektörlerinde etkili olan bir grup girişimci sınıfı oluşturuyor.
Tüm bunlar Türkiye'nin büyük sorunlarla karşı karşıya gelmediğini göstermez. Tabii ki karşılaştığı zorluklar var. Türkiye, kültürel haklar ve yoksulluk konusunda hayal kırıklığı yaşayan belirgin bir kısım Kürt nüfusa yönelmekte başarısız oldu. Azınlıkların görüşlerini önemsemeyen, milliyetçi fikirlere tepki gösteren, Müslüman olmayanlara güvenmeyen ve elit tabaka üzerinde sosyal kontrol takıntısını sürdüren, "kazanan her şeyi alır" politikası, çeşitlilik içeren ve modernleşen Türkiye ile ters düşüyor.
Diğer bir deyişle, modern politik ve sosyal değerleri benimsemek açısından Türk toplumu ve iş dünyası görülmedik bir şekilde politikacılarının önünde ilerliyor. Şehirleşme, ekonomik küreselleşme ve demokratik süreç, toplumsal görüntüyü ve gelenekleri değiştiriyor.
Her ne kadar ileriye dönük olsa da kimi zaman duraksayan dinamizmine rağmen; Türkler ve Kürtler, İslam ve laiklik, Doğu ve Batı gibi konulardan dolayı Türkiye, anlaşmazlık dolu bir ülke olarak görülüyor. Bu tartışmalar, anket sonuçlarına göre Suudi Arabistan, İran ve Rusya'yla iş birliği yapmaktansa Avrupa ve de özellikle Almanya ile uluslar arası iş birliği yapmayı tercih eden kamuoyunu görmezlikten geliyor. Bundan dolayı, itibarlı AB üyeliği süreci yokluğunda, Doğu'ya yönelen ve dini olarak siyasallaşmış Türkiye için çok az risk var.
Avrupa, Türkiye'yi bir kenara iterek büyük bir hata yapıyor. Türkiye, kendi fikirlerine güvenen bir geleceğe öncülük ederek Müslüman olan ya da olmayan birçok ülkeye umudun ve ilhamın işareti olarak dikkat çekiyor. Buna rağmen Türkiye açısından, AB'ye olan bağımlılığın azalması "yalnızca Avrupa, Türkiye'nin ve Orta Doğu'daki Arap ülkelerinin liberalleşmesini teşvik edebilir" mitini çürütüyor.